complex 14 Takipçi | 6 Takip

Duygu Yetiş Hayatı Röportaj

2015-01-08 02:02:00

    Duygu Yetiş ‘Krem’ dizisinin başrol oyuncusu Duygu Yetiş, her ne kadar dizide kilolu, bakımsız bir kızı canlandırıyor olsa da özel yaşamında bakımına son derece düşkün. Güzellik sırrı ise anne sözü dinlemek... Öncelikle genetik torpilli. Çünkü ailesinde büyükannesinden başlayarak annesi ve diğer akrabaları yaşının çok altında gösteriyor. Kırışık mı? Yetiş ailesine yanaşmıyor bile… Çünkü söylediğine göre annesinde bile kırışık sorunu henüz yok. “Bu yönden şanslıyım” diyor. Ergenlik döneminde biraz sorunlar yaşamış ve annesinin dediklerinin tam aksini yapmışsa da, ‘dersini’ almış. Şimdi annesinin tavsiyeleri onun için altın değerinde. Bu yüzden ne saçını boyatıyor, ne de gerekmedikçe kaşını alıyor. Ergenlik döneminde takıntılı olduğu geniş kalçalarını ustalıkla gizlemeyi öğrendiği için vücuduyla da oldukça barışık. Duygu Yetiş, güzellik sohbetimizde sorularımızı yanıtladı. Güzelliğin merkezde olduğu bir dizide oynuyorsunuz. Bir krem sizce ne kadar mucize yaratabilir? Gerçekten kozmetik pazarında çok iyi kozmetik ürünleri var. Fakat elbette ki, büyük mucizeler beklememek gerekiyor. Kremler sadece kişinin kendisinde olan mucizeyi koruyabilmek için dışarıdan bir etki yaratıyor. Asıl güzelliğinizi sağlıklı yaşayarak, kendinize özen göstererek koruyabilirsiniz. Ergenlik döneminde kendinizle ne kadar barışıktınız? Hayatım boyunca hep geniş kalçalı bir kadın oldum. Hani o Jennifer Lopez dediklerinden. Ergenlik döneminde de bunu çok dert ettim. Ancak zamanla kalçalarımla yaşamaya alıştım. Doğru kıyafet seçimiyle kalçaları aslınd... Devamı

Eda Taşpınar Hayatı Röportaj

2015-01-08 02:00:00

  Tasarım yaptığı dönemler kendini özgür hissediyor. Ama yine de disiplini elden bırakmayı sevmiyor. Eda Taşpınar,“60’larda yaşamayı çok isterdim” diyor.  Hayatınız koşuşturma içinde geçiyor. Hiç durmuyorsunuz. Maraton koşuyor, sörf ve televizyon programı yapıyor, podyuma çıkıyor, markalara tasarımlar hazırlıyorsunuz. Bu kadar enerjik olmayı nasıl başarıyorsunuz? Çabam her zaman yeni şeyler yaratmak, çevreme-kendime faydalı olacak bir şeyler yapmak. Moda ve tasarım benim için vazgeçilmez. Spor yaptığımda da kendimi çok iyi hissediyorum ve herkese tavsiye ediyorum. Hayatımın hiç bir anını boşa geçirmek istemiyorum. O yüzden yenilikleri denemek, öğrenmek ve tutku duyduğum şeylerin peşinden cesaretle gitmek konusunda her zaman istekliyim. Pek çok kişi Eda Taşpınar’ı tanıyor. Yani artık siz bir markasınız. Genç yaşta markalaşmaya başlamanız hangi noktada, nasıl oldu? Bu şekilde düşünmenizden dolayı çok mutlu oldum. Ancak markalaşma sürecinin çok başında olduğumu düşünüyorum, daha gidecek çok yolum var. Sürecin başlangıcı beş sene öncesine dayanıyor; kurumsal şirketlerin yarattığı markalarla aynı süreçlerden geçtim. Araştırmalar, hedefkitle tanımlamaları, algı, konumlandırma çalışmaları oldukça uzun bir süreçti. Bunların sonucunda artık şu an yol haritam belli. Ayakları yere sağlam basan plan ve programları yavaş yavaş hayata geçiriyorum. Bekleyin, çok enteresan fikirlerim yakında hayata geçecek!   Çok enerjiğim   Ayakkabı, elbise, mücevher ya da ev eşyası... En çok ne tasarlamayı seviyorsunuz? İnsanların taşımaktan mutlu olacakları ürünler tasarlamayı seviyorum. Çünkü bu şekilde ben... Devamı

Ece Uslu Hayatı Röportaj

2015-01-08 01:58:00

    Ece Uslu Oyuncu Ece Uslu, aşksız bir hayat düşünemiyor. Ama aşkın da Elif Şafak’ın ‘Aşk’ta bahsettiği gibi olmadığını söylüyor, “Öyle olsa insanların karakteri ne olurdu?” diyor. Bu kadar güzel bir kadının erkek kılığında nasıl göründüğünü merak ediyorsanız Uslu’nun oyununu izlemeniz gerek. ‘Kara Melek’ dizisinde izleyiciyi ekranlara kilitleyen, televizyon programında konuklarıyla sohbetin tadını çıkaran, kimi zaman anne rolüyle karşımıza gelen oyuncu Ece Uslu, şimdi erkek kılığına girmiş dişi bir kadın olarak tiyatro sahnesinde seyircisinin karşısına çıkıyor. Ak’la Kara’nın bu yılki oyunuyla çılgınlar gibi alkışlanan Ece Uslu, kadın ve erkek olmayı, seksi görünmeyi, aşkı, aşksız yaşayamamayı, hatalarını, sevaplarını anlattı.  ‘Patron Kim?’ oyununda hayli bıçkın ama bir o kadar da yakışıklı bir erkek oldunuz. Sizce kadın gözüyle erkek olmanın zorlukları neler? İki ay süren bir o kadar da keyifli bir prova süreci geçirdik. Çalışmalarımız son haftalarda yaklaşık dokuz saati buldu. Kişiliğim ve işim gereği oldukça gözlemci biriyim. Bu, rollerime hazırlanmamda çok faydası olan bir yönüm. Ayrıca tüm oyuncu ekibi olarak rollerimize ve oyuna, yönetmenimiz Ali Gökmen Altuğ ile birlikte çalışıp hazırlandık. Oyunda Begüm karakterini canlandırıyorum. Ancak Begüm bazı kişileri kandırmak amacıyla ölmüş ikiz erkek kardeşinin kılığına girmek durumunda kalıyor. Dolayısıyla ben oyunda bir kadın olarak erkek kılığına girmiş bir karakteri canlandırıyorum. Birebir erkek rolü oynamıyorum. Gelen izleyici oyunun başından itibaren benim bir kadın olduğumu bilerek oyunu izliyor. İşin komedisi d... Devamı

Aylin Kontente Hayatı Röportaj

2015-01-08 01:57:00

  Aylin Kontente Komedi artık çok da güzel olmayan kadınlardan ‘güzel kadınlara’ terfi etti. Bunun en güzel örneklerinden biri ise genç komedyen Aylin Kontente. Güzel oyuncu ile 3 yaşında başlayan güldürme aşkını konuştuk! Aylin Kontente, enerjisini çaldığı için kariyer planı yapmıyor. Zora gelemiyor. Sahneden ve insanları güldürmekten ise vazgeçmeyi hiç düşünmüyor! Barbra Streisand, Bette Midler gibi geçmişte ‘çok da güzel olmayan’ birçok kadına daha çok yakıştırılan komedyenlik, son birkaç yıldır oldukça hoş kadınların ilgi gösterdiği bir alan olmaya başladı. Aylin Kontente de ikinci gruba, güzel olduğu kadara da komik kadınlar grubuna giriyor. Biz de kendisi ile güldürü, komedyenlik, güzel bir kadın olarak görselliğiyle daha kısa sürede belki de daha kolay bir şekilde dikkat çekebileceği dizi ve sinema dünyası yerine neden komediyi seçtiğini konuştuk. Neden komedi? Bu işe nasıl başladınız? Öncelikle beni ikinci kategoride değerlendirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunuyum. Biz oyunculuk eğitimi alırken komedi oyuncusu ya da drama oyuncusu olarak ayrılmadık. Keza oyunculuk mesleğinde böyle bir sınıflandırma olduğunu da düşünmüyorum. Oyuncu dediğiniz komedi oynuyorsa o biçime uygun, dram oynuyorsa ona göre yorumlar rolü. Dizi ya da sinema oyuncusu denen bir tür de yok. Ama tekniği var. Oyuncu yine teknik olarak uygun ifadeyi seçer. Birinde yakın ölçek diğeri 300 kişinin izlediği uzak ölçekli bir seyir halidir çünkü... Benimki bilinçli bir tercih olmadı. Komik bir rolle başladım televizyon işlerine. Diğer r... Devamı

