complex 14 Takipçi | 6 Takip

İpek Tuzcuoğlu Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:32:00
İpek Tuzcuoğlu "Güzelliğimi sadece kendime fısıldıyorum"
Röportaj
İpek Tuzcuoğlu

İpek Tuzcuoğlu

İpek Tuzcuoğlu, elini attığı her işten başarıyla çıkan bir kadın. Oyunculuk, televizyon programcılığı, yazarlık… Zaman zaman sivri sözleriyle de dikkat çekiyor. O, tüm bunlara röportajımız ile açıklık getiriyor.


Etkileyici bakışları var, zarif bir tarzı. Takıp takıştırmak yerine özündeki sadelik ne ise o kadar sade giyiniyor. Çünkü takıp takıştırmanın ruhtaki açıklıkları gizlemek için araç olduğunu düşünüyor. Şimdilerde yeni dizisi “Dürüye’nin Güğümleri” için Muğla’da çekimde. Arada Bodrum’da tatil de yapıyor, sevdiği arkadaşlarıyla hayatın tadını çıkarıyor. Bir taraftan Star gazetesinde köşe yazıyor, gezip gördüğü yerleri okurlarıyla paylaşıyor. İpek Tuzcuoğlu ile yeni dizisinden hayata bakışına, güzellik sırlarından evliliğe dair pek çok konuda söyleştik.


Bir röportajınızda kadınların erkekleri damızlık olarak kullandıklarını söylemiştiniz. Her gün sevgili değiştiren erkekler kadınlara nasıl bakıyor dersiniz?
Bunu tek bir cümle gibi değerlendirmek çok yanlış. Burada benim anlatmak istediğim; çocuk yapmak için bazı kadınların sevgiyi ve aşkı, yaşamlarına sokmadan hareket etmesi üzerineydi. Hatta buna günümüzde gittikçe yaygınlaşan sperm bankalarını da dahil edebilirim. Bu söz sadece bir tek amaç uğruna, “aman yaşım geçiyor çocuk yapmalıyım” konsepti üzerine yaşam kuran kişilerle ilgili. Tanrı dünya var olduğunda Adem ve Havva’yı yaratmış ve düzeni bu iki cins üzerine kurmuş. Aile denilen kavram; erkek, kadın ve çocuktan oluşur. Bence bunlardan birinin eksilmesi ya da yok olması doğal dengeyi bozar. Bu benim hayatı algılayış şeklim. Tabii herkes dilediği hayatı ve tercihleri yapar. Bu noktada kimseyi yargılamak ya da eleştirmek bize düşmez.


İpek Tuzcuoğlu

İpek Tuzcuoğlu

Aşka inanan biri olarak aşk çocuğu doğurmak istediğinizi söylüyorsunuz. Sizce aşk diye bir şey kaldı mı?
Hayat devam ettiği sürece aşkın var olacağına inanıyorum. Ancak günümüzde yaşanan her türlü ilişkiye aşk adı verilmesini doğru bulmuyorum. Hoşlanmak, etkilenmek, şehvet ve bedensel tutku aşk değildir. Çok kolay elde edilen şeylerin, bir o kadar kolay elden çıkacağına inanıyorum. Çocuk yapmak için ya da mantığınızın sesi doğrultusunda kurulan ilişkiler sonucu yapılan evliliklerin mutsuzluk ve yanılgılarla dolu bir geleceğe sebep olacağına ve bu şekilde dünyaya gelen çocukların da sorunlu ve mutsuz bir yaşam süreceğine inanıyorum.


Daha önce iki kez evlenip ayrılmış, bir kez de direkten dönmüş biri olarak siz kaçak gelin misiniz, yoksa erkekler sizden ürküyor mu?
İki kez evlenip ayrılmış biri olarak evlilikle ilgili herhangi bir merakım ya da takıntım yok. Beklentim de... İki evliliğimden sonra sadece bir ilişkimde evliliğin kıyılarına kadar yanaştım. Ama fırtınanın gücü bu kıyıya demirlemeyi engelledi. Bunun da yaşanması gereken bir süreç olduğunu düşünüyorum. Ancak ne aşktan ne evlilikten kaçmam. Bence bunlardan kaçan kişi, kendinden ve yaşamın gerçeklerinden kaçıyordur. Ömür boyu, korkularıyla inşa ettiği kendi duygu dehlizlerinde hapsolmaya mahkumdur.


