complex 14 Takipçi | 6 Takip

Sibel Tüzün Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:24:00
Sibel Tüzün ''Aşk korku ile yaşanmaz''
Röportaj
Sibel Tüzün

Sibel Tüzün

Beş buçuk yaşındaki kızı Elaya ile birebir ilgilenmek dışında müzik çalışmaları, tiyatrolar ve modern sanat etkinlikleri arasında mekik dokuyor. Bu kadar koşturma arasına bir de yeni bir albüm çıkartan Sibel Tüzün, sorularımıza içtenlikle yanıt verdi.

Yaklaşık on aylık bir aradan sonra aşkı anlatan beş şarkılık EP formatındaki yeni albümü ‘Saten’ ile dinleyicilerinin karşısına çıkan Sibel Tüzün, yeni heyecanlar yaşıyor. Albüme adını veren ‘Saten’ de dahil olmak üzere üç şarkının müziği ve iki şarkının sözleri de yine sanatçının imzasını taşıyor. Cesur ve iddialı sözler, etkileyici bir yorumla Ege ve Akdeniz’in tutkusunu albümü aracılığıyla dinleyicilerine aktaran, onların kalplerine dokunan Tüzün’ün aslında söylemek istediği: “Korkmayın, aşkı doyasıya yaşayın”. Biz de kendisine sorduk aşkı nasıl yaşadığını. Cevabı, “cesurca” oldu. Daha fazlası röportajımızda... Bu albüme kadar aslında boş durmadınız ama bir görünüp bir kayboluyorsunuz.
En son 2003 ‘Kırmızı’, 2004 ‘Kıpkırmızı’, 2005 kızımın doğumu ve yıl sonunda bir single çalışması, 2006 Eurovision Şarkı Yarışması, 2007 ‘Çılgın Dersane Kampta’ sinema filmi, 2008 iki şarkılık single çalışma ‘Aç Telefonu’ ve ‘Yaz Aşkı’, yine 2008 bir Broadway uyarlaması, müzikal ‘Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş’, 2009 caz projeleri, sahne projeleri ve bir çağdaş tiyatro oyunu, 2010 ‘Saten’ albümü... Bu süreçte aslında sinema, tiyatroyu, etkinlikleri takip edenler beni görüyorlardı ama müzik olarak radyolarda olmayınca yokmuşum gibi algılandım.

Bu çalışma nasıl çıktı ortaya?
2009’un sonunda karar verdik albüm çıkartmaya... Bir yıl sürmedi. Albümün supervizör’ü Zeynep Talu, aranjörüm Tansel Doğanay ve Ender Balcı ile birlikte güzel bir ekip oluşturduk. Repertuar oluşunca içimize sinen, rüyalarımıza giren, bizi heyecanlandıran şarkıları da seçtik ve hazırlamaya başladık. 

Sibel Tüzün

Sibel Tüzün

Hangi yönünüzü besleyen şarkıları seçtiniz?
Çok bilinçli bir tercih olmuyor herhalde. Bir şarkı sizi bir yerinden yakalıyor. Ben kendim de ürettiğim için, bir sürü şarkı yapıyorum ama bazen o şarkının zamanı olmuyor, onu seçmiyorum iki üç sene sonra o şarkı tekrar karşıma çıkınca ‘şimdi zamanıdır’ diyorum. Biraz duygusal bir şey sanıyorum, seçimler... Sözleri de net, samimi olsun istedik hepimiz. Zeynep de ben de ayrı ayrı çalışmamıza rağmen o tavırda sözler ortaya çıktı. Saten, dişi bir albüm oldu. Genelde kadın ağzından anlatan bir albüm. O dişi olduğu için bir kıvraklık da var, zarafet de var, biraz naiflik de var ama çok da güçlü tarafları da var. Egelilik, Akdenizlilik aslında bu seçimleri oluşturdu bence. Tam bir puzzle gibi...

Albümünüz kadın gibi, sıcak, kıvrak. Ya siz kendinizi nasıl bir kadın olarak değerlendiriyorsunuz?
Bunların hepsini içinde barındırıyorum. Genelde neşeliyimdir, çalışkan, titiz, hayatı keyifli gören biriyim. Müthiş duygusalım. Ben görünüşte kadın gibi kadın değilim. Dişiyim ama çok önde olan özelliğim değil. Yaratırken, düşünürken daha öne çıkıyor. Normalde yaşarken çok da dişi olmaya vaktim olmuyor benim. Çok çalışıyor, çok üretiyorum. Yaşam içinde koşuşturan, bir yerlere yetişen, birşeyleri organize etmeye çalışan biriyim. Gün içinde zaten aklıma ben dişi miyim diye aklıma bile gelmiyor.

Niye Saten peki?
Aşkı birşeylerle birleştirmeyi seviyorum ben. ‘Kırmızı’da da aynı şeyi yaptım çünkü. Kırmızı birtakım benzetmelerle, dinleyende hayal gücü yaratarak aşkın bir anlamda tarifi, hallerinden birini tanımlayan bir şarkıydı. Saten’de de aynı şey var. Genel olarak hepimizin yaşanacaklardan duyduğu korkuyu anlatıyor. Özellikle aşk ile ilgili öyle korkular var ki, o insanı yalnızlığa mahkum ediyor aslında. Bir şeyleri yaşama korkusuna dönüşüyor. Bu da mutsuz edici bir şey.

 

6
0
0
Yorum Yaz
. .