Toprak Saglam Hayatı Röportaj

2015-01-08 01:54:00

  Toprak Saglam Oyuncu Toprak Sağlam, “Güzel olduğunun farkında olan ve sahnede bunu unutmayan kadın tehlikelidir” diyor. Cemile’, ‘İlk Göz Ağrısı’, ‘Karınca Yuvası’ ve ‘Kuzey Rüzgarı’ dizileriyle televizyon izleyicisinin beğenisini kazanan ve şimdi de fantastik komedi dizisi ‘Osmanlı Tokadı’nda rol alan oyuncu Toprak Sağlam, güzelliğiyle dikkat çekiyor. Dizi çekimleri nedeniyle yoğun makyaj yapılan oyuncunun gerçek yaşamında makyajla arasındaki ilişki minimum düzeyde. Nemlendirici ve dudak nemlendiricisi dışında tüm malzemeleri gerektiğinde kullanıyor, çantasında güzellik ürünü taşımıyor. Güzellik, hayatınızın neresinde ve nasıl konumlanıyor? Annemle babamın doğayla işbirliği sayesinde sahip olduğum bir özellik olduğunu düşünüyorum. Yaptığım iş dolayısıyla sahip olmanın avantaj olduğu fakat ticaret piyasasının baskısına rağmen kişisel olarak üzerinde çok durmadığım bir mevzu. Güzelliğin içten geldiğine inanırım çünkü. Huzurlu, mutlu ve özgüvenliyseniz 110-80-130 ölçüleriyle de çok güzel bir kadınsınızdır. Sizce güzel bir kadın neleri yapabilir?  Salt güzellik ilk etapta her şeymiş gibi gözüküyor birçoğumuza. Öyle mi acaba? Güzel bir kadın aynı zamanda zeki, yetenekli, sezgileri güçlü, algısı açık ve mutluysa istediği her şeyi yapabilir. Sahnede ise çok güzel olmak çirkinleşmeyi göze alabildiğiniz ölçüde zararsız. Güzel olduğunun farkında olan ve sahnede bunu unutmayan oyuncu ise tehlikelidir. Günlük hayatta makyaj ile aranız nasıl? Gündelik yaşantımda neredeyse hiç makyaj yapmam. En fazla göz kalemi kullanırım. Sette her gün... Devamı

Pelin Körmükçü Hayatı Röportaj

2015-01-08 01:52:00

  Oyuncu Pelin Körmükçü, 6 Nisan’da yeniden nikah masasına oturmaya hazırlanıyor. “Doğru adamı buldum” diyen oyuncu, sırılsıklam aşık. Evliliği ve hamileliği boyunca ekranlardan uzak kalan, sonrasında ‘Umutsuz Ev Kadınları’ndaki rolüyle izleyiciyle buluşan Pelin Körmükçü, şu sıralar çok telaşlı. Bir yandan düğün hazırlıkları yapıyor; yeni evinin dekorasyonuyla ilgileniyor, öte yandan tiyatro, seslendirme derken atom karınca gibi çalışıyor. Körmükçü Seninle’ye kızından yakın gelecekteki eşine, evliliklerden aldatılmaya pek çok şey anlattı. Uzun bir süre her şeyden elinizi eteğinizi çektiniz. Neler yaptınız bu süreçte? Kızımı büyüttüm. Bir süre uzak kaldım her şeyden. Dizileri bıraktım. Bunu özellikle tercih ettim çünkü dizilerin temposu çok yoğun. Selin dünyaya geldikten sonra bu tempoyu arzu etmedim. Anneliği yaşamak, keyfini çıkarmak istedim. “Çocuk da yaparım kariyer de...” diyenlerden değilsiniz yani? Etrafımdan çok görüyorum; çocuklar annelerinin tam kokularına, tenlerine dokunmaya ihtiyacı oldukları dönemde ya anneanneye ya da bakıcıya bırakılıyor. Ben bunu istemedim. Acabalarım yok Anne olduktan sonra iş yaşamınızda değişiklikler olmuş, ya duygularınızda? Ben hayatımı Selin’den önce, Selin’den sonra olmak üzere ikiye ayırıyorum artık. Kızımı kucağıma aldıktan sonra “Keşke daha önce olsaydı, meğer ne çok geç kalmışım” dedim. Çünkü çocuk gerçekten büyük bir aşkmış. Kızım 5 yaşında şimdi. Ben de yeni yeni ‘Umutsuz Ev Kadınları’yla ekranlara döndüm. Geçen yıl Tolga Çevik’in ‘Sen Kimsin?’ adlı sinema f... Devamı

Pınar Altuğ HAYATI

2015-01-08 01:50:00

     Evliliği 5 yılını dolduran Pınar Altuğ’a göre ilişki ancak ona gönlünüz varsa, sürer. Oyuncu, “Yoksa hiçbirimiz dört dörtlük değiliz” diyor. “BEŞ SENE SONRA KENDİMİ EŞİMİN YANINDA, AİLEM VE SEVDİKLERİMLE İSTANBUL’DA GÖRMEK İSTİYORUM. BU ŞEHİRDEN KOPAMAM.” ‘Çocuklar Duymasın’ın ‘Meltem’i Pınar Altuğ, dizideki gibi dominant bir karakter. Kendini romantikten çok realist olarak tanımlayan Altuğ, beş seneyi tamamlayan evliliği, kızı ve mesleki başarılarıyla kendini çok şanslı bir kadın olarak görüyor; “Oyunculuk benim asıl işim, ekmek param” diyen Altuğ, bugünlerde tatlı bir telaş içinde. Çünkü iş hayatına adım atıyor. Oyuncuyla aşk, evlilik, annelik ve yeni markası by Pınar Altuğ’u konuştuk.  Öncelikle yeni hazırladığınız yemek kitabınızdan başlayalım. Kitap ne aşamada? Kek ve kurabiye tarifleri içeren bir kitap. Kapak çekimi aşamasındayız. Hani evi ev yapan bir kek kokusu vardır ya, bu da evinize öyle bir koku katan bir kitap olacak. Harika kek ve kurabiye tariflerimi kaçırmayın! Evde yemekleri siz mi yapıyorsunuz? Tabii, elbette… Bizim evde benden başka kimse yemek yapamaz. Hatta, asla yapamaz! Çok iddialısınız yani... Evet ama bazen elimin ayarının kaçtığı da olur. Ancak yemek tuzlu olsa bile hiç surat yapmaz Yağmur. Başka şey vereyim istersen dediğimdeyse, “Karıcığım yerim ben… Önemli değil, der.”   Şanslı bir kadınsınız o zaman… Canım, ben de kırk yılda bir yemeğin ayarını tutturamam. Yoksa, güzel yemek yaparım.  Kızınız Su çok küçük ama onunla da mutfağa giriyor ... Devamı

