complex 14 Takipçi | 6 Takip

Leyla Bilginel Hayatı Röportaj

2015-01-07 17:02:00

Dişi Okan Olacağım Röportaj Leyla Bilginel Leyla Bilginel, 3,5 yaşındaki oğlu Kayra ile çok mutlu, çok huzurlu. Aynı şeyi kariyeri için de istiyor. Hedefinde Okan Bayülgen gibi bir program hazırlayıp sunmak var. Genç ve güzel bir kadın. Oyuncu. Şimdilerde konuklarıyla sohbet ederek derinlemesine incelediği bir müzik programı yapıyor. Yolunu çizmiş; sadece dizi oyuncusu olmak istemiyor. Oyunculuğunu sinemayla taçlandırmayı arzuluyor. Ancak onun önündeki ilk hedef televizyon kariyeri. Bunun için de çok iyi bir nedeni var: “Neden televizyonda dişi bir Okan yok. Hiçbir kadına bunu yapabilecek kadar güvenmiyorlar. Oysa ben yapabilirim.” Bunun için kolları sıvamış bile, gelen teklifler için görüşmelere gidiyor. İçine sinen birinde karar kılacak. Yakınlarda ev taşıdığınızı biliyorum, hayatınızda değişiklik mi var? Evet. Hayatım neredeyse tamamen yenilenme evresinde. 2011’de bütün dünya için böyle. Evim yenilendi, oğlum büyüyor, işlerim çok güzel gidiyor. Daha ne olsun! Yepyeni bir dönemdeyim. Astroloji de bunları söylüyor. Ben yıldızların bana ne söylediğine bakmadan dışarı adım atmam. İş yaşamınızda neler oluyor? Ocak ayında yeni programım ‘Söz-Müzik’ yayına girdi. Başladı ve çok güzel gidiyor. Onun yanı sıra şimdi sizinle bu röportajdan sonra bir görüşmeye gideceğim. Yeni bir program önerisi de geldi başka bir kanaldan. Ne tür programlar olacak bunlar? Biri yarışma diğeri gece programı olacak. Gece programı derken... Bunu çok istiyorum. Yıllardır ‘Neden bir Okan Bayülgen’in dişisi yok bu memlekette’ deyip dururum. Büt&uum... Devamı

Mircan Kaya hayatı Röportaj

2015-01-07 17:01:00

Akacak su, yolunu mutlaka bulur Röportaj Mircan Kaya Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Müzik Ödülü’nü kazanan ilk kadın müzisyen Mircan Kaya, köklerinden aldığı güçle müziğini evrenselleştiriyor. Ne yazık ki Türkiye’de sanatla uğraşan insanların kitleler tarafından tanınırlığı, ne kadar popüler işlerin içerisinde yer aldıklarına ya da yaşadıkları sansasyonlara bağlı bir durum. Mircan Kaya’nın da isminin konuşulmaya başlaması, yaptığı müzik türü, ancak Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde aldığı ödülün akabinde gazeteci Murat Bardakçı’nın köşe yazısı ve viyolonsel sanatçısı Uğur Işık’ın açıklamaları sonrasında oldu. Süreç içerisinde filmin müziklerinin asıl kime ait olduğuna dair, taraflar karşılıklı açıklamalarda bulundu ve sonunda jürinin ikinci bir açıklamasıyla Mircan Kaya’nın başarısı bir kez daha tasdiklenmiş oldu. Bu sansasyonel olayın ötesinde Mircan Kaya, Türkiye’de yeterince tanınmasa da İngiltere’nin önemli müzik dergisi The New Internationalist tarafından Kafkaslar’ın Diamanda Galas’ı olarak gösteriliyor, Lorena McKennitt’la kıyaslanıyor. Yine Roger Mills, Limbo gibi önemli müzisyenler ve müzik gruplarıyla birlikte çalışıyor. Albümlerinde Türkçe, Megrelce, Lazca türkülere yer veriyor. Bilimi, farklı kültürleri tanımayı ve hayatta iyi olan her şeyi arayan Mircan Kaya, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi mezunu. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde deprem mühendisliği master’ı da yapmış biri. Mühendislik alanındaki başarıları sayesinde ön... Devamı

Bu hayat benim, önce ben mutlu olayım ki, başkasına faydam dokun

2015-01-07 17:00:00

Bu hayat benim, önce ben mutlu olayım ki, başkasına faydam dokunsun Röportaj Pınar Altuğ Pınar Altuğ Atacan, mutlu evliliği, yükselen kariyeri ve anneliği ile hep hayatımızın içinde. Onunki şans mı, başarılı bir programlama mı yoksa hepsi mi? Biz sorduk, o cevapladı. Podyuma çıktığı yıllarda da ilk sıralardaydı, kendine ayrı yol çizdiğinde de… Yemek programı hazırlayıp sunmaya başladığında tüm kadınları ekran başına kilitledi. Ardından kitabı geldi. Yarışma programlarının sunuculuğunda ekran başındakilerin gözleri hep onu aradı. Aslında hep ailemizin bir üyesi gibiydi. Ancak ne zaman ki ‘Çocuklar Duymasın’ dizisi ile evlerimize konuk oldu, işte o zaman bambaşka bir kimliğe büründü. Diziden ayrılıp yerini başka bir oyuncuya bıraktığında kalbi yine o rolde kaldı. Yıllar sonra dizi, çocukların büyümüş halleriyle yeniden ekrana taşındı. Tutardı, tutmazdı tartışmalarına seyirciden tokat gibi bir cevap geldi. Reytingler yine üst sıralardaydı. Pınar Altuğ Atacan, artık seyircinin tartışmasız en sevdiği oyunculardan biri artık. Bu arada yalnızca kariyerinde değil özel yaşamında da birçok değişiklik oldu. Kendisi gibi oyuncu Yağmur Atacan ile evlendi, Su adını verdikleri bir de kızları oldu. Markalar, onu reklam yüzü yapmak için yarışa girdi. O, yine kendi imajına ve inançlarına uygun birinde karar kıldı. Şimdi Persil’in marka yüzü olarak da reklamlarla evlere konuk oluyor. İşinde başarılı, mutlu bir evliliği var, hayattan keyif alıyor. Dahasını da Seninle okurlarına anlatıyor. ‘Çocuklar Duymasın’ ilk başladığında çocuğunuz yoktu, şimdi annesiniz. Anne olduktan sonra dizideki oyunculuğunuzda neler değişti? Tabii ki bundan 10 sene önce dizi ilk başladığınd... Devamı

Deniz Seki Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:59:00

"Kaderimi yeniden yazdım onu yaşıyorum" Röportaj Deniz Seki Büyük bir sınav verdi. Bu dönemde dostunu, düşmanını, hayatını, içindeki gerçek kadını tüm çıplaklığıyla gördü. Kaderini sil baştan yazdı, şimdi ikinci hayatını yaşıyor. Duru ve pürüzsüz bir yüzü var. Gözlerinin içi gülüyor. Biçimli dudakları kahkahayla aralandığında gamzesi ona çok daha seksi bir ifade katıyor. Epey zayıflamış. Ama hala yürürken ayaklarının altındaki zemin titriyor. Hükümet gibi kadın derler ya, aynen öyle bir kadın Deniz Seki… Kaderin bile kolay kolay yıkamayacağı türden… Kendinden çok emin. Kem küm edip soruları geçiştirmiyor, direkt cevap veriyor. Ataol Behramoğlu’nun dizelerindeki gibi “yaşadıklarından öğrendiği çok şey var” ve o bunu cesurca anlatıyor. En çok babasından bahsederken duygulanıyor, annesine, kardeşlerine doyamıyor. Duyguları… Bence en can alıcı noktası onlar. Yanacağını bile bile bu duygusallıktan asla vazgeçmiyor. “Bu Şarkı İkimizin” sizin ikinci televizyon programınız değil mi? Evet. Daha önce “Deniz Yıldızı” adlı kendi programımı yapmıştım. Formatı farklıydı, bu farklı. Yavuz Bingöl ile birlikteyiz. Tamamıyla performans programı. İlk işim sunuculuktu TRT İstanbul Televizyonu’nda. Çok zorlanmadım ama canlı yayın heyecanı, stresi bambaşka. İçimi rahatlatan tek şey en iyi bildiğim işi, müziğimi yapmam. Gelelim hayata… Bu hayattan neler öğrendiniz? Öğrenmem gereken her şeyi öğrendim ama hayat yaşadıkça, yaşandıkça öğrenilecek şeyler hiç bitmiyor. Ben çok büyük sınavlardan... Devamı

