complex 14 Takipçi | 6 Takip

Şenay Gürler Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:06:00
Şenay Gürler 'Aşkta strateji değil samimiyet önemli'
Röportaj

 

Şenay Gürler

Şenay Gürler

Şenay Gürler, şu sıralar oynadığı iki tiyatro oyunu, bir dizi ve seslendirme nedeniyle yoğun bir koşuşturma içinde. İstanbul’a bayılıyor. Hayatın ona sunduklarından ve aldıklarından çıkardığı çok ders var, her şeye hazırlıklı. Bir şey hariç; anneanne olmak... 

Kanal D’de yayınlanan ‘Sırlar’ diziinde rol alan Şenay Gürler, 24 yaşında bir kızı olan genç ve güzel bir kadın. Yıllarca bekar anne olarak yaşamış. Karşısına evliliği düşündürecek kimse çıkmamış. Ama bu olmayacak anlamına da gelmiyor. Çünkü şu anda fena halde aşık. 

“Güçlü bir kadınım ama gücüm güçsüzlüğümden geliyor. Ayrıca iç sesime çok inanır, onu çok dinlerim. Bana nerede, ne yapacağımı söyler. Şimdiye dek yanıltmadı da.” Yaşından çok genç duruyor. Enerjik ama bir o kadar sakin görünüyor. İzmirli. İstanbul’a gelmeyi öğrencilik yıllarında aklına koymuş. Kızıyla birlikte büyümüş. O yüzden en yakın arkadaşı, 24 yaşındaki kızı Duygu. En büyük zaafı da o. Bugüne dek çok sıkıntı çekmiş ama “Şimdi her şey yolunda” diyor. 

Aynı anda iki tiyatro oyunu ve bir dizide oynuyorsunuz. Müthiş bir enerjiniz olmalı?
‘Çelik Manolyalar’ ve ‘Ay Işığı Tarifesi’ adlı tiyatro oyunlarında ve ‘Küçük Sırlar’ dizisinde oynuyorum. Geçen sezonun ikinci yarısında başlamıştık ‘Çelik Manolyalar’a, bu yıl da aynı hızda devam ediyoruz. 80’li yıllarda çekilmiş, güzel ve bilinen bir filmin tiyatro versiyonu. Amerikan kasabasındaki bir kuaför salonunda geçiyor. Ben oradaki kuaförüm. Altı kadının hayatlarındaki sorunlarını, dayanışmalarını ve ayakta durmalarını çok naif bir dille anlatılıyor. Bu yıl Nedim Saban bir kez daha elden geçirdi, tekrar sahneliyoruz oyunu. ‘Ay Işığı Tarifesi’ ise Alman bir yazarın. Tamamen doğaçlamalarla çıkan bir oyun. Bir kadının günümüzde yaşadığı bir aşk ilişkisini komik bir dille anlatıyor. Strateji mi önemlidir yoksa samimiyet mi önemlidir, bunu tartışıyor. Sonrasında iki oyunun da turneleri olacak.

 



Peki sizce aşkta strateji mi samimiyet mi?
Kesinlikle samimiyet diyorum.

Günümüzde de mi?
Günümüzde genel geçer kurallar olsa bile hala insanın samimiyet kurması gerektiğine inandığım için böyle düşünüyorum. Üstelik bu sadece kadınerkek ilişkisinde değil, dostluk ilişkisinde de geçerli. Kısa vadede kaybettiriyor gibi gözükebilir ama uzun vadede size kesinlikle kazandırır. 

Magazin camiasında samimiyetin olmadığı söylenir. Siz samimiyetten yanasınız. Bugüne kadar kaç dost edindiniz? 
Sadece bizim alanımızda değil genel olarak insan ilişkilerinde öyle bir sorun var. Ben İzmirliyim. Dostluklarımı, arkadaşlıklarımı düşünüyorum; ilişkilerin sınavdan geçmesi gerekir, yaşanmışlık, paylaşımlar, belki arada kavgalar... Bütün bunları bir araya getirdiğimde çok az arkadaşım olduğunu söyleyebilirim. Toplasanız belki 5 kişi. İstanbul’da arkadaşlıklar da zor yaşanıyor. Yine de çok değerli insanlar var tanıdığım. Şanslıyım o açıdan ama onların da sayısı 3’ü geçmez.