Saadet Isıl Aksoy HAYATI

2015-01-08 01:49:00

    Saadet Isıl Aksoy Çocukken kurduğu düşlerini şimdilerde gıptayla bakılan bir kariyere dönüştüren güzel oyuncu Saadet Işıl Aksoy, geldiği yeri annesine ve anneannesine borçlu. “Hayran olduğum aktrisler gibi işinde başarılı, ayakları yere sağlam basan, ruhuyla dış güzelliğini birleştiren, güzelliklerinin içinde bir hikaye, bir anlam bulunan kadın olmayı hayal ettim.” Kendini yoktan var edip Türkiye’nin ilk sanayici kadını olan bir anneannenin torunu, emniyet müdürü bir annenin kızı... Uluslararası yönetmenlerin oyunculuğunu övdüğü, güzellik markalarının peşinde koştuğu, düşlerini genç yaşta gerçekleştirmiş bir isim Saadet Işıl Aksoy, “Ruhunuz dengede değilse, kendinizle çatışma içindeyseniz ne yaparsanız yapın gözleriniz ışıldamaz” diyecek kadar cesur. Onun ruhunu dengeleyen, gözlerinin ışıldamasını sağlayansa birkaç yıldır mutlu birliktelik sürdürdüğü sevgilisinden başkası değil. Aşkına nazar değmesin diye çok fazla şey anlatmıyor ama bize küçük tüyolarla ne kadar mutlu olduğunu da söylemeden edemiyor. Bu röportajı seveceksiniz...   Ünlü olmadan önce nasıl düşler kurardınız? Hayranlıkla seyrettiğim filmlerde her seferinde başka dillerde oynayan, farklı ülkelerin ekipleriyle çalışan, birçok farklı kültürden hikayenin içinde yer alan oyunculardan biri olmanın hayalini kurardım. Türkiye’deki birçok iş seçimimi de bu hayalle çakışmayacak doğrultuda yaptım. Özellikle son zamanlarda dizilerde çok zamanımı almayacak, yurt dışından bir film teklifi geldiğinde bana engel olmayacak roller oynamaya &ou... Devamı

ÖYKÜ ÇELİK HAYATI

2015-01-08 01:48:00

  ÖYKÜ ÇELİK  Kanım hala deli akıyor, diyen Öykü Çelik çoculuğundan beri hep duygularını dışarı vuran biri olduğunu söylüyor. Arkadaşlarının kendisinin kızgın halinden çok korktuklarını söyleyen oyuncu, yıllar içinde öfkesini kontrol etmeyi öğrenebilmiş. Ama hala biraz ‘maço’... Öykü Çelik evlilik ve aşk arasındaki farklılığı bakın nasıl anlatıyor, “Evlilikte strateji olur ama aşkta olmaz. Aşk kavuşamamaktır. Heyecan duymaktır. Hem mutlu hem mutsuz olmak, bir çelişki halidir. Kıskançlıktır. Özlemdir. Cesurca yaşanır çünkü insana cesaret verir.” Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Benim İçin Üzülme’ dizisinde başrolde oynayan Öykü Çelik, geniş bir hayran kitlesine sahip. “Ünlü olmak gibi bir takıntım hiç olmadı” diyen güzel oyuncu, kadere inanıyor. Hayatının dönüm noktasını ise menajeriyle İstanbul’da tanıştığı an olarak tanımlıyor. Yeni bir proje için görüşme yapmakta olduğunu söyleyen oyuncuyla aşktan oyunculuğa, annelik hakkındaki düşüncelerinden güzellik tüyolarına kadar pek çok şeyi konuştuk.   Çocukken pek bir ‘fettan’mışsınız. Çok arkadaşınızı dövmüşsünüz hatta... Hala hırçınlık var mı? Her yaş insana yeni olgunluklar katıyor. Yaşadığımız olaylar, isteyerek ya da istemeyerek edindiğimiz tecrübeler, doğru bildiğimiz yanlışlar, yanlış bildiğimiz doğrular yıllar içinde kılavuzumuz oluyor. Bırakın yılları bir an bile ömürde çok şeylerin değişmesine sebep olabiliyor. Çocukken hırçın olduğumu söyleyebilirim. Genç kızlığa adım attığım yıllarda bu durum değişmedi. Arkadaşlarım kızdığımda gözleri... Devamı

Dilşad Çelebi HAYATI

2015-01-08 01:47:00

     Hayatı boyunca stratejik davranmayı beceremediğini söyleyen güzel oyuncu ne yazık ki, hep içinden geldiği gibi davranan biri olmuş. Bu durumun kendisine maddi olarak çok şey kaybettirdiğini söylese de manevi olarak çok şey kazandığını düşünüyor. Yaz tatilini New York’ta geçirmeyi planlayan oyuncu Dilşad Çelebi, orada bir sanat festivalinde gönüllü olarak çalışacağını söylüyor. Ayrıca oyunculuk atölyelerine katılmayı istiyor. Canlandırdığı karakteri Aslı’nın MÜKEMMELLİYETÇİLİĞİ’Nİ paylaşıyor. Ancak pek mücadeleci biri değil. Çünkü ona göre bazı şeylerin üzerine gitmemek, zorlamamak gerekiyor. İntikam dizisinde Aslı karakterini canlandıran Dilşad Çelebi kendini karakteri Aslı kadar mükemmelliyetçi buluyor. Ancak pek mücadeleci olmadığını söylüyor ve “Hayatta hiçbir şey için zorlamaya gerek yok” diyor. Bilgisayar eğitimi aldıktan sonra dizi film oyunculuğu nasıl başladınız? Oyunculuk sizin için tesadüfi bir şey miydi? Biraz tesadüfi aslında. Çocukluğumdan beri müzikalde oynamayı hayal ediyordum ama bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmamıştım. Bir gün kuzenim ajansa görüşmeye giderken ona eşlik ettim. Benden de başvuru aldılar. Bu sayede üniversite son sınıftayken reklamlarda oynamaya başladım. Mezun olunca da diziler başladı. Baktım bu işi çok seviyorum, birkaç yerden özel ders aldım ve bu yolda ilerlemeye karar verdim. Oyunculuğa dair en büyük hedefleriniz neler? İki şeyi çok istiyorum; biri müzikalde oynamak. Diğeri de beğendiğim birkaç yönetmen var. Onların filminde rol almak. ... Devamı

ZEYNEP BEŞERLER HAYATI

2015-01-08 01:43:00

ZEYNEP BEŞERLER Güzel, akıllı, başarılı ve mutlu. Yeni evli. Anı yaşamayı seviyor, gelecek için plan program yapmıyor. Zeynep Beşerler’in oyunculuğunun arkasında dikiş nakış bilen, yemek yapmaya bayılan, yelkende dümen kıran ama özgürlüklerine tutkun bir kadın var. RÖPORTAJ: GÜZİDE YÜLEK  FOTOĞRAFLAR: CENGİZ DİKBAŞ STYLING: RUHSAN İNAYETİ SAÇ: ORBAY BAŞ MAKYAJ: SEÇKİN SÜNGÜÇ MEKAN: THE RITZ CARLTON Dışarıdan evlilik kadını gibi görünüyor olabilirim ama özgürlüklerim çok önemlidir. Bu yüzden evlilikten her zaman korktum. Ta ki,tanışıncaya kadar... İtiraf etmeliyim ki onun gibi örnekler az. Bunu rol aldığı dizi ‘Arka Sokaklar’ın setinde dört yıl önce yaptığım röportajda da böyle hissetmiştim. Aradan geçen onca yıla rağmen gördüm ki değişen hiç bir şey yok. Zeynep Beşerler, o zaman sette tanıyıp doğallığına şapka çıkarttığım genç, güzel, samimi, güçlü, naif, genç bir kadındı. Sorduğum hiçbir soruyu yanıtsız bırakmamış, raks etmemiş, zihninden geçen ilk düşünceler aynı hızla dilinden dökülmüştü. Bugün yine öyleydi: O samimiyet, sıcaklık, içtenlik ve en önemlisi de sanki bu röportajın asıl kahramanı o değilmiş de hepimizmişiz gibi olmasıydı; fotoğrafçısından saç ve makyaja, asistanından styling’e kadar hepimiz onun için çok özel ve önemli olduğumuzu hissettik. Keyifle, hiç tükenmeyen bir enerjiyle, keşke bu çekim hiç bitmese dediğimiz koskoca bir gün geçirdik. Buraya kadar yazdıklarım tüm günün özeti. Başa sarıyor ve çekim sabahımıza dönüyorum. Evet sabahına… Sokaktaki insanın mesaiye yetiştirmek ... Devamı