Çaylak aşçılar iş başında

2015-01-07 16:57:00

Çaylak aşçılar iş başında Röportaj HP çalışanlarının gönüllü olarak oluşturdukları Hayata Projeler Ekibi, ilk meyveleri ‘Çaylak Aşçının El Kitabı’yla kadınlara destek oluyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayalı daha 2 ay oldu. Peki aklımızda ne kaldı? Kadınların hâlâ ekonomik hayatın içerisinde tam olarak yer almıyor, siyasetten uzak tutuluyor, şiddete maruz kalıyorlar. Dudaklardan ise sadece kuru kuru “Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun” cümlesi dökülmeye devam ediyor. Ne de olsa, özel günleri kutlamak âdettendir. Ülkemizde geri planda bırakılan kadınları çalışma hayatına dahil etmek için az da olsa bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. İşte buna güzel bir örnek: Dünyanın en büyük bilgisayar devlerinden biri olan HP’nin Türkiye ofisinin çalışanları, tamamen gönüllülük esasıyla ‘Hayata Projeler Ekibi’ni oluşturmuş ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için ‘Çaylak Aşçının El Kitabı’ projesini ortaya çıkarmışlar. Satışından elde edilecek gelirin tamamının KEDV (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı)’e bırakılacak bu proje için ekipteki 40 çalışandan toplam 100 tarif toplanmış. Kimisi tarifleri annesinden istemiş kimisi eşinden, kardeşinden. Kimisinin tarifleri ise tamamen kendisine ait. Ama bu hepsi birbirinden kolay tariflerin tek bir amacı var; o da kadınları ekonomik yaşama dahil edebilmek. Şimdi ekibin tek isteği, ‘Anneler Günü’nde 1000 adet kitabın tamamının satılıp projenin başarıya ulaşması. Böyle bir çalışmaya öncü oldukları için mutlulukları yüzlerinden okunan Operasyon Uzmanı Müge O... Devamı

Ayşe Tolga Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:55:00

Aşk sadece çocuğa ve tanrıya hissedilir Röportaj Ayşe Tolga Aromaterapist Ayşe Tolga ile oyunculuk, terapi dünyası, çocuğu, eşi, hayatı ve kadın hakları için verdiği mücadeleyi konuştuk. Tolga, eşini seviyor ama aşkı sadece çocuğuna ve Tanrıya duyduğunu söylüyor. Bir zamanlar televizyon ekranlarında bolca gördüğümüz, artık sanat dünyasından çok uzakta bir isim Ayşe Tolga… O arınmış, kendisi gibi arınmayı isteyenlerle birlikte bir hayat kurmuş. Aisha adını verdiği doğal bir dünyada yaşıyor; sanat camiasından uzakta, annelerden oluşan bir çevresi var. İç hesaplaşmasının büyük bir bölümünü yapmış, amacı insanlara huzur ve mutluluk vermek. Her sabah uyandığında bunun için dua ediyor. Daha pek çok değişiklik var onun yaşamında. Bu röportajımız da onu anlatıyor. Çocukluğunuzu hatırladığınızda burnunuza hangi kokular geliyor? Topluma ait hissetmeyen, her zaman sorgulayan, çok da fazla arkadaşı olmayan, kediler, köpekler ve ağaçlarla arkadaşlık eden bir çocuktum ben. İki yaşından itibaren de elimde boya kalemleri vardı. Derdimi anlatmak için resim yapardım. Utangaç ama zeki ve algıları açık, hümanist bir çocuktum. Çocuklardaki vahşeti sevmediğim için çocuk arkadaşım olmadı. Çocukluğumun kokusu deyince aklıma TipiTip sakızının, Uludağ gazozunun kokusu geliyor. Arka bahçedeki menekşelerin ve akşam sefasının kokusunu anımsıyorum. Ben Acıbadem’de büyüdüm. Yazın akşam sefaları o zaman çok güzel kokardı, şimdi kokmuyor. Ya kızınız... Onun kokusu size neleri anımsatıyor? Hep derler ya bebek kokusu çok güzel diye, aslında bana göre -belki ... Devamı

Ebru Özkan & Feride Çetin Hayatı ve Röportaj

2015-01-07 16:53:00

Kadınlar erkeklerden daha güçlü Röportaj   Ebru Özkan & Feride Çetin Ebru Özkan ve Feride Çetin, Star TV’de birlikte rol aldıkları ‘Anneler ve Kızları’ dizisiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Özkan ve Çetin’le, özel yaşamlarını, hayata bakışlarını, kadın olmanın getirdiği güçlükleri konuştuk. Çekimlerine Malatya’da başlanan ‘Anneler ve Kızları’ Ağustos ayında Star TV’de izleyici karşısına çıkıyor. Başrollerinde ‘Hanımın Çiftliği’ dizisinde tanıyıp sevdiğimiz Ebru Özkan ile son olarak ‘Aşk ve Ceza’da izlediğimiz Feride Çetin var. Özkan, dizide Defne karakterini, Çetin ise Gülizar’ı canlandırıyor. İki farklı kültürde yetişmiş iki kadının aslında kurallar ve baskılar yüzünden aynı kaderi yaşamalarını, benzer kararlar vermelerini aktarıyor. Yeni bir diziye başlıyorsunuz? ‘Anneler ve Kızları’ neyi anlatıyor? Ebru Özkan: Biri Doğu’da diğeri Batı’da yaşayan iki kadını anlatıyor. Hayattan farklı beklentileri olmasına, yaşamları çok farklı akmasına rağmen yazgılarının benzerliğinden kaynaklanan kesişmeyle bir araya geliyorlar. Aslında milyonlarca kadının sahip olduğu bir kaderden yola çıkarak oluşturulmuş bir hikaye anlatılıyor. Ben Defne karakterini oynuyorum. Defne, İstanbul kültürüne alışkın. Ekonomi okumuş fakat çocukluğundan beri acılarla büyümüş. Yaşadığı hayatı kendi tercih etmiş biri. Mutlu evliliği olan bir kadın Defne.   Feride Çetin: Ben Gülizar karakterini canlandırıyorum. Gülizar, Malatya’da yaşıyor. Daha önce hiç büyük şehir görm... Devamı

Bahar Feyzan Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:52:00

Ekranın seksi bakışlı spikeri 'Bahar Feyzan' Röportaj   Bahar Feyzan Ekranın başarılı sunucularından bahar Feyzan ile yaşadığı semt Cihangir’deki evinde başlayan ve Tophane’ye kadar uzanan İstanbul’un nefes kesici tarihi yüzü eşliğinde bir çekim ve sıcacık bir söyleşi… TV8’de kariyerine devam eden haber spikeri ve sunucu Bahar Feyzan, yaz aylarında ‘Yaz Günlüğü’ isimli programıyla evlerimize konuk oluyor. Medyaya biraz da tesadüfler eseri dahil olan Feyzan, 11 yılı geride bıraktığı başarılı iş hayatında başarısını kararlılığına bağlıyor. Hayranlarının bakışlarını ‘seksi’ buldukları sunucu ile aşka bakışından, kendiyle ilgili gözlemlerine, evlilik ve çocuk sahibi olma planlarına kadar uzanan renkli ve samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Yaz döneminde başladığınız ‘Yaz Günlüğü’nde farklı bir formatla çıkıyorsunuz izleyicilerin karşısına. Biraz programdan bahseder misiniz? Evet salt haber anlatmaktan ziyade bu formatla hafta sonu, cumartesi daha eğlence, pazar ise haber ayağı daha kuvvetli bir program yapıyorum. Kanalımızın çok güzel bir bahçesi var. Yaza uygun bir atmosfer olduğu için çekimlerimizi de bahçemizde yapıyoruz.   Sürekli ekran önünde olmak yorucu mu? Her işin olduğu gibi benim işimin de stresli yanları var elbette. Ama güzel yanları da bir hayli çok. İşimi yıpratıcı bulmuyorum. Seçici çalıştığımdan o kadar da yıpranmıyorum. Zaten hayatım boyunca hep sadece beni çok mutlu eden işleri yaptım. Meslekte edindiğiniz başarının bir sebebi de bu galiba? Evet bence başarıda yaptığınız işi sevmek ve o işi yapma... Devamı