Hayatınızda ne kadar ‘Çelik Manolya’sınız?
Hayat öyle bir şey ki, yaşadığınız şeyler sizi katılaştırabiliyor. Şimdiye dek dimdik durduğuma inanıyorum. Zaman zaman yenildiğimi hissettiğim de olmuştur. Ama çok çabuk toparlanmayı bilirim. Bir anda en dipte olmak, bir anda en üstte olmak tuhaf bir şeydir ya, hani o arayı yaşamamak. Benim de yapım buna çok uygun aslında. Bazen tam dibe vurursunuz ama ertesi günü sanki bir itici güç sizi yukarı çıkartır. Hep şunu derim; ‘Hayatla aramdaki bağ pamuk ipliğine bağlı’. Çok zayıf olduğu kadar bir o kadar da güçlü bir pamuk ipliği o. Bazı konularda daha önceleri sert olduğumu düşünmüşümdür. Artık çok farklı yerlerden bakılabileceğini, bir insanın her an, her zaman değişebildiğini gördüğüm için, değiştiğimi ve dönüştüğümü, bunun da her zaman süreceğini düşünüyorum. Bükemediğim yanlarım, zaaflarım var, onları daha yakından tanıyıp çözmeye çalışıyorum.

“Avrupa Yakası’ndaki Fatoş karakteri daha çok tanınmamı sağladı. Ayrıca eskiden topuklu ayakkabı giymezdim şimdi bayılıyorum.”
 

Şenay Gürler

Şenay Gürler

İstanbul’a genç yaşta gelip bekar bir anne olarak ayakta kalmak zor olmalı. İstanbul sizin hangi yönlerinizi değiştirdi?
İzmir’de de yaşadığım o kadar çok sıkıntılı dönem vardı ki. Öğrencilik yıllarımda da sıkıntılarla tek başıma mücadele etmem gerekti. Çünkü yakınlarımı kaybettim. Bu yüzden orada yaşadıklarım da son derece yoğundu. İstanbul biraz daha farklı. İstanbul’a ilk geldiğim dönemlerde geçimimi dublaj yaparak sağlıyordum. Bir gece dışarı çıktığımda, kaç zamandır aya bakmadığımı fark ettim. İzmir’de o yoğun koşuşturmanın içinde bile aya bakıp hayaller kurmak beni rahatlatıyordu. Geçim derdi nedeniyle insanlığımı mı, yaşamımı mı kaybediyorum diye düşündüm. Şimdi bakıyorum da; İstanbul bana çok şey öğretmiş bir şehir; insanlarıyla, yaşamıyla… Buraya gelmeyi ta öğrencilik yıllarımda kafama koymuştum. Hiçbir zaman da geri dönmeyi düşünmedim; sevdim İstanbul’u. Bütün sıkıntısıyla, her şeyiyle... İstanbul’un görünmeyen bir yüzü var ki, beni çok etkiliyor, kirli gibi görünse de... Ama bu da var hayatta.

Hep güçlü bir kadın olmuşsunuz yaşamınızda. Peki sizi güçlü kılan şey ne?
Gücüm güçsüzlüğümden geliyor. Bir şey karşısında kendinizi güçsüz hissettiğiniz anda aynı zamanda ona karşı güçlenirsiniz. Neye karşı güçsüzseniz onu çözdüğünüz anda her şey tersine döner. Ayrıca iç sesime çok inanır, dinlerim. Bana nerede nasıl davranacağımı söyler.

Bir kadını kadın yapan şey sizce nedir?
Kadın olduğunun bilincine varabilmesi ve gerçekten bir kadın gibi yaşayabilmesi... İçinizdeki dişi enerjiyi gerçekten tanırsanız işte o zaman kadın olursunuz. Kadınlık, insanın insan olabilmesidir aynı zamanda. Ama kadın ile erkek çok farklı iki enerjidir, birbirlerini tamamlarlar. Kadının erkek enerjiyi de bilmesi gerekir. Kadın üretken, doğurgan, topluma insan yetiştiriyor, o kadar önemli bir yerde duruyor ki. Bu, erkek enerjinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine hem bütünleyen hem sizi ayıran bir şeydir.

Sizi ne tür roller baştan çıkarıyor?
Karakterin derinliği varsa o beni heyecanlandırıyor.

Bu tiyatroda, sinemada, dizide değişiyor mu?
Dizi biraz daha farklı bir şey ama tiyatro ya da sinemada daha önemli oluyor. Tiyatroda oynadığım karakterlere baktığımda hepsinin birbirinden farklı karakterler olduğunu görüyorum. Sinemada oynadıklarım da çok birbirine uzak değil ama yakın da olmayan karakterler. Hepsinden ayrı haz, tat alıyorum. Canlandırdığım kadın karakterler genelde güçlü. Bu bir yandan da çok hoşuma gidiyor.