KENAN ECE HAYATI

2015-01-08 01:41:00

KENAN ECE HAYATA KARŞI KÖŞELERİ OLAN BİR ADAMIM Kenan Ece ile ilk tanışmamız Yusuf Kurçenli’nin ‘Yüreğine Sor’ filmiyle oldu. Ardından peş peşe dizi projeleri geldi. Yakın zamanda tiyatro sahnesinde muhafazakar dünyadan bir karakteri canlandırdığı ‘Bakarsın Bulutlar Gider’de rol aldı. Önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan Hasan Karacadağ’ın ‘Magi’ isimli korku filminde bir ingilizce öğretmenini canlandırıyor. Çok iyi eğitimli, çok kültürlü, çok mantıklı ve çok ağırbaşlı Kenan Ece hakkında her şey sayfalarımızda... NESLİHAN PERKER neslihanperker@gmail.com  Fotoğraflar: EMRE YUNUSOĞLU Dubai’de dünyaya geldi, Avusturya Lisesi’nde okudu. Üniversite eğitimi için Amerika’ya gitti, orada tiyatro ve ekonomi eğitimi aldı. Ardından bir süre İrlanda’da yaşadı. Söz konusu beyefendi Kenan Ece, rutinini değiştirmekten çok hoşlanmayan bir adam olmasına rağmen hayat ona şaka yapacak bir kader planı oluşturmuş belli... Biraz olgun ruhlu, çok ağırbaşlı ve kibar. Ancak sıkılıyor mu, yoksa nezaketinden mi sakin ve sessiz ilk başta anlayamayabilirsiniz. “Sorsam da bir şey anlatmayacak galiba” dürtüsü yaratıyor insanda. Fakat hiç de öyle olmadı. Uzun uzun konuştuk kendisiyle ve tüm samimiyetiyle verdi cevaplarını. Kendi dünyasını, hayatını, beklentilerini, yaşamdan şimdiye kadar ne öğrendiğini paylaştı.  Avusturya Lisesi’nde okumuş, yüksek öğrenimiz için Amerika’ya gitmişsiniz. Yabancı kültürlerin içinde yetişip, eğitim görmüş bir adam olmak hayatınızı nasıl etkiledi? Üniversitede hem ekonomi, hem de tiyatro bö... Devamı

VİLDAN ATASEVER HAYATI

2015-01-08 01:39:00

VİLDAN ATASEVER Sakin, huzurlu, anı yaşıyor, yarının planını yapmıyor. Datça'daki evinin bahçesinden vişne tolayıp reçel pişiriyor. Moda markalarını bilmiyor, kadınların gülünce güzelleştiğini düşünüyor. İçindeyse muzır bir çocuk yaşatıyor.   Siyah ceket BATİK ¨ 139.99,  Pantolon İPEKYOL ¨ 159,  Çizgili tişört BEYMEN CLUB ¨ 179,  Kolye MANGO ¨ 39.99,  Bilezik MANGO ¨ 29.90,  Gümüş tırnak yüzüğü urban Queen ¨ 29.90   Fotoğraflar: CENGİZ DİKBAŞ,  Styling: RUHSAN İNAYETİ,  Saç: CENGİZ SAN (Kemal Doğulu Kuaför),  Makyaj: SEÇKİN SÜNGÜÇ(Lancome ürünleriyle)       Beyaz gömlek BEYMEN CLUB ¨ 179,  Jean gömlek LEE ¨ 169,  Deri detaylı tayt İPEKYOL ¨ 179, Kravat Beymen club ¨ 149, Lacivert ceket Modagram ¨ 79.90, Balıksırtı manto BATİK ¨ 299.99, Şapka moda editörüne ait. “Sakin gibi görünürüm ama yerimde duramam. Aynı anda birçok işi yapabilirim. Fotoğraf çekerim, ev toplarım, yemek pişiririm. Tek derdim huzurlu olmak. Hayatımın odağında oldum olası huzur var.” VİLDAN ATASEVER   Pazar günü, hem de sabahın erken saatleri… Kapak ismimiz Vildan Atasever ile bugün hem çekim hem de röportaj yapacağız. Bizim için Datça’dan önceki gün İstanbul’a dönen Atasever, yanında sevimli bir konukla geliyor stüdyoya. Kapının açılmasıyla birlikte içeri kartopu gibi, oraya buraya koşuşturan, sevimli ‘Kuçe’ adım atıyor ondan önce. Adı, Balkanlar’da ‘sevimli’ anlamın... Devamı

SİNAN ALBAYRAK HAYATI

2015-01-08 01:38:00

KENDİMİ YAKARAK İNŞA ETTİM Fox TV ekranlarında yayınlanan ‘O Hayat Benim’ dizisinde izlediğimiz Sinan Albayrak, bu ay sayfalarımıza konuk oldu. Kendisi gerçek bir beyefendi... Hayatı anlamış. Bu yüzden gereksiz sebeplerle ertelenmemesi görüşünde. Şu sıralar durgun yaşadığı için biraz memnuniyetsiz, “Mücadele etmem gereken birşeyler olmalı” diyor. Oyuncu olarak en büyük isteklerinden biri ise ‘kötüyü canlandırmak’. İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ “Ankara dostlukların olduğu huzurlu bir şehirdi. Karmaşayı ilk defa İstanbul’da hissettim”. GÖZÜKARAYDIM...  “Ben çok kavgacıydım ve fazlasıyla gözükaraydım. Matematiğini hesaplamadan çok içgüdüsel girerdim hadiselere... Yani girdikten sonra sağlam çıkma ihtimalinizin belli olmadığı kavgalara bile girdim.“   Ben bazen susan, bazen coşan bir selim. Dağlar yanıma dizilseler, şöyle bir arşın altımda kalırlar. Göğe doğru bir uzansam, bulutları dağıtırım. Yıldızlar ellerime düşerler belki de... Göğsümü tıkır tıkır bir gersem yelkeni olurum dünyanın. Toplar tüfekler patlasa dibimde, birileri beni anıyor derim. Çığlar düşse, depremler olsa hiddetimdendir. Bülbüller şarkılarını söyleseler, ilhamı benimdir.’’ Okuduğunuz mısralar Sinan Albayrak’a ait... Kendisi lise yıllarındayken, yakınlarının doğumgününü unutması üzerine yazmış bu dizeleri. Zaten çocukluk yılları masallar ve şiirler yazarak geçmiş. Almanya’dan, Türkiye’ye geri döndüklerinde 9’uncu yaşını doldurmuş ve birdenbire bir sağlık sorunuyla karşı karşıya... Devamı

CEYDA DÜVENCİ Hayatı

2015-01-08 01:36:00

  CEYDA DÜVENCİ     CEYDA DÜVENCİ Hayatını 'üç buçuk atmadan doğrudan yaşıyor.'Şimdiki dönemini 'tadından yenmez' olarak tanımlıyor.Kitapsız, müziksiz, kızı Melisa'sız ve aşksız asla yaşayamıyor.Dahasını bu çok özel sohbette anlatıyor. “Kariyerimde keyif aldığım noktadayım. Sevdiğim, sevildiğim  ve aşkı paylaştığım keyifli bir dönem yaşıyorum. Güzel yaşlandığımı düşünüyorum. Yaş aldıkça aynayla daha barışık oldum. Tadından yenmez bir dönemdeyim.”   Yaklaşık bir yıl önceydi. Yine kapak ismimizdi. Öylesine zayıftı ki, bazı kıyafetler büyük gelmişti. Okurlarımız da, biz de onu seviyoruz. Sanırız o da bizi. “Var mısın?” dediğimizde kapak çalışmamız için “Evet” yanıtını aldık. Bu kez bildiğimiz, abiye kıyafetlerin dışında bambaşka bir Ceyda görüntüleyelim istedik. Röportajda kendisinin de söylediği gibi ‘kalıpları olan’ bir kadın. Kolay kolay esneyemiyor alışkanlıklarından. “Ama” diyor, “Ben bu kadar keskin olamam.” Biraz esneklikle ‘punk’ kıyafetlerle, bir tık yumuşatılmış koyu makyajıyla objektif karşısına geçiyor. Çok da eğleniyor. Esprilerle tüm ekibi rahatlatıyor. Güzel. Gülünce gözlerinin içi gülenlerden. Hele o gamzesi yok mu! Daha bir anlam katıyor o gülüşe. Samimi. Dobra. Sorduğunuz soruyu yanıtsız bırakmıyor, içinden geldiği gibi k... Devamı