Serkan Ercan Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:49:00

Aşkı bulduğum zaman kıymetini de bilirim Röportaj   Serkan Ercan Sinema, tiyatro ya da dizi... En zorlu rollerin üstesinden gelmekte zorlanmıyor. Bugüne dek aldığı ödüller de oyunculuktaki başarısını ortaya koymaya yetiyor. “Tek derdim oyunculuk yapmak” diyecek kadar mutevazı bir duruş sergiliyor. Serkan Ercan yeni yayın döneminde ‘Yalancı Bahar’ dizisiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Çocukluğundaki en büyük hayali diğerleri gibi doktor, pilot değil otobüs şoförü olmaktı. Ailesiyle yaptığı uzun şehirlerarası yolculuklar Serkan Ercan’ın hayallerinin de sınırlarını kaldırmaya yardımcı oldu. Ancak lise yıllarında içine düşen oyunculuk ateşi, hayatının yönünü belirleyecek başka bir yolculuğun habercisi oldu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, başarılı oyunculuk macerasının ilk durağıydı... Aileniz oyunculuk mesleği konusundaki seçiminizi nasıl karşıladı? Karşı çıkmadılar ama teşvik de etmediler açıkçası. Beni kendi halime bıraktıklarını söyleyebilirim. Sanırım o dönemde meslek seçimim avukatlık, mimarlık gibi somut bir iş olmadığı için endişelendiler de...   Oyunculuğunuzda ‘ilk büyük çıkışım’ dediğiniz rolünüz hangisi? Öyle bir arayış içinde olmadım hiç. Benim derdim oyunculuktu; karakter ortaya çıkarmaktan heyecanlandım her zaman. Geri kalanı biraz artistliğe giriyor. Oynadığım tüm rollere baktığınızda bunu görürsünüz zaten. Şöyle diyebilirim; bugüne kadar canlandırdığım karakterler beni bulunduğum yere getirdi. Büyük-küçük demeden bir an önce o dünyanın içine gi... Devamı

Ahu Türkpençe Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:48:00

Dışım romantik içim rock Röportaj   Ahu Türkpençe Oyuncu Ahu Türkpençe, daha çok televizyon dizilerinden tanıdığımız bir isim. Ama o, tiyatro yapıyor, çok konuşulan sinema filmlerinde karşımıza çıkıyor, çevreyle ilgili projelere imza atıyor. “Evet, özelim. Ama herkes özeldir. Öyle olmasaydık, birbirimize benzerdik.” Ses tonu çok kırılgan, kısık. Konuşurken sanki birini kırmaktan ya da incitmekten korkuyor. Yüzündeki makyaj neredeyse yok denecek kadar az. Sohbetimiz sırasında tüm bu görüntüsünün aksine ‘rock’ müzik sevdiğinden bahsediyor. Çok parası olduğunda ise hayvan barınakları ve çocuklar için harcayacağını söylüyor. Dünyanın gidişatını nasıl görüyorsunuz? Biz insan olamadıktan sonra dünyanın gidişatının hayırlı olması mümkün değil. Keşke hepimiz dünya insanı olabilsek, keşke derdimiz daha çok para daha çok toprak olmasa da mutlu yaşasak. Birbirimize dokunarak, birbirimize değerek insan insan yaşasak ne güzel olurdu. Savaşların sebebinin de para olduğunu düşünüyorum. Ben bu ülkeye giriyorum, yardımcı oluyorum yalanını artık kimse yutmuyor. Bunun sebebi daha fazla güç ve para sahibi olmak. Parayla aranız nasıl? Yettiği kadarından fazlasını istemiyorum. Belli bir meblağ veremeyeceğim ama ‘sekiz tane evim var bir tane daha almalıyım’ gibi hırsım yok. Daha çok param olsa hayvan barınaklarına yardımcı olurum. Çocuklara bir şeyler yapmaya çalışırım. Kefenin cebi yok!   Sizin çocukluğunuz nasıldı peki? Keyifliydi. Eskiden daha fazla oynayacak yer vardı. Apa... Devamı

GÖKÇE BAHADIR Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:47:00

İstediğim herşey oluyor Röportaj   GÖKÇE BAHADIR Beş yıl süren iddialı bir rolden sonra ilk sinema filmine de imzasını attı Gökçe Bahadır. Çağan Irmak’ın yönettiği ‘Dedemin İnsanları’ Kasım sonunda izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimin anlatıldığı ‘Dedemin İnsanları’ göz dolduran kadrosuyla Kasım ayı sonunda vizyona girmeye hazırlanıyor. Yönetmen Çağan Irmak’ın hayatından kesitlerin yer aldığı filmde, Çetin Tekindor, Hümeyra, Zafer Algöz, Yiğit Özşener, Mert Fırat ve Gökçe Bahadır rol alıyor. Girit, Bodrum, Milas, Söke ve Gökçeada’da çekilen filmde Çağan Irmak’ın annesinin gençliğini canlandıran Gökçe Bahadır ile filmi, düşlerini, ‘Sensiz Olmaz’ dizisindeki rolü Begüm’ü, oyunculuğu, geçmişi ve gelecekteki hayallerini konuştuk. Oyunculukla ilgili hayallerinizin hangi noktasındasınız? Bir kere ‘Yaprak Dökümü’, benim hayallerimin çoğunun gerçekleşmesine sebep olan bir yapım oldu. İkincisi de bu sinema filmi. Çünkü ilk sinema filmim bu benim. Aslında en büyük hayalim gerçek oldu diyebilirim. Bundan sonrakiler ekstra keyif işi olacak herhalde… Bir de müzikal yaparsam her şeyi yapmış olacağım.   Şarkı söylemeyi seviyor musunuz? Evet. Aynı zamanda şarkı söyleyip dans ettiğiniz, tüm performansınızı, enerjinizi, canlı olarak gösterebildiğiniz bir şey müzikal. Her oyuncu... Devamı

Hadise Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:46:00

Kadınların içinde 3G olmalı Röportaj   Klibinin konseptini 3G olarak kurgulayan Hadise, “Güç, güzellik ve gençlik. Bu üç G de kadınların içinde var. Onlardan korkmadan hayata bağlanmamız gerek” diyerek kadınları içlerindeki 3G’yi çıkarmaya davet ediyor. Konserden konsere koşan, ‘O Ses Türkiye’ ile ekranlarda sıkça boy gösteren, hayli zayıflayıp 36 bedene inen, yeni albümüyle yine ortalığı kasıp kavuran Hadise ile aşkı, kaç beden olduğunu, yarışma programını, duygularını ve planlarını konuştuk. Hayatımıza bir şarkıyla bir girdiniz pir girdiniz. Şarkı söylemek sizin için ne demek? Şarkı söylemek benim için çok büyük bir şey, kelime bulamıyorum bu duyguyu anlatabilmek için. Şarkımı söylerken aklımda müzikten başka hiçbir şey olmuyor, sadece müziğe konsantre oluyorum. Sahneye çıkınca bir şey oluyor bana, başka birine dönüşüyorum sanki. ‘Aşk Kaç Beden Giyer’e nasıl bir klip çektiniz? Evet biraz beklettim sevenlerimi ama değdi. Ben klip çalışmalarına çok emek veren bir sanatçıyım. Her detay önemli. Bazı sahnelerde gözükmeyen ayakkabıların seçimi bile çok önemli benim için. Klibin yönetmeni Hülya Açıkgöz, görüntü yönetmeni Veli Kuzlu. Süper bir ekiple çalıştım. Aşk Kaç Beden Giyer klibimizin konsepti 3G: Güç, Güzellik ve Gençlik. Nedeni çok açık; güç insanın içinde. Güzellik ise her türden olabilir, sadece fizik değil, düşünce ve ruh güzelliği de dahil. Gençlik de her yaşta olabilir..... Devamı