Hülya Avşar’ın “Türkiye’nin en güzel kadını benim” söylemine “Onun dönemi artık bitti. Türkiye’nin en güzel kadını benim” demiştiniz. Bu çok iddialı bir söz değil mi? Kendinizi niye güzel buluyorsunuz?
Bununla ilgili bir yazı yazmıştım. O yazıda esas konunun Hülya Avşar ya da benim güzelliğim olmadığı işleniyor. Biraz önce de söylediğim gibi magazin basınının bu yazıyı kendi algılayış ve yansıtma biçimi sonucu atılan başlıklar bu tip soruların gelmesine sebep oluyor. Biz bazı sanatçılar da bunları temizlemek, doğruyu tekrar tekrar anlatmak zorunda kalıyoruz. Kendimi güzel buluyor muyum? Evet güzel buluyorum ama bunu herkese sürekli anons edip çığırtkanlık yapmıyorum. Sadece kendime fısıldıyorum.


İpek Tuzcuoğlu

İpek Tuzcuoğlu

Sadece güzel bakmak, güzel olmaya yeter mi?
Tabii ki hayır. Güzellik bütünde olduğu sürece etkileyici olur. Kadın ya da erkeğin bilinç düzeyi, yaşamı algılayışı, hissedişi, çevresi ile kurduğu empati ve ruhsal gelişmişliği, bu bakışın kişiler üzerinde etkileme gücünü artırır. Güzel yahut sıradan bir fiziğe sahip olun, böyle bir bütünde yaşama güzel bakmak zaten sizi güzel kılar. Hayat felsefenizin içini neler dolduruyor? Yaşamımda kendi ruhsal bütünlüğümü tamamlamak için birçok şey yaşadığımı düşünüyorum. Hepimizin bir kader planı var. Bu kader planı doğrultusunda birçok olay yaşayıp birçok karar verip neden-sonuç ilişkileri üzerine yol alıyoruz. Yaşam keşiflerle dolu bir yolculuk. Bu yolculuğun belli bölümlerinde tek kişilik biletle, belli bölümlerinde de iki kişilik biletle yol alıyoruz. Bazen de turlara katılıp grup yolculukları yapıyoruz. Yaşam felsefemin bel kemiğini, Allah’a, yaradana olan inancım, güvenim ve dualarım kapsar. “Karakterin kaderindir” sözü doğrultusunda hareket etmeye çalışır, “Neyi arıyorsan O’sun” sözünde yaşam keşiflerime çıkarım. Vicdanın, saygının, hoşgörünün, kabul edilme ve tevekkül halinin gölgesinde dinlenmeye çalışır, ayın, güneşin, gezegenlerin, yıldızların enerjisine inanırım.


Yıllar geçtikçe giyiminiz daha da sadeleşiyor. Peki ya fikirleriniz, duygularınız, iç dünyanız?
Zaman zaman kıyafetin kişinin aynası olduğunu düşünüyorum. Genel olarak ruh halime göre giyinen biriyim. Sadeleşme konusuna gelince… İçselliğiniz zenginleştikçe, dışa yansıyan kısım önemsiz gelmeye başlar. Ne kadar teferruat, aksesuar, renk cümbüşü, makyaj, dikkat çekme durumu varsa o kadar ruhtaki açıkları kapama ihtiyacı var demektir. İç dünyanız büyüdükçe dışa açılan kapı küçülür. Ve o kapıdan girmeye cesaret eden kişi ancak o diyarı görebilir. Günümüzde ise herkes neon ışıklı devasa kapıların peşinde ama bilmezler ki o kapıların ardında dar ve karanlık odalar var.


Sanat camiasından biri olarak cemiyet hayatındaki davetlerde de varsınız. Magazin dünyasında kimse dost olmaz derler ama sizce sanat camiası mı, cemiyet dünyası mı?
Dönem dönem cemiyet hayatındaki dostlarımla sık görüştüğüm zamanlar oldu. Hala da bu dostluklarım devam ediyor. Ama açıkçası bu tür sıfatlarla dostlukların adlandırılmasını sevmiyorum. Çünkü benim için dostlukları, statüler, konumlar ya da mekanlar belirlemez. Dostlarım benim kilometre taşlarım, yaşamdaşlarımdır. Bu konuda kim ne yazarsa, ne yorum yaparsa yapsın ben sadece kendi yaşam gerçeğime, dostlarımdan aldığım hazza bakarım. Bu arada sanat camiasından görüştüğüm, dost olduğum çok fazla kişi yok. Dönemsel olarak çalıştığım ekip arkadaşlarımdan, enerjisini sevdiğim, takdir ettiğim kişiler tabii ki var.

 

4
0
0
Yorum Yaz
. .