ÖZGE ULUSOY Hayatı

2015-01-08 01:34:00

ÖZGE ULUSOY Röportaj ÖZGE ULUSOY Arı gibi çalışıyor, tutkulu bir aşk yaşıyor, hayallerini bir bir gerçekleştiriyor. Tüm bunlar için yaradanına şükrediyor. Özge Ulusoy, hayatının en özel detaylarını bize anlattı...  Altı ay önce de kapağımızdı Özge Ulusoy… Dergimiz için İclal Aydın’a verdiği röportajda bizim bilmediğimiz Özge’yi anlatmış, hayatının minik bir özetini çıkarmıştı. “Ben bir mucizeyim” demişti kendini tanımlarken. Annesinin ona hamileyken geçirdiği menenjit nedeniyle dünyaya gelmesinin mucize olduğunu… Anlaşılan o ki yaradan da, hayat da Özge’yi seviyor. Seviyor çünkü hayatında mucizeler, güzellikler, melekler eksik olmuyor. “Altı aydan bu yana hayatında neler oldu?” diye başlıyorum bu yüzden sorularıma… “Ohoooo neler olmadı ki” diyor keyifli keyifli. “Bak yine bir kapak için beraberiz. Çekimler, çekimler, çekimler… Çok güzel gidiyor her şey. Sizinle de aile gibi olduk. Seninle Dergisi’nde yazmaya başladım, daha ne olsun” diyor. Yazarlık da hayaliymiş. Sevdiği, yaşadığı, hoşlandığı her şeyi paylaşmak için bir yayında yazmayı çok istermiş meğer… Allah da gönlüne göre vermiş. Hem de bir değil iki tane birden… O artık hem Seninle Dergisi’nde ayda bir hem de Sabah Gazetesi’nin hafta sonu ekinde bir gün okurlarıyla buluşuyor. Hayran ağını dalga dalga artırıyor. Yazdıkça mutlu oluyor. Yorumlar, tebrikler geldikçe adeta sarhoş gibi geziyor. Mutluluk sarhoşu… YENİ PROJEL... Devamı

Burcu Güneş Hayatı

2015-01-08 01:32:00

Aile hayatı  12 Ağustos 1975 yılında İzmir Alsancak’ta doğdu. Babası Müzisyen Ali Güneş; annesi Bige Özkan'ın tek kızıdır. Şirinyer'de geçen çocukluk yılları ailesindeki ayrılıklar ve mücadelelerle geçti. Annesi ve babası boşanınca, 7 yaşından itibaren babasının yanında kalan Burcu, 18 yaşına gelince annesine olan özlemini dindirmek amacıyla annesiyle birlikte kalmaya karar vermiştir… TAÇSAV tarafından "Türk gençlerine örnek yaşam tarzı” nedeni ile 2001 yılı "İdeal Türk Genç Kızı" seçilmiştir.  Meslek hayatı  Babasının müzisyen olmasıyla küçük yaşlarda müzikle iç içe kalan Burcu Güneş, ilk bestesini 12 yaşında yapmıştır. Sürpriz sayılmayacak ilk sahne deneyimine babasının işleri nedeniyle, İzmir'den Antalya'ya taşındıklarında 13 yaşında babasına vokal yaparak başladı. Babası ile kurdukları Dio, Trio ve orkestralarla, büyük otellerde ve tatil köylerinde jazz ve pop müzik şarkıları söylemiştir. Burcu’yu o yıllarda dinleyemeye gelen insanlar küçük bir çocuktaki bu güçlü ses ve şarkı söyleme yeteneği karşısında büyük hayranlık ve şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Çoğu onu jazz söylerken bir İngiliz veya Amerikalı zannederek yanına yaklaşıp konuşmaya başlıyorlardı. "Zenci gırtlaklı beyaz kız" lakabı o günlerden kalan bir tanımlamaydı. 18 yaşında İzmir 9 Eylül Devlet Konservatuar Müdürü Prof. Müfit Bayraşa'dan şan, artikülasyon ve solfej dersleri alan Burcu, İzmir'in tanınmış Jazz klüplerinde ve bazı büyük otellerinde, yaz ayları Bodrum'da şarkı söylerken bir yandan Müfit Bayraşa ile çeşitli festivallere ve müzik yarışmalarına katıldı ve birçok ödü... Devamı

Bengü Hayatı

2015-01-08 01:28:00

Bengü Biyografisi 1979 yılında İzmir'de doğdu. Müzikle faal anlamda ilk tanışması ilkokul yıllarında, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile oldu Ortaokul ve liseyi okuduğu Özel İzmir Amerikan Lisesi döneminde müzik çalışmaları devam etti ve İzmir'de sahnelenen "Oliver Twist" muzikalinde başrol oynadı.Muzikal sırasında tanıştığı İzmir Devlet Konservatuarı Genel Müdürü Müfit Bayraşa'dan bir yıl boyunca şan dersleri aldı 1996 yılında Müfit Bayraşa'nın bir bestesiyle Müyap ve Show TV tarafından organize edilen POP SHOW 96' Şarkı Yarışması'nda ikinci oldu. Yarışma, jüride yer alan Kenan Doğulu ile tanışmasına vesile oldu. Doğulu'nun albüm teklifi üzerine hem üniversite eğitimini sürdürmek hem de album çalışmaları için İstanbul'a yerleşti Albüm çalışmaları yaklaşık üçbuçuk yıl sürdü. Çalışmaları devam ederken Bengü, üç yıl Kenan Doğulu'ya vokal yaptı. Ayrıca albümün aranjörlüğünü üstlenen Ozan Doğulu ile de çeşitli çalışmalarda yer aldı.Bengü, halen Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi 4. sınıf öğrencisi. Aynı zamanda Akademi İstanbul-Şan Bölümü'nde müzik eğitimini sürdürüyor. Temmuz 2000'de piyasaya çıkan "Hoş geldin" adlı albümde, Kenan Doğulu ve Ozan Doğulu bestelerinin yanı sıra Şehrazat, Ümit Sayın, Ufuk Yıldırım, Yıldız Tilbe, Yaşar, Tuğrul Odabaşı, Emre Irmak gibi değerli sanatçıların çalışmaları yer alıyor. Düzenlemeler ise Ozan Doğulu'ya ait Bengü'nün Serdar Ortaç destekli yeni albümü "Taktik" Erol Köse imzasıyla müzik marketlerde yerini aldı. 10 şarkının yer aldığı albümde ayrıca 2 şarkının farkl... Devamı