Ece Uslu Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:44:00

Mutluluk ayaklarımı yerden kesti Röportaj   Ece Uslu Hayatı akışına bırakıyor, içinden geldiği gibi yaşıyor. Aşık mı? Evet, hem de ayaklarını yerden kesecek kadar... Ece Uslu, özlediği ekranlara TRT 1’de yayınlanacak ‘Bulutların Ötesinde’ dizisiyle dönüyor. Dizi gereği diyetisyen eşliğinde 10 kilo veren oyuncu artık sağlıklı ve düzenli besleniyor. ‘Kara Melek’, ‘Zerda’, ‘Elveda Derken’ ve son olarak ‘Kızım Nerede’ dizilerinde gösterdiği başarılı performansı ile tanınan oyuncu Ece Uslu, yaklaşık iki aydır Akla Kara Tiyatrosu’nda ‘Tom, Dick ve Herry’ adlı oyun ile izleyici karşısına çıkıyor. Çok yakında yine bir dizi ile ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Doğal besleniyor, doğal yaşıyor, kalabalığı pek sevmiyor. Bu aralar mutluluktan ayakları da yere değmiyor. Çünkü güven duyduğu birini seviyor. Hatta çocuk düşleri kuruyor. Uslu ile oyunculuğu, tiyatroyu, dizileri, aşkı ve hayatı konuştuk.   Televizyon diziniz bitti, şimdi neler yapıyorsunuz? İki aydır Akla Kara Tiyatrosu’nda ‘Tom, Dick ve Herry’ adlı oyunu oynuyoruz. Güzel ve keyifli bir oyun. Çok eğlenceli bir prova dönemi geçirdik. Dışarıdan gelen bir tek ben vardım ama ekibi yıllardır tanıyor gibiyim. Oyun oynandıkça oturdu. Sürekli artan bir grafikle yükseliyor izleyici sayımız. Oyun neyi anlatıyor? Bir İngiliz oyunu ‘Tom, Dick ve Herry’. Tom ve Linda, mutlu bir çift ama çocukları olmuyor. Çift evlat edinmek için bir ajansa başvuruyor. Tom’un iki kardeşi daha var ama hepsi birbirinden farklı karakterler. Evlat edinme sürecinde her şeyin birbiri... Devamı

AÇELYA DEVRİM YILHAN Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:42:00

Aşk eşli bir dans Röportaj   AÇELYA DEVRİM YILHAN 2011’in “Love Story” tadındaki filmi “Beni Unutma”nın başrol oyuncusu Açelya Devrim Yılhan, aşkta ne kadar cesur olabileceğini anlattı. Açelya Devrim Yılhan, emekli albay bir baba ile ev kadını bir annenin tek çocuğu. Disiplinli geçen çocukluğunun şimdi kendisine çok yaradığını söylüyor. Televizyonda ‘Deniz Yıldızı’ ve ‘Unutma Beni’ adlı yapımlarda izlediğimiz, aslında göz aşinalığımız olan ama çok da yakından tanımadığımız bir isim Açelya Devrim Yılhan. Romantik bir yüzü, ilginç bir hikayesi var. O aslında bir matematikçi. Ancak iç dünyasını keşfedebileceği, bunu sergileyebileceği sanata yönelmeyi seçiyor. Tiyatro sınavlarına giriyor, kazanıyor ve okuyor. Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anabilim Dalı’ndan da mezun oluyor. Bir-iki televizyon çalışması sonrasında da tüm oyuncuların düşlerini süsleyen başrol ile sinema projesinde yer alıyor. Nasıl mı? Ona göre cevabı çok basit; “Annem hep dört ayak üstüne düştüğümü söylerdi...” Matematik bölümünde okurken neden birden oyuncu olmaya karar verdiniz? Bana göre olmadığını anladım. Meslek dediğiniz şey insan için kendini dış dünyaya ifade etme biçimlerinden biri yani bence ideal olanı bu. Ben bir matematikçi ya da akademisyen olarak bunu gerçekleştiremeyeceğimi fark ettim. Zaten sahne sanatlarına ve özellikle de tiyatroya ilgim hep vardı. Ben de şansımı denemeye karar verdim. Okulu bıraktım, sınava girdim ve kazandım.   Ankara ... Devamı

Sinem Kınran Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:41:00

Şık kadın kendi modasını yaratabilen kadındır Röportaj   Singer’in Pazarlama ve Servis Müdürü Sinem Kınran Parlak, “Gelişen teknoloji sayesinde artık kanaviçeleri tek bir tuşla işlemek mümkün” diyor.. El işi, dikiş nakışta becerili olmak artık daha kolay. Yeni nesil Singer’lerle bilgisayarda çizdiklerinizi kolayca dikebilir, kendinizin modacısı olabilirsiniz. Hayatın her zamankinden çok daha hızlı ve tüketmeye yönelik olarak kurgulandığı günümüzde moda da neredeyse hazır giyimden ibaret hale geldi. 70’li yıllar ve öncesinde olduğu gibi dikiş makinesinin başına geçerek kendi modasını yaratan kadınların sayısı ne yazık ki çok azaldı. Ancak unutulmaması gereken, her şey de olduğu gibi şık olmak için de emek harcamak gerektiği. Tarzınızı en iyi şekilde yansıtmak, fiziğinize en uygun giysileri bulmak için mağaza mağaza gezmek yerine belki de biraz nostalji yapıp dikiş makinesinin başına geçmenin vakti gelmiştir. Kadın, moda, şıklık ve dikiş dünyasında son trendleri, konuyla ilgili bir isme Singer Dikiş Makineleri Pazarlama ve Servis Müdürü Sinem Kınran Parlak’a sorduk. Modayla ilgili bir sektörden biri olarak sizce moda nedir? Moda bence farklı olabilmektir. Kadın bunu hazır aldığı bir elbiseyi, kendinden bir şeyler katarak, yorumlayarak da farklı kılabilir. Tasarlamak, kişiselleştirmek önemli. Yeter ki, kadın içinde olan yaratıcılığı dışavursun. Bu anlamda bakınca, en güzeli aslında tasarımını olabildiğince kendinizin yaptığı giysileri taşımak. Bunun için de biraz dikiş bilmek yeterli. Biz de Singer olarak, bunu misyon gibi görüyor ve 7’den 70’e herkese dikişi sevdirmeyi hedefliyoruz.   ... Devamı