‘Avrupa Yakası’nda Fatoş’u canlandırdınız. Fatoş sizi ne kadar değiştirdi?
Her oynadığınız karaktere ne kadar çok bürünürseniz o kadar şizofrenik bir tip olursunuz. Fatoş benden izler taşıyordu çünkü benden çıkan bir karakterdi. Ama birebir aynı olmadık hiç. Gerçek hayatta da insanlar birbirlerine karşı o kadar çok oynuyorlar ki. O yüzden ben oyunculuğu sadece iş olarak görmüyorum; aynı zamanda ruhumu doyurduğum, para kazandığım, hayatımı geçirdiğim, hayatımı geçirmeyi seçtiğim şey olarak bakıyorum.

Fatoş karakteri size ne kattı?
Fatoş ile daha tanınır bir hale geldim. Daha çok senaryo gelmeye başladı. Bu iyi bir şey. Başka ne değişti derseniz, eskiden topuklu ayakkabı giymezdim şimdi topuklu ayakkabı giymeye başladım.

Fatoş flörtözdü. Siz ne kadar flörtözsünüz?
Ben flörtöz değilim. Fatoş daha farklı bir kadın. O gezmeyi seviyor. Ben evde yaşamayı seven biriyim.
senay-gurler-mart-2011-3 

 

Ya aşk...
Aşk çok önemli insan hayatında. Bu ikili ilişkiler için geçerli değil, her şey için geçerli. Ben oyunculuğa karşı da büyük bir aşk duyuyorum. İkili ilişkilerde de aşksız olmaz. Aşkın tanımı herkese göre değişir üstelik. Üç kere aşık oldum, beş kere aşık oldum dersiniz. Dönüp baktığınızda onun aşkla ilgisi olmadığını anlarsınız. Aşkın çok farklı olduğunu, tanımlamalara sığmadığını düşünüyorum. Şu an çok yoğun bir aşk hissediyorum içimde. Hayatımda biri var ve ona aşığım.

Kızınızı tek kelimeyle anlatın desem...
Adı da Duygu, onu tarif edebileceğim kelime de… Adını ablam koymuştu. Çok güzel bir isim. Kendisi de güçlü ve duygulu bir kız. Benim hayat yoldaşım, hayatımda vazgeçmeyeceğim tek varlık. Hayattaki tek zaafım.

Genç anne olmak da güzel herhalde?
Kızım şu anda 24 yaşında. Birlikte büyüdük, büyürken de öyle anlar, öyle şeyler paylaştık ki… Öğrencilik yıllarımda aynı zamanda tiyatro yapıyordum. Duygu da benimle turnelere geldi. Küçücüktü, bana ezber yaptırırdı. Çocuğum olmasının dışında insan olarak yaşadığımız çok özel anlarımız var. Hem sıkıntılı, hem çok güzel.

Kızınız yetişkin ve evlenecek yaşta. Kendinizi anneanne olarak hayal ettiniz mi?
Kendimi anneanne olarak düşünemiyorum. Torunum gibi değil de sanki onun annesiymişim gibi hissederim herhalde. Çünkü kızımı büyütürken annelik keyfini doyasıya yaşayamadım. Herhalde torun sahibi olunca ancak anneymişim gibi hissedeceğim.

Nasıl erkekler sizi cezbeder?
İnsan olanını tercih ederim.

Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?
Düşünmedim ama olabilir de. Önemli olan iki insanın güzel birlikteliği, imza değil.

İkinci kez evlenmediniz. Sizi ürküten neydi?
Kadın-erkek ilişkileri hem çok basit hem çok zor. Öncelikle hayata farklı bakış açılarıyla bakıyorsunuz. İlişkiyi yürütmek bu yüzden çaba gerektiriyor. Şimdiye kadar “bu insanla evlenmeliyim” dedirtecek biri çıkmadı karşıma. Hayat insanı bambaşka yerlere götürüyor. Birbirinize karşı yoğun duygular içinde olabilirsiniz ama birlikte yaşayamazsınız.

Hangi tür film izlemeyi seviyorsunuz?
İyi yazılmış polisiye, gerilim çok seviyorum. Şu ara en sevdiğim dizilerden biri ‘Behzat Ç.’ Son dönemde izlediğim en iyi işlerden biri. Hollywood filmlerini pek izlemem, sevmem. Romantik komedi filmlerini iyi çekilmişse belki ama değilse bana sıkıntı verir.

Moda ile aranız nasıl?
Bana yakışıp yakışmadığı önemli, gerisini önemsemiyorum. Marka da alıyorum, Beşiktaş çarşısından da.

 

1
0
0
Yorum Yaz
. .