Bendeniz Hayatı

2015-01-08 01:26:00

Bendeniz (1973 - .... ) 25 Temmuz 1973 yılında İsviçre’de doğan Bendeniz (Deniz Çelik), Erenköy Kız Lisesi’nden mezun oldu. Lise öğreniminin ardından tekrar İsviçre’ye dönerek iki yıl boyunca büro işleri alanında bir meslek yüksekokuluna devam etti. Bir süre Türkiye’nin ilk bayan futbol takımı Dostlukspor’da oynadı. Bu dönemde yapmış olduğu bestelerini somut bir çalışmaya dökmek üzere bir takım olanaklar aramaya başladı.   Bir arkadaş toplantısı sırasında tesadüfen orada bulunan Raks Müzik Yapım’dan bir yetkilinin kendisini dinlemesiyle şöhret kapısı aralanmış oldu. Raks ile anlaşarak 3-4 aylık yoğun bir çalışmanın ardından kendi adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Düzenlemelerini Garo Mafyan’ın yaptığı albümden ilk klip, “Ya Sen Ya Hiç” adlı parçaya çekildi. Neslihan Yargıcı’nın hazırladığı ilginç kostümüyle müzikseverlerin hafızalarında “Abajur Kız” olarak yer alırken, albüm, bir milyona yaklaşan tirajıyla büyük başarı kazandı.   Diğer yandan “Ya Sen Ya Hiç” adlı klibiyle, dünyanın en büyük müzik televizyonlarından biri olan MTV’nin düzenlemiş olduğu yarışmanın Türkiye elemelerinde dört iddialı klibi geride bırakarak Avrupa elemelerine katılmaya hak kazandı. 19 ülkeden 19 klibin yer aldığı yarışmada Türkiye’yi temsil ederek 11. sırada yer aldı. Bu arada Harun Kolçak’la biraraya gelerek “Biz” adlı bir single çıkardılar. İlk albümün kazandığı başarının ardından “Bendeniz II” adlı ikinci albümünde de Türkiye’nin sayılı müzik adamlarıyla çalıştı. Harun Kolçak, Emel Müftüoğlu, Demet Sağıroğlu, &Uum... Devamı

Belkıs Akkale Hayatı

2015-01-08 01:23:00

  Belkıs Akkale Aslen Malatyalı olan Belkıs Akkale 1954 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokul öğretmeninin dikkatini çekmesi ve teşvikiyle türkü söylemeye başladı. Merhum Sadi Yaver Ataman’dan 7 yıl özel ders aldı. Belediye Konservatuarı’na girdi. Burada Adnan Ataman yönetiminde icracı olarak görev aldı. 1974 yılında babasının işlerinin bozulması üzerine sahneye çıktı. Gece kulüplerinde türkü söylerken Ankara Radyosu’ndan Merhum Mustafa Geceyatmaz’ın beğenisini alan sanatçı, Geceyatmaz’ın daveti üzerine Ankara Radyosu’nda 1980 yılına kadar kurum dışı sanatçı olarak program yaptı. 1980 yılında TRT’nin açmış olduğu yetişmiş sanatçı sınavını kazanarak TRT’de kadrolu sanatçı olarak çalıştı. Bu arada kaset ve plak çalışmalarını da sürdüren Akkale, 1982 yılında “Dadey” adlı ilk albümünü çıkardı ve büyük bir çıkış yakalayarak halkın beğenisini kazandı. Bunun üzerine 1982 yılında TRT’den ayrılarak sahne çalışmalarına ağırlık verdi. 1994 yılına kadar bir çok kurum ve kuruluş tarafından “Yılın Sanatçısı” ödülünü 12 yıl boyunca aldı. Bugüne kadar 22 albüm çıkardı, 9 sinema filmi yaptı. Bugüne kadar Arif Sağ, Zafer Gündoğdu, Musa Eroğlu ve Zafer Dalkılıç gibi ünlü müzik yönetmenleriyle çalışan Belkıs Akkale, 1990 yılında Kültür Bakanlığı’nda “Devlet Solist Sanatçı” olarak göreve başladı. Bu çalışması halen devam ediyor. Evli ve bir çocuk annesi.   Sanatçı: Bekıs Akkale  Albüm: Tüm Albümleri  (Diskografı)  Yıl: 1970-2009  Genre: Türkçe  Format: M... Devamı

Banu Zorlu Hayatı

2015-01-08 01:18:00

Banu Zorlu kimdir, Banu Zorlu, 2 Aralık 1980 tarihinde İzmir‘de doğmuştur. Ayda adında bir kız kardeşi vardır. Ünlü sinema yönetmeni Eser Zorlu ve senarist Yasemen Zorlu’nun kızıdır. Banu doğduktan sonra aileİsviçre‘nin Zürih şehrine göç etti. 3 yıl sonra da Almanya‘ya Duseldorf şehrine gittiler. 3 yıl Sonra da tekrar İzmir’e taşındılar. İzmir İtalyan İlköğretim Okulu’nda okudu. Ortaokul ve liseyi İstanbul Fransız Lisesi’nde bitirdi. İlkokuldan sonra girdiği konservatuar sınavında yarı zamanlı olarak piyano bölümünü kazandı. 1991-1996 yılları arasında Kadıköy Haldun Taner Devlet Konservatuarı Piyano bölümünde okudu. Lisedmü sınavlarına giren Banu Zorlu, opera bölümüne girdi. 1996-2002 yılında okuduğu Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bölümünden mezun oldu. Liseden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan ve Opera bölümünü kazandı. Burada piyano, solfej, ritim, mimik rol, opera ve sahne dersi aldı. Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera bölümünü kazandı. Burada da İtalyanca, Almanca, İngilizce, tiyatro, ülkeler dansı, şan, ritmik, modern dans, korrepetisyon, ensemble , sahne, diksiyon, yabancı dillerde diksiyon, opera tarihi, ritim, piyano gibi dersler aldı. 1986 yılında babası Eser Zorlu’nun yönettiği “Sevgi Damlacıkları”nda başrolünü Fikret Hakan‘ın oynadığı filmde oynadı. Aynı filmle iki mansiyon bir özel jüri ödülü aldı. Lisedeyken TRT Radyo Evi’nin açtığı sınavı kazanarak, solist olarak yabancı dillerde şarkı söyledi. Banu Zorlu, sahnede yedi dilde şarkı söyleyebilmektedir. 1995 yılında baba... Devamı

ESMERAY'IN HAYATI

2015-01-08 01:15:00

ESMERAY                ESMERAY DİRİKER 1950’de İstanbul Emirgan’da doğdu. 1960 yılında, Emirgan Ortaokulu'nun son sınıfındayken, öğrenimini yarım bırakarak, İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girdi ve Çocuk Bölümü'nde ilk defa sahneye çıktı. 1965 yılına kadar Şehir Tiyatroları'nda çalıştı. Bu tarihten sonra özel tiyatrolara geçti ve ilk olarak Dormen Tiyatrosu’nda "Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu" oyununda oynadı. Daha sonra özel tiyatrolarda sırasıyla Avni Dilligil, Özlem, Özlem Taşdelenler, Sezer Sezin Tiyatroları'nda oyunculuk yaptı. 1974 yılında Muammer Karaca ile oynadıkları "Mart Bakanı" adlı oyunla tiyatrolara veda etti. Bu arada sinemada "Sev Kardeşim" ve "Zilli Nazife" adlı filmlerde rol aldı. Ayrıca "Unutama Beni" filminde de misafir oyuncu olarak yer aldı.              Müziğe, Neriman Altındağ Tüfekçi’nin yönettiği koroda amatörce başladı. 1974 yılında, Kim Bunlar topluluğunun solistliğini yaparken, toplulukla birlikte çıkardıkları "Kim Bunlar" adlı plağın A yüzünde seslendirdiği "100 Kerre 1000 Kerre" adlı şarkıyla müzik dünyasına adım atmış oldu. Gelin görün kiEsmeray'ın adı plağın üstünde yer almıyordu.             1974’de ilk ve son kez düzenlenen "1. Toplu İğne Beste Yarışması"nda, eşi Şemi Diriker'in (Bestelerine Erol Tanır imzasını atardı.) bestesi olan "Unutama Beni" ile aldığı birincilikle adını duyurdu ve müzikte ben de varım, dedi. Aynı yıl profesyonel olarak ilk defa Kü&... Devamı