MİNE TUGAY Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:39:00

Oyuncu olmasaydım ralli yarışçısı olurdum Röportaj   MİNE TUGAY Behzat Ç.’nin gözükara narkotik komiseri Suna’yı canlandıran Mine Tugay, “Suna katı kuralları olan bir kadın. Ama haklı gerekçeleri var” diyor. Tugay ise Suna’nın tam tersine kendisinin katı olmadığını, en azından sevdiklerine karşı affedici olduğunu söylüyor. Mine Tugay, zor bir insan olduğunu söylüyor; “Fazla değişken ruh hallerine sahibim. Çoğu zaman kendimi dizginlemeye, dengelemeye çalışıyorum. Çekingen biri değilim ama biraz yabaniyim maalesef” diyor. Ekranların yeni kuşak fenomen dizisi Behzat Ç.’nin genç ve başarılı oyuncusu Mine Tugay ile oyunculuk kariyerinden modaya bakışına ve aşka dair görüşlerine uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Behzat Ç. Kısa sürede bir fenomen oldu. Dizinin başarısını neye bağlıyorsunuz? Nasıl tepkiler alıyorsunuz? İnsanlar çoğu zaman izlediklerinin bir dizi, film olduğunu unutabiliyor. Bu durumu o yapımın çok gerçekçi oluşu ve çok sağlam senaryo ve oyunculukları barındırmasına bağlıyorum. Benim canlandırdığım Suna’nın hikayesi ortaya çıkmaya başladığında sokakta bana yönelen şaşkınlık ve korku dolu bakışlar yakaladım. Ama Behzat Ç’nin seyircisi şaşırmaktan ve zeki manevralardan hoşlanan bir kitle olduğundan ve senaryonun hatırlattığı ya da birçok yapımın göstermekten çekindiği önemli gerçekleri izlemekten zevk alan bir kitle olduğu için izleyicilerimle çok hoş sohbetler yapabiliyorum. Yani izlediğinin film olduğunu unutabilecek beyinlerle karşılaşmıyorum aslında…   Behzat Ç. dizisine odaklandığını v... Devamı

Pelin Körmükçü Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:37:00

Kendimi yalan dolu bir dünyada buldum! Röportaj   Pelin Körmükçü Tam 3,5 yıl aradan sonra ‘Sen Kimsin’le karşımıza çıkan Pelin Körmükçü’yle aşka, evliliğe ve anneliğe bakışına uzanan samimi bir söyleşi yaptık. Evliliği boyunca kendini yalanlar üzerine korulu bir dünyada bulduğunu söyleyen Körmükçü’den hayatının en büyük iki pişmanlığını da öğrendik... FRANSA’DA BALE EĞİTİMİ ALMADIĞIM VE SESİME ÖNEM VERMEDİĞİM İÇİN PİŞMANIM. BUGÜN FRANSA’DA YAŞAYAN BİR BALERİN, PRİMA BİR ŞARKICI OLABİLİRDİM.   Tolga Çevik’in senaryosunu yazdığı ve başrolünü oynadığı ‘Sen Kimsin’ geçtiğimiz haftalarda vizyona girdi. İki dedektifin başından geçen komik olayların anlatıldığı filmde kızı Selin’in doğumunun ardından kameralardan uzak kalan Pelin Körmükçü de yer alıyor. Filmin komik olmayan tek karakterini canlandıran Körmükçü, 3.5 yıldır uzak kaldığı kameranın tadını doyasıya çıkardığını söylüyor. Özel hayatında ikinci kez ayrılık yaşayan Körmükçü, pozitif enerjisi ve güleryüzünden ise hiçbir şey kaybetmemiş görünüyor. BKM’nin ofisinde buluştuğumuz Körmükçü ile gençliğinin sırrı ve hayat felsefesi olarak tanımladığı pozitifliği, aşk, oyunculuk, annelik ve elbette yeni filmi ‘Sen Kimsin’ üstüne konuştuk.  Geçtiğimiz günlerde vizyona giren ‘Sen Kimsin? Adlı filminizden bahseder misiniz? Beklediğiniz gibi bir çalışma oldu mu? İki dedektifin başından geçen komik olayları konu alan &lsqu... Devamı

Hazar Ergüçlü Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:37:00

İkİ yüzüm var; Hem korkak hem cesurum Röportaj   Hazar Ergüçlü Oyunculuk konusunda hep şanslı olduğunu söylüyor. ‘Kuzey Güney’ gibi çok izlenen bir dizide bu yaşta rol almak herkesin yüzüne gülebilecek bir şans değil. Hazar Ergüçlü, “Hayatımda yapamayacaklarımı Simay sayesinde yapıyorum” diyor. Herkes ona çok kızıyor. Hak ettiklerinin cezasını çeksin istiyor. ‘Kuzey Güney’in kötü kızı Simay’ı canlandıran genç oyuncu Hazar Ergüçlü ile Simay karakteri, oyunculuk ve gelecek planlarını konuştuk. 20 yaşında kariyerinizin başında çok izlenen bir dizide rol alıyorsunuz. Kendinizi şanslı buluyor musunuz? Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. ‘Kuzey Güney’ gibi çok izlenen, güçlü bir kadroya sahip bir dizide bu yaşta rol almak herkesin yüzüne gülebilecek bir şans değil.  Simay izleyicinin çok sinir olduğu bir karakter. Kötü karakteri oynamak bir oyuncu için nasıl bir deneyim? Oyuncuların iyi veya kötü karakter seçmesi gibi bir ayırım söz konusu olmamalı. Her karakter oyuncu için kendini geliştirme aracıdır. Simay’a da ben böyle bakıyorum. Kendimi Simay’la özdeştirmiyorum. Kötü karakteri canlandırmak çok eğlenceli çünkü bin türlü hali oluyor. Simay, oynaması çok keyifli bir karakter.   İzlerken siz de Simay a zaman zaman kızıyor musunuz? Evet. Simay’la hiç ortak yönünüz var mı? Simay’la Hazar’ı karşılaştırmak doğru olmaz aslında. Ç... Devamı

Melike Güner Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:34:00

Aşık olunca IQ’um düşüyor! Röportaj   Melike Güner ‘Doktorlar’ın sert karakterli Zenan’ı Melike Güner, ‘İffet’ dizisinde aşkla sınanan genç bir kadını canlandırıyor. Güzel oyuncu gerçek hayatta aşkın canını yakmasına izin vermediğini söylese de itiraf ediyor; “Aşık olunca IQ’um düşüyor, dünya kararıyor etrafta bir o ve bir ben kalıyorum sanki...” diyor. SEVDİKLERİNİN MELİKE’Sİ, ANNESİNİN KÜÇÜK KIZI... HAYATINI OYUNCU KİMLİĞİYLE YAŞAMADIĞINI SÖYLEYEN MELİKE GÜNER, “ALLAH HERKESİ OYUNCU EGOSUNDAN KORUSUN” DİYOR  ‘İncir Reçeli’ ile tanınan ve ‘Doktorlar’ dizisiyle hayran kitlesi edinen genç oyuncu Melike Güner ile oyunculuktan, aşka ve yaşama bakışına dair bir söyleşi...   İffet’teki karakteriniz Betül tek başına çocuk büyütmeyi göze alan bir kadın. Gerçek hayatta siz de onun kadar cesur olur muydunuz? Betül, bebeğinin babasını yakın arkadaşı ile gördüğü için bir kadın olarak yaralanıyor ve çocuğunu babasından saklamaya ve tek başına büyütmeye karar veriyor. Ben de olsam böyle yapardım sanırım. Zamanımızda çekirdek aile kavramı değişime uğradı zaten. Anneannelerimizin, dedelerimizin döneminde olduğu gibi kocaman aileler geçmişte kaldı. Etrafınızda kaç tane boşanmamış aile görebiliyorsunuz? Annelik kadına verilmiş bir hak ve şartlarından dolayı onu bundan mahrum etmek büyük bir haksızlık olur. Hiç kimsenin aşkını çalmadım, kimseye aşkımı da çaldırmadım. Ama hayatta neler olacağı belli olmaz. Neye ‘asla’ dediğin... Devamı

Onuryay Evrentan Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:24:00

Aşkın formülünü altüst ettim Onuryay Evrentan ‘Bir Çocuk Sevdim’ dizisinin kıskanç ablası Emine karakterini canlandıran Onuryay Evrentan, aşkta umutsuzluğa kapılmamak gerektiğine inanıyor. Oyuncu, eşi Mehmet ile ‘artık evlenmem herhalde’ dediği anda tanıştığını söylüyor. KİMSENİN HAYATA DAİR UMUTSUZ OLMAMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEN EVRENTAN;“HAYATTA HER AN HER ŞEY DEĞİŞEBİLİR, OLUMSUZ OLMAYA GEREK YOK” Bir Çocuk Sevdim’in Emine’si Onuryay Evrentan, dizide kız kardeşi Mine’yi çekemeyen kıskanç ve sorunlu bir ablayı oynuyor. Kalbinde aşk yok, aradığını bulamamış ve baba şefkati görmemiş bir kız Emine. Dizide bu karaktere can veren Onuryay Evrentan ise gerçek hayatta Emine’yi kıskandıracak kadar sevgiyle çevrelenmiş bir hayat yaşıyor. Oyuncuyla aşktan evliliğe ve kariyerine uzanan samimi bir söyleşi yaptık...     Rol aldığınız ‘Bir Çocuk Sevdim’de canlandırdığınız Emine ailenin en büyük kızı ve evde herkesi koruyup kolluyor ama kardeşini içten içe çok da kıskanıyor, ona kötülük yapmaktan da geri durmuyor… Kötü biri mi? Emine için kötü biri dememeliyiz aslında çünkü Emine sadece kız kardeşine verilen hakların kendisine de verilmiş olmasını isteyen biri. Kardeşi Mine’nin kendisine verilmemiş haklarını gördükçe hırçınlaşmış bir kız. Aslında Mine’yi çok seviyor, sonuçta o küçük kardeşi ama kendine yapılan haksızlığa da tahammül edemiyor. Siz kaç kardeşsiniz? Ben şanslıyım çünkü biz iki kardeşiz. Ablam benden sadece 21 ay büyük. Yaş farkımız az olduğu için ikiz gibi büyüdük. Ben ona hiç abla demedim. Daha yeni yeni d... Devamı

Ceyda Ateş Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:22:00

Kötü kız Hande melek gibi dönüyor!   Ceyda Ateş ‘Adını Feriha Koydum’ dizisinin Hande’si Ceyda Ateş, çocuk yaşta başladığı oyunculuğun kariyerini nasıl geliştirdiğinden, evlilik yolunda ilerleyen aşkı ve takipçilerini şoke edecek yeni karakteri Nursen’e kadar hayatıyla ilgili her şeyi anlattı. GÜZEL OYUNCU, ‘EVLERDEN BİRİ’ DİZİSİNDE MASUM KIZ NURSEN KARAKTERİYLE YAZ BOYUNCA EKRANDA OLACAK. “BENİ KÖTÜ SANANLAR NURSEN’İ TANIYINCA ÇOK SEVECEKLER” ‘Adını Feriha Koydum’un sarışın fettanı (Hande) Ceyda Ateş, Temmuz ayında yepyeni bir karakterle ekrana gelmeye hazırlanıyor. Orhan Kemal’in ‘Evlerden Biri’ romanıyla aynı adı taşıyan yeni dizide Ateş, şimdiki rolünün tam tersi bir karaktere bürünecek. Dizide orta halli bir ailenin masum kızı Nursen’i canlandıracak olan oyuncu, “Beni bugüne kadar kötü kız olarak bilenler Nursen’le tanışınca çok ama çok şaşıracaklar” diyor.       ‘Adını Feriha Koydum’, iki bölüm uzatıldığı için tatil biraz ertelendi galiba? Evet öyle oldu. Sezon finalini biraz daha etkileyici bitirmek için çekimlerimizi iki bölüm daha uzatalım dedik. Normalde dizi bu sezon bitecekti ama uzatma kararı alındı. Bu arada bana gelen yeni bir teklif oldu ve ben de dizi bitiyor ve iyi bir proje olduğu için kabul ettim.  Yeni dizi ve yeni karakterinizden bahseder misiniz? Orhan Kemal’in romanı ‘Evlerden Biri’ni çekiyoruz. Dizide başrolü Özgür Çevik’le paylaşıyoruz. Bir aile dramını anlatan bir mahalle dizisi… Karakterim Nursen, tamamen masum bir kız, Hande’nin tam zıttı. Nursen’de izleyici çok farklı bir Ceyda Ateş görecek. Ha... Devamı

Nur Fettahoğlu Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:19:00

Muhteşem Yüzyıl'ın hüzünlü sultanı   Muhteşem Yüzyıl dizisinin hüzünlü ve kırık kalpli sultanı Mahidevran’ı canlandıran güzel oyuncu Nur Fettahoğlu, “Mahidevran hayallerini kaybetmiş bir kadın, haksızlığa tahammül edemeyen ve pes etmek bilmeyen yönüyle beni kendine hayran bırakıyor” diyor . Ekranların sevilen dizisi ‘Muhteşem Yüzyıl’ sezon tatiline girdi. Dizinin takipçileri yeni dönemde Muhteşem Yüzyıl’da neler olabileceğini tahmin etmeye çalışırken, oyuncular da yılın yorgunluğunu atıyorlar. Şu sıralar, geçen sezonun hüzünlü sultanı Mahidevran, yeni sezon için bol dinlenme ve seyahati içeren bir tatil programında. Ancak kendi tatilde olsa da aklı dizideki karakteri Mahidevran’da. Set günlerinde sette 12 saat Mahidevran’la uğraştığını söyleyen Fettahoğlu, “Kalan 12 saatte de Mahidevran benimle uğraşıyor, sanki ruhu üzerimde geziniyor” diyor. Nur Fettahoğlu ile karakteri, Mahidevran Sultan, Muhteşem Yüzyıl, aşk ve özel hayatı hakkında samimi bir söyleşi yaptık. Yoğun bir set sürecinin ardından tatile başladınız, tatil nasıl gidiyor? Setin tatile girmesinin ardından yaptığım ilk seyahat kısa sürdü ama tabii yazın geri kalanında da yeni yerler görüp dünyanın keyfine varmayı planlıyorum. Bir yere gitmesem bile kendime ayırabileceğim zamanımın olması, kendi başına rahatlatıcı.   Muhteşem Yüzyıl büyük başarı kazandı. Önceki diziniz Aşk-ı Memnu da beğenilmişti. Büyük projelerde yer aldığınız için kendinizi şanslı hissediyor musunuz? Kısmet işte... Tabii ki bu kadar büyük bir prodüksiyonda yer almayı herkes ister ve ben de bu durumdan çok memnunum. Art arda bu kadar kaliteli işlerde yer almak mutluluk verici. Oyunculuk e... Devamı

Seray Sever Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:15:00

  Seray Sever Şuh kadın imajından sıkıldığını söyleyen Seray Sever, yıldız haritasında bulunan Yay burcunun kendisini masum ve hayalperest bir kız çocuğuna dönüştürdüğünü söylüyor. Güzel oyuncu, savaşçı bir ruha sahip. Kadere ve kısmete inanıyor. Seray Sever, Star TV’de yayınlanan komedi dizisi ‘Küçük Hesaplar’la 3 yıldır uzak kaldığı ekranlara geri döndü. Dizi setine konuk olduk ve oyuncuyla ekrandan uzak kaldığı bu sürede neler yaptığından, kalbini ısıtıp evlilik kararı aldıran aşkına ve hayata bakışına kadar uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. ‘Küçük Hesaplar’la ekrana geri döndünüz. Oyunculuğu özlemiş misiniz? Yapımcılık ve işkadınlığıyla geçen birkaç yılın sonunda oyunculuğu özlediğimi fark ettim. Bu projeyi de çok beğendiğim için ‘evet’ dedim. Bir röportajınızda şuh kadın imajının sizi rahatsız ettiğini söylemişsiniz. Oysa tam tersi dışarıdan bakınca sanki göz önünde olmayı, dikkat çekmeyi seven bir kadın görünümü veriyorsunuz… Hiç sevmiyorum aslında. Ekran önü de tesadüfen başladığım bir iş. Bana yıllar evvel oyunculuk teklifi geldiğinde yapamam dedim tiyatroyu reddettim. Ama sonra olayların akışı beni sunuculuğa itti. Arkasından baktım yeteneğim var ve taleplerin arkası kesilmiyor; tiyatro yaptım, film çektim. Şu an hepsini seviyorum. Oyunculuk da sunuculuk da bana çok olay geliyor, ikisi de benim işim.     Kadere ve şansa inanıyorsunuz yani… Kader her şeyde var. Şuradan çıkıp kapıya gidene kadar başınıza gelecek her şey kader ve kısmete bağlı. İkisi el ele yürüyor. Ancak kadere inanmakla kaderci olmak ayrı şeyler. Hayatta bazı insanlar kü&cc... Devamı