SEYYAL TANER Hayatı

2015-01-08 01:14:00

SEYYAL TANER              SEYYAL TANER 28 Eylül 1952 Urfa doğumludur. Ailesi ile İstanbul'a yerleştikten sonra ilk ve orta okuldan sonra Amerikan Kız Koleji'nden mezun olur. Okul yıllarında İstanbul Devlet Konserva-tuarı'nda dışardan bale eğitimi alır. Müziğe meraklı olmasından dolayı 1965 yılında Şerif Yüzbaşıoğlu'ndan ders almaya başlar. Bir süre sonraKanat Gür Orkestrası'nda amatör olarak şarkı söylemeye başlar.             İstanbul'da bir konser esnasında Los Bravos topluluğu ile tanışır ve müziğe olan merakını gören topluluk üyeleri İspanya'ya döndükten sonra bir müzikal filmde rol teklifinde bulunurlar. 1968 yılında İspanya'ya gidip bu filmde rol alır. Film çalışması esnasında "Viva Zapata" filminden teklif alır ve bu filmde ufak bir rol oynadıktan sonra Türkiye'ye dönüp sinema çalışmalarına devam eder ve bir çok filmde vamp kadın rolleri ile dikkatleri üzerine toplar. Sinema çalışmalarını bırakarak Almanya'ya gider ve Los Bravos topluluğunun gitaristiyle bir evlilik yapar. Kısa süren bu evlilikten sonra Türkiye'ye geri dönüp tekrar filmlerde çeşitli rollerle kaldığı yerden devam eder. Ancak Türk Sineması'ndaki seks furyası nedeniyle sinemayı bırakıp müziğe yönelir.             1974 Haziran ayında ilk plağı "Tanrı Şahidimdir - Şimdi Sen Varsın" yayınlanır. Bu ilk plak çalışması pek ilgi görmez. 1975 yılıyla birlikte profesyonel sahne çalışmalarına başlar ve ilk defa Lalazer Gazinosu'nda profesyonel olarak sahne alır. 1975 yılı sonlarından itibaren "Seyyal-Seyhan-Sedat" ü&cced... Devamı

ASU MARALMAN Hayatı

2015-01-08 01:12:00

ASU MARALMAN               20 Şubat 1948 İstanbul-Bakırköy doğumlu olan ASU MARALMAN, çocuk yaşlarda evde piyano ve şan eğitimi ile müziğe başladı. 70'li yılların başında "Şimdi Sen Varsın Dünyamda" plağıyla ünlenen Nonna Bella'nın kız kardeşidir. 1961 yılında düzenlenen Caddebostan Ses Yarışması'nda birinci olur ve ablası gibi kendini müzik dünyasının içinde bulur. İtalyan Ticaret Lisesi'nde okurken gizli olarak çeşitli düğün salonlarında sahne çalışmaları yapar ve daha sonraları Uğurtan Günal, Önder Bali,Boğaziçi Orkestrası (Ersan Erdura ile birlikte) eşliğinde çeşitli yerlerde dans müziği yapar.             1968 yılına kadar yaptığı bu sahne çalışmalarına Silvia Bella adında çıktı. 1967 yılında Orhan Şevki ile evlenir ve kendi orkestralarında çalışmaya başlar. Evlendikten sonra "Asu Maralman" adı ile sahneye çıkmaya başlar. Orhan Şevki Orkestrası ile uzun süre Hilton Oteli'nde program yaparlar.             İlk plağı olan "Bir Görsem Ölmeden - Nerdesin" 1971 yılında Diskotür firmasından yayınlanır. Profesyonel olarak ilk defa 1973 yılında Zeki Müren desteğiyle Erenköy Lalezar Gazinosu'nda sahneye çıkar. 1974 yılında "Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm" adlı parça ile 1. Toplu İğne Beste Yarışmasında finale kalır ama dereceye giremez.             1977 yılında sözlerini Bülent Pozam'ın yazdığı Selmi Andak bestesi "Bal Gibi Olur" 45liği ile en b&uum... Devamı

BERKANT Hayatı

2015-01-08 01:11:00

BERKANT               BERKANT AKGÜRGEN 31 Aralık 1938 Ankara doğumludur. Ortaokul sıralarında ilk olarak ağız mızıkası çalmaya başlar. Ankara Atatürk Lisesi'nden Denizli Lisesi'ne yatılı geçer. Denizli Lisesi'nde ağız mızıkasına devam ederken piyano dersleri ile piyano çalmaya başlar. (1956) Ankara'ya dönüp Kurtuluş Lisesi'nden mezun olur.             İlk sahneye çıkışı Üstün Poyrazoğlu Orkestrası ile Bahçelievler Akalın Düğün Salonu'nda 1957 yılında olur. Daha sonraları Jüpiter Kenteti adında bir orkestra kurarlar ve Ankara'da çeşitli gece klüplerinde sahneye çıkmaya başlarlar. 1957 sonlarına doğru Ankara Radyosu'nda emisyon programları yapmaya başlarlar.             1960 yılında bahriyeli olarak askere gider. Askerde bandoda olduğu için İstanbul'da tenor saksafon dersleri almaya başlar. 1964 yılında askerliğini bitirip Ankara'ya döner ve Yurdaer Doğulu ile orkestra kurup çalışmaya başlarlar. İstanbul'da Kulüp Fuaye'den teklif alırlar ve İstanbul'da sahne çalışmalarına başlarlar. Birçok gece kulüplerinde show programlarına çıkarlar.             1965 yılında Vasfi Uçaroğlu Orkestrası'nın solist-liğine geçer ve Kamuran Akkor ile sahneyi paylaşırlar. Aynı yıl ilk plağı olan "Cici Pabucum Cici - Arabamın Atları" yayınlanır. Daha sonraları Sezen Cumhur Önal ile çalışmaya başlar ve ilk olarak "Evvel Zaman İçinde"yi yaparlar. O seneler "Ah Kızlar", "Bir İçim Su", "Sana Şarkımı ... Devamı

BAHA'nın Hayatı

2015-01-08 01:11:00

Baha / Sanatçı Kayseri Bünyan doğumluyum ve başak burcuyum. Henüz 1 yaşın-dayken ailem Ankara’ya yerleş-tiğinden çocukluğum ve okul hayatım burada geçti. 8 yıl süren bir futbolculuk döneminden sonra tam üç büyük kulüpten birine transfer olacakken ani bir kararla futbolu bırakıp asıl tutkum olan müziğe yöneldim. Profesyonel anlamda müzik hayatım, Gazi Ün. Müzik Eğit. Fakültesinde okurken kurmuş olduğumuz grup KDV ile Ankara’da başladı. Okuldan mezun olduktan sonra bir süre müzik öğretmenliği yaptım ve özel dersler verdim. Sonrasında kısa dönem askerlik derken macera dolu yeni bir döneme başladım. Canım ağabeyim Sait’le beraber tam 8 yıl bar işletmeciliği ve müzisyenlik yaptım. Bu süre içerisinde birçok müzisyenle çalıştım.1999 yılında gelen bir teklifi değerlendirip ilk albümümü çıkardım ve İstanbul’a yerleştim.2.albüm, 3.albüm derken şuan 5.albümümle yeniden sizlerleyim. Hayattaki sıralamam ailem, dostlarım(hayranlarım, sevenlerim) ve sonra işim.Haftanın 4 günü spor yapıyorum. Zamanımın büyük bölümünü evimdeki stüdyomda geçiriyorum ve sizlerden gelen mektuplara cevap yazıyorum. Fırsat buldukça bilardo sporuna zaman ayırıyor ve kış ay-larında da kayak yapıyorum. Müzik aletlerim benim için çok önemli. Kullandığım müzik aletleri arasında gitar, keman, ud, bağlama, viyola ve piyano yer alır.. Kayseri Bünyan doğumluyum ve başak burcuyum. Henüz 1 yaşın-dayken ailem Ankara’ya yerleş-tiğinden çocukluğum ve okul hayatım burada geçti. 8 yıl süren bir futbolculuk döneminden sonra tam üç büyük kulüpten birine transfer olacakken ani bir kararla futbolu bırakıp asıl t... Devamı