Cansu Dere Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:13:00

  Cansu Dere Muhteşem Yüzyıl’ın saraya satılan Süryani kölesi Firuze’yi canlandıran Cansu Dere’nin hayatında pişmanlıklara asla yer yok. SESSİZ SAKİN BİR DURUŞU VAR. CANLANDIRDIĞI FİRUZE DE ÖYLE. BAKALIM BU SESSİZ KÖLE, HÜRREM İLE KARŞI KARŞIYA GELİNCE NE KADAR HIRÇIN OLACAK? Küçükken babasının “asık suratlı kızım” diye sevdiği Cansu Dere, podyumlardan yönünü dizi ve filmlere doğru yönelten başarılı isimlerden biri. Mesafeli duruşunun yanı sıra güzelliği ve düzgün fiziğiyle hep yönetmenlerin radarında yer aldı. Artık en çok izlenen dizilerin başrolünde sıkça onun ismne rastlıyoruz. Üstelik oynadığı ‘Sıla’ ve ‘Ezel’ dizileriyle yurtdışında da çok seviliyor. Yeni yayın döneminde ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinde saraya satılan Süryani bir köle olarak ekranlara gelen Cansu Dere, oynayacağı projeyi ve rolü titiz elemelerden geçiriyor. Kriteri nedir bilinmez ama köle Firuze olarak başarılı olduğu kesin. İncecik fiziği, duru güzelliği, büyüleyici bakışları ve haremdeki sessiz sedasız tavırlarıyla Hünkar Süleyman’ın aklını başından alan Firuze’yle Cansu Dere, sessiz sakin bu rolü canlandırmakta pek zorlanmamış olsa gerek. Zira çocukluğunda da çok farklı değilmiş güzel oyuncu… Yalnızlığı seven, kendi kendine eğlenebilen bir çocukluk geçirmiş. Ankara ve İzmir’den sonra geldiği İstanbul’da üniversitede tarih ve arkeoloji eğitimi almış. Geçmişe merakı, gizemli olana ilgisi büyük yani.   YAŞANMIŞLIK İNSANA TAT KATAR 30’lu yaşlarını süren Cansu Dere, bugün geldiği konumdan da kendinden de çok memnun. Geçmişteki Cansu’yu hatırladığında, fotoğraflara baktığında ... Devamı

Ezo Sunal Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:12:00

    Ezo Sunal Vücudunu enstrüman olarak kullandığı beden müziğiyle uğraşıyor. Ezo Sunal böylelikle özgüveninin arttığını hatta değişime uğradığını düşünüyor. Babası Kemal Sunal sayesinde kocaman bir aileye sahip olduğu için mutlu. Oyunculuk? Heyecan verici tekliflere açık... Dünyanın tek beden perküsyonu festivali olan Beden Müziği Festivali bu yıl ilk kez Ezo Sunal’ın organizatörlüğünde İstanbul’da yapılıyor. KekeÇa (Kendi Bedenini Çal) isimli beden perküsyonu grubunun üyesi olan Ezo Sunal ile renkli bir söyleşi yaptık. Beden müziği nedir? Beden müziği, bedenin enstrüman olarak kullanıldığı, eller ve ayakların vurmalı bir çalgıya dönüştüğü, sesin de kullanılabildiği bir alan. KeKeÇa grubuna nasıl katıldınız? 2005’te Salzburg’da keşfettim bu işi. Türkiye’de bu işi yapan Tugay Başar’ı buldum. KeKeÇa adlı 4 kişilik bir ekibi vardı, benimle 5 oldu. Festival sonrası nerelerde performans yapacaksınız KeKeça olarak? Cemal Reşit Rey’de 9-14 Ekim’de yapacağımız açılış performansımızın ardından, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde mini bir festivalimiz olacak. Daha sonra Notre Dame de Sion, Fransız Kültür Merkezi ve Beşiktaş Kültür Merkezleri’ndeyiz. Takiben, Akbank Caz Festivali’nde Elif Çağlar Muslu’nun da solist olarak eşliğiyle bir performans daha sergileyeceğiz. Festival İstanbul’a ilk kez geliyor değil mi? İlk 4 festival, San Francisco ve Brezilya’da yapıldı. Beşinci festival İstanbul’un ev sahipliğinde olacağı için çok sevinçliyiz.     Sizin yaşamınızda n... Devamı

Türkan Aydoğmuş Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:11:00

  İstanbul 30 Kasım’da Doğu ve Batı’nın 4 önemli öğretisini bir araya getiren bir seminere ev sahipliği yapacak. Hatha Vakfı’nın kurucusu Türkan Aydoğmuş ile seminer öncesi konuştuk. Houston’da yaşayan Türk mühendis Türkan Aydoğmuş, kurduğu Hatha Nefes Vakfı ile İstanbul’da bir seminere ev sahipliği yapıyor. Aydoğmuş’un ‘Yeni Bir Ben Doğuyor’ projesinin ilk ayağı olan İstanbul seminerinde, holistik bilimin Avrupa ve Amerika’daki önemli temsilcileri ile 4 büyük öğreti, Tasavvuf, Kabala, Budizm ve Yoga ustaları tek platformda bir araya gelerek katılımcıların sorularını yanıtlayacak. Seminer ve vakfın amaçlarını Aydoğmuş’tan dinledik. Bize öncelikle vakfınız Hatha’dan bahseder misiniz? Hatha’nın anlamı nedir? Vakfın adı Hatha Nefes, güneşi temsil eden erkek enerji ile ‘Hat’ ile kadını temsil eden ay enerjisi ‘Ha’nın bir araya gelişini temsil ediyor. Nefesin önemine değinmek için de Hatha’ya ‘Nefes’i ekledim.   Vakfın amacını insanlar arası koşulsuz sevgiyi yaymak olarak tanımlıyorsunuz. Bu mümkün mü günümüz koşullarında? Vakfımız üyeleri arasında Müslüman’dan Yahudi’ye her dinden ve Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’ya her milliyetten insan var. Bizce bu kadar farklı insan bir vakıf çatısı altında sevgi için bir araya geliyorsa, koşulsuz sevgi de mümkün. Koşulsuz sevgiyi yayabilmek için bilgiyi yaymak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle vakfımızın misyonunu bu yıl ilkini İstanbul’da yapacağımız seminerle tüm dünyayla paylaşakmak istiyoruz. Seminerin ünlü konuşmacıları kimler olacak? Dünyaca ünlü araştırmacınörobilimci Dr. Daniel Siegel, Madonna, Sting, Gwyneth Paltrow, Red Hot Ch... Devamı