AYTEN ALPMAN Hayatı

2015-01-08 01:06:00

AYTEN ALPMAN                AYTEN ALPMAN 20 Kasım 1930 Istanbul - Yeşilköy doğumludur. Müzikle tanışması ilk defa Nişantaşı Kız Lisesi'nde öğrenci iken İlham Gencer sayesinde olur. İlk olarak Ingilizce şarkılar söyler. Daha sonra ailesi onu Erenköy Kız Lisesi'ne gönderir ve lise eğitimini orada tamamlar. Liseden sonra İlham Gencer'in solistlik teklifi ile Istanbul Radyosu'nda programa başlar. Radyoda ilk söylediği parça "You Are Always In My Heart" olur.               Sahneye ilk defa Taksim Belediye Gazinosu'nda Tıp Balosu'nda çıkar ve sahnede ilk defa söylediği parça yine "You Are Always In My Heart" olur. Daha sonra Arif Mardin ile tanışır, onun teşviği ile caz şarkıları söylemeye başlar ve ilk caz şarkıları ondan öğrenir.              1952 yılında Yeşilköy Deniz Park Oteli'nde ilk profesyonel sahne çalışmasına başlar. 3 ay çalıştıktan sonra Kervansaray Gece Kulübü tazminatını ödeyerek transfer eder. 1953 yılında İlham Gencer ile evlenir. Eşinin Çatı Gece Kulübünü kurmasıyla birlikte Çatı'da sahne almaya başlar.              1959 yılında ilk plağı olan "Sayanora / Passion Flower" taş plak olarak yayınlanır. 1960 yılında İlham Gencer'den ayrılır. Bir süre sonra İsmet Sıral Orkestrası ile çalışmaya başlar ve 1963 yılında çalışmak için İsveç'e giderler. İki sene boyunca İsmet Sıral'la, bir sene de bir caz orkestrası ile sahne çalışması ve yapar ve daha sonra türkiye'ye geri d&oum... Devamı

2015-01-08 01:04:00

Ayşegül Aldinç (d. 28 Eylül 1957 İstanbul), Türk şarkıcı, oyuncu.   Gazeteci ve spor yazarı Orhan Aldinç ile resim öğretmeni Süheyla Aldinç'in kızıdır. Annesinin tayinleri nedeniyle lise öğrenimini üç değişik okulda tamamladı. Lise biri Kandilli Kız Lisesi'nde, ikiyi Davut Paşa Lisesi'nde, üçü Feriköy Lisesi'nde okudu. Ardından İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümü'nü (şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nü) bitirdi. Mezuniyetinden kısa süre sonra İstanbul Akaretler Ortaokulu'nda Müzik Öğretmenliği yaptı. Sonra Yıldız Porselen Fabrikası'nda altı yıl desinatör olarak çalıştı. 1981-1988 yılları arasında seramikle uğraşıp yurtiçi ve yurtdışında yarışmalara katıldı. Profesyonel müzik yaşamına 1978'de Mehmet Teoman ile birlikte doldurduğu 45 devirlik 1. yüzünde Hastane; 2. yüzünde Yorgun ve Mutlu adlı şarkıların bulunduğu plak ile adım att.   İrlanda'nın başkenti Dublin'de 1981 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi, Modern Folk Üçlüsü ile birlikte seslendirdiği Dönme Dolap isimli şarkıyla temsil etti. İlk solo albümünü 1988'de çıkartan Aldinç, 1985 - 1998 yılları arasında Avrupa'nın birçok ülkesinde, Sovyetler Birliği'nde, ABD'de, Çin'de ve Ortadoğu ülkelerinde konserler verdi. İstek Vakfı ve Kıbrıs Gazeteciler Derneği tarafından Yılın En İyi Kadın Şarkıcısı ödülüne layık görüldü   Kamera karşısına ilk kez 1985 yılında Orhan Aksoy'un yönettiği TRT dizisi Acımak'ta rol alarak geçti. 1987'de Şerif Gören'in yönettiği Katırcılar ve Yavuz Özkan... Devamı

Atiye'nin Hayatı

2015-01-08 00:56:00

Atiye'nin Hayatı Annesi Hollanda babası Antakya doğumlu olan Atiye, 22 Kasım 1988’de Almanya’nın Bremen şehrinde doğdu. Küçük yaşlarda piyano ve dans derslerine başladı. 8 yaşında Almanya’dan Amerika’ya taşındı, burada 6 ay yaşadıktan sonra İzmir’e yerleşti. İzmir’den Almanya’ya geri dönüşü öncesi 1 yıl Hollanda’da CKE okulunda sanat eğitimi alan Atiye, Bremen’de şan derslerine başladı. Almanya’da lise eğitimini tamamlayan sanatçı 2008 yılında Türkiye’ye geri dönüş yaptı. Atiye, ses eğitimini İzmir Devlet Opera ve Balesi Şan Pedagogu Bariton Aşkın Metiner ile sürdürmektedir. Henüz 17 yaşında ilk stüdyo albümü "Gözyaşlarım"ı (2007) yayınladı. O zamanlar "Atiye Deniz adı ile kendini duyurdu. Albümde hem İngilizce hem de Türkçe sözlü şarkılara yer veren Atiye, çıkış şarkısı "Don't Think" ile internette kısa zaman içerisinde popüler olmayı başardı. Bu şarkısıyla 2007 yılında düzenlenen Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı" ödülünü aldı. Albümleri Gözyaşlarım (2007) Atiye (2009) Batum Türküsü (2011) Budur (2011) Bring Me Back (2012) Soygun Var (2013) Video klipleri Don't Think Muamma Salla Kal Dondurma İstemem Değişmesin Batum Türküsü Budur Güzelim Bring Me Back Bana Ne? Soygun Var Ya Habibi Yetmez Düetleri Kal(Teoman ile) Güzelim (Sultana ile) Aşkistan (Ozan Doğulu ile) Nasıl Yani (İskender Paydaş ve Mirkelam ile)... Devamı

Aslı Güngör Yaşamı

2015-01-08 00:46:00

Aslı Güngör Yaşamı     İzmir’de dünyaya gelen Aslı Güngör, TRT İzmir Gençlik korosuyla başlayan müzik yolculuğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri bölümündeki ögrencilik yıllarında yaptığı sahne çalışmalarıyla profesyonel anlamda sürdürdü. Diğer yandan yıllardır bestelediği şarkıları için stüdyo çalışmalarına başladı... İzmir'de bestelediği ve 2007 yılında stüdyo kayıtlarını tamamladığı şarkılarından ‘Kalp Kalbe Karşı’ ve ‘İzmir Bilir Ya’ ile büyük ses getiren, farklı ses rengi, güçlü yorumu ve besteci kimliğiyle dikkatleri üzerine çeken, şarkıları birçok karma albüm ve tv dizilerinde yer alan Aslı Güngör, 35. Altın Kelebek Ödüllerinde ‘En iyi çikis yapan solist’ ödülünü aldı. Aslı Güngör’ ün fenomen olan Kalp Kalbe Karşi şarkısı; Radyo Yayıncıları Derneği RAYAD tarafından düzenlenen ‘Radyonun Yıldızları Dinleyici Oylaması’nda 2008 yılında ‘Radyonun Şarkı Yıldızı’ seçildi ve dünyaca ünlü Buddha Bar serisinin Buddha Bar 11 isimli albümünde yer alarak, 2009 Mart ayında tüm dünyada müzikseverlerle buluştu... Legal olarak 'Kalp Kalbe Karşı’nın ‘1.150.000 (1milyon150 bin)’ satış rakamı elde etmesiyle 2008 yılında birinci olarak ‘MÜYAP dijital satış şampiyonu’ ödülünü aldı... 2009 Ocak ayında yayınladığı ve kendi adını verdiği albümü 'Aslı Güngör 2009' da yer alan 'Son Öpücük' ve 'Aşk Her Şeye Değer' in yanı sıra tüm şarkıları büyük ilgi görerek resmi MÜYAP verilerine göre ‘2.700.000 ( 2m... Devamı

. .