Özge Özberk Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:10:00

  Oyuncu Özge Özberk, hayata bakışını, oğlu Leo’yu, yeni filmini, tiyatro oyununu ve makyaj sırlarını anlattı ‘Mavi Gözlü Dev’, ‘Şaban Askerde’, ‘Otogargara’, ‘Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?’, ‘Yıldız Tepe’, ‘Çemberimde Gül Oya’, ‘G.O.R.A’, ‘Başka Yerde Yok’, ‘Babam ve Oğlum’, ‘Kırık Kanatlar’, ‘Hakimiyet’, ‘Geniş Zamanlar’, ‘Sinekli Bakkal’, ‘Canım Babam’ gibi dizi, oyun ve filmlerde izlediğimiz Özge Özberk, başarılı bir oyuncu. Ama onun ötesinde bıcır bıcır, pozitif, gülünce gözlerinin içi gülen, oğlu Leo’ya aşık bir kadın ve anne… Çok sevdiği eşi ve oğlunun babasından şu an ayrı. Boşanmasıyla ilgili herkes pek çok şey söyledi. O şu an bunlarla ilgili konuşmak istemiyor. Çünkü söylediği her kelimenin oğlu Leo’yu etkileyeceğini biliyor. Yeni filmi için koşturuyor. Bir yandan da uzun süre ara verdiği Tiyatro Kare’nin oyunları için… Oğlu onun yaşam kaynağı. Bir kadın olarak ayakta dimdik durması da Leo için. Hayatının en büyük aşkıyla gülüyor, oynuyor, eğleniyor. Yarım gün yuvaya gidiyor Leo. Evde tüm yaşam da doğal olarak ona göre organize ediliyor. Röportaj ve kapak çekimimiz için buluşmamızın saatini bile Leo belirliyor. Önce o okula bırakılacak. Her şeyi hatasız ve en kısa sürede halletmemiz gerekiyor çünkü Leo’nun okul çıkışına yetişmesi gerekiyor Özge’nin. Çekim aralarında sık sık bakıcıyı arıyor ve bilgi alıyor. Görünüşe bakılırsa çok zayıflamış. Hayatının çalkantılı döneminin etkisiyle yemeden içmeden mi kesildi acaba diy... Devamı

Yener Gürsoy Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:09:00

  TRT’deki ‘Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam’ın kadrosuna katılan oyuncu Yener Gürsoy ile karakteri ‘Kızıl Yılan’ ve 2013’te bir dalgıcın hayatını konu alacak olan yeni filmi hakkında konuştuk. Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam’ dizisine katıldınız. Bize karakterinizden bahseder misiniz? Karakterinizin beğendiğiniz yönleri var mı? ‘Kızıl Yılan’ Nazarov çok güçlü, ürkütücü Rus kimliği altında aslında milletsiz bir adam. Osmanlı’daki Acem Teşkilatı’nı yöneten bir Rus casusu. Etrafındaki kimseye yüzünü göstermeyen, planlarını yaptığı operasyonları da kendisinin yönettiği gizemli bir karakter. Konuşurken yüzünde hiç bir mana olmayan ve hep aynı tonda konuşan, verdiği emirler büyük olaylara, kıyımlara sebep olan biri. Seyirci, Kızıl Yılan’ın ne kadar gaddarlaşabileceğini merak ediyor. Bu yüzden takip ediyor. Karakterim de benim gibi kararlı. Kararı verdikten sonra kesin ve net sonuç istiyor. Bu yönünü seviyorum. Osmanlı döneminde yaşamak ister miydiniz? Osmanlı kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz? Osmanlı döneminde yaşamayı çok isterdim. Çok büyük bir ordu, çok zengin bir millet. Sınırları bugünkünün 5 katı, dünyaya hükmeden, korku salan bir devlet. Savaşlarının, büyüklüğünün yanında zevk-u sefası da dillere destan. Lale Devri gibi bir dönemi olmuş. Bu zaten her şeyi açıklıyor. Dünyada banyo kültürü yokken bizim hamamlarımız vardı. Geniş bir mutfak kültürümüz dillere destandı. Bu yüzden böyle bir dizide, böyle bir karakteri canlandırdığım için kendimi şanslı hissediyorum.     Osmanlı dizilerine ilgi arttı son zamanlarda. Bu konuda... Devamı

Özge Özder Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:05:00

    Özge Özder İlk tokadı anaokulunda bir arkadaşından yemiş... Oyuncu Özge Özder,“Bu tokattan sonra ilkokulda açıldım.Özgüvenim geldi, karakterim oturdu” diyor. Özge Özder, canlandırdığı roldeki gibi hiç de umutsuz değil, tam tersi hayata umutla bakıyor. Aşkı Eyfel Kulesi altında, bir kadeh ve sevdiği adamdan ibaret görmüyor. Kollarında ölebileceği ve aynı gözlere yıllarca bakabileceği birini düşlüyor. Şöhretle gelen prenseslik durumunun kendisine göre olmadığını, hayat ve insanlarla empati kurmanın intihardan kurtardığını söylüyor. Çok çocuk hayalini gerçekleştiremeyeceğini belirtiyor ama bir düşü var ki, onu hayata geçirmek için var gücüyle çabalıyor: Bir hayvan barınağı kurmak... Tek çocuk olmak nasıl bir duygu? Çocukken bir kardeşim olmasını çok istemiştim. Aileniz için tek olmak güzel bir duygu ama avantajlarını da dezavantajlarını da yaşıyorsunuz. Anneannem, dedem, kuzenlerim gibi çok kalabalık bir ailede büyüdüğüm için tek çocuk olmanın egosantrikliğini bu yüzden yaşamadım. Büyüyünce biraz roller değişiyor doğal olarak. Anne-babanızın geriye çekilip sizin daha büyük gibi davrandığınız dönemler geliyor. İşte o noktada tek çocuk olmak zor. Sorumluluklarınızı başkalarına devredemiyorsunuz. Sizi anneanneniz büyüttü değil mi? Annem-babam ben lisedeyken ayrıldı. Annem çalışıyordu. Kuzenlerime de bana da anneannem ve dedem göz kulak oldu. İkisine de bu yüzden çok düşkünüm.   İkonum annem Çalışan annenin çocuğu olmak sizden neler alıp g&o... Devamı

Beki İkala Hayatı Röportaj

2015-01-07 16:04:00

Röportaj   Sorunlu bir ilişki, tekrar eden sorunlar ya da gelmeyen bir terfi... Beki İkala Erikli, “Hayatınızda yolunda gitmeyen herşey meleklerin rehberliğini dileyin” diyor. Beki İkala Erikli, heyecan dolu bir yaşam koçu. İnsanlara koruyucu meleği ve dört büyük melekten yardım isteyerek hayatlarını nasıl güzelleştirebilecekleri gösteriyor. Hawaii’li şaman Dr. Ihaleakala Hew Len’den içsel rehberlik eğitimi alan, Münihli Charles Virtue’nun medyumluk sertifika programı ve Meleklerle Yaşam Ötesi iletişim eğitimine katılan Erikli’yle buluşup, meleklerin rehberliğiyle yaşamımızı nasıl güzelleştirebileceğimizin ipuçlarını aldık. Melekler yaşantımızda nasıl bir role sahip? Melek, ‘Allahın mesaj vereni’ anlamına geliyor. Melekleri Allah’ın bize uzanan sevgi dolu elleri olarak da görebiliriz. Amaçları ise bu dünyaya daha fazla sevgi ve barış getirmek. Bunu da herbirimizin hayatlarını tek tek güzelleştirerek yapmak istiyorlar. Her başımız sıkıştığında bize yardım etmek, içimiz sıkıldığında bizi ferahlatmak istiyorlar. Ancak bunu yapabilmeleri için onlardan açıkça yardım dilememiz gerekiyor.     Beki İkala, “Meleklerle Yaşamak kitabında yer alan CD ile kişi geçmişini tek başına şifalandırabiliyor”. Meleklerden en çok kimler yardım istemeli? Hayatından memnun olmayan, kötü bir dönem geçiren kişiler genellikle arayış içine giriyorlar. Neden ben bunları tekrar tekrar yaşıyorum, neden hep bu tip erkekleri çekiyorum, işimde başarılıyım ama yükselemiyorum, bir türlü bereketi kendime çekemiyorum diyorlar. İşin gerçeği, eğer şu anda birşeyler yaşıyorsak, kö... Devamı

. .