complex 14 Takipçi | 6 Takip

İNCİ TÜRKAY Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:34:00
İNCİ TÜRKAY “Hayatımın en kötü sürprizi boşanma sebebimdir”
Röportaj
İnci Türkay

İnci Türkay

“Güven, sevgi, şefkat, saygı duyacağım bir erkekle birlikte olmayı arzu ediyorum. Hayatımdaki erkek bana kendimi özel hissettirmeli, bu çok önemli” diyor İnci Türkay...

Rol aldığı tiyatro oyunları ayakta alkışlanıyor, dizileri reyting rekorları kırıyor, çocuklara ve hayvanlara tapıyor. Oğlu Ali onun her şeyi... Anne-oğul ilişkisini dünyanın en özel ilişkisi olarak tanımlıyor. Severek evlendiği eşinden bir süre önce ayrılan, “önceliğinin hep aile” olduğunu söyleyen, ekranlara son günlerin popüler dizisi ‘Cuma’ya Kalsa’ ile gelen İnci Türkay, sorularımıza içtenlikle cevap veriyor.

Öncelikle aramıza yeniden hoşgeldiniz. Ekranlar da, sevenleriniz de sizi çok özlemişti. Uzakta kaldığınız süre içinde hayat nasıldı?
Ekrana ara vermenin tek sebebi oğlum Ali idi. ‘Sihirli Annem’ dizisinin son dönemlerinde Ali’yi dünyaya getirdim. Sonrasında onun herşeyiyle birebir ilgilenmek için dizi ve ekran çalışmalarıma ara verdim. Bu dönemde en çok Ali’ye vakit ayırdım. Onun bütün ilklerini yaşadım. Bol bol seyahat ettim. Yurtdışında oyunlar izledim, ayrıca yepyeni bir iş öğrendim; ticaret... Taygatoys adlı sadece doğal malzemelerle üretilen ve çocukların gelişimine büyük fayda sağlayan oyuncak şirketini kurdum. İthalat, ihracat, gümrük gibi ticari hayatın vazgeçilmezlerini ders alarak öğrendim. Muhasebe, perakende ve iş hayatı konusunda da birçok şey kattım kendime. Tüm bunlarla ne kadar çok meşgul olursam olayım aslında en çok oyunculuğu sevdiğimi bir kez daha görmüş oldum. Oyunculuğa asla veda edemeyeceğimi, beni en çok mutlu edenin bu iş olduğunu öğrendim. En çok Ali’nin yanında mutluyum ama ondan sonraki adres kesinlikle kamera önü... 

İnci Türkay

İnci Türkay

Hayatınızda sizi siz yapan dönüm noktaları nelerdir?
Birincisi ve en önemlisi oğlumu doğurmak ve anne olmak. Kronolojik olarak gidemem ama aklıma ilk gelenleri şöyle söyleyebilirim: Boğaziçi Üniversitesi’ni bırakıp Ankara Devlet Konservatuarı’na girmek, Devlet Tiyatroları’nda kadrolu oyuncu iken Gencay Gürün ile tanışıp Ankara’dan İstanbul’a gelmek ve ‘Sylvia’ adlı oyunu oynamak. Faruk Bayhan ile tanışıp televizyona adım atmak. Çocuk programı sunarken -ki bu yaklaşık 5 yıl kadar sürdü- dizi oyunculuğuna başlamak. Karar verdiğim an benim için yeni bir serüven başlar ve bu bana çok iyi gelir. Bugüne kadar pişman olduğum hiçbir şey yaşamadım. Arkaya dönüp bakmadım. İyi ki yapmışım demek dünyanın en keyifli işi. Ben bunu öğrendim. Bunu biliyor olmak da insanın kendine olan güvenini artırıyor. Yaşam sürprizlerden oluşur. Hayatınızın en büyük sürprizleri nelerdi? İstanbul’da oynadığım ilk tiyatro oyunu olan ‘Sylvia’ ile bir sürü ödül almak ve daha da önemlisi Gencay Hanım’ın bana 100. oyun hediyesi olarak köpeğim Sylvia’yı hediye etmesi. Üstelik olayın gelişimi de çok sürprizdi. 100. oyunumuzu kutlamak için gittiğimiz bir restoranda Gencay Hanım’ın Nevra ve Metin Serezli’ye ‘İşte sizing hediyeleriniz’ deyip bana da ‘sana bir şey almadım kusura bakma’ demesi ardından da küçük bir sepet içinde Sylvia’nın çıkması beni çok sevindirmişti. Hayatımın en kötü sürprizi de Ali’nin babasından ayrılma sebebimdir. Bu sürpriz belki de beni yeniden ait olduğum yere döndürdü. Elbette hayal ettiğim bu değildi evlenirken. Kocaman bir çiftlik, çocuklar, köpekler, kalabalık bir ailem olacaktı. Olamadı. Şimdi oğlum, annem ve köpeğim bir arada gerçekten çok huzurlu ve mutluyum. Son olarak güzel bir sürpriz olarak da bir reklam filmi bekliyorum. 

İnci Türkay

İnci Türkay

Canlandırdığınız karakterlerde çoğunlukla çocuksu ve sevimli bir yan var. Gerçek yaşamınızla örtüşüyor mu? Sizin gözünüzle siz nasıl birisiniz ve başkaları sizi nasıl anlatır?
Kesinlikle çok örtüşüyor. Benim gözümü boşverin ama en yakınlarım beni asla yılmayan, mücadeleci ve hep çok neşeli olduğum için sevdiklerini söylerler. Hep olumlu, hep güleryüzlü, bitip tükenmeyen bir enerjim olduğunu, bunlardan nasıl olup da yorulmadığımı sorarlar. Kendime baktığımda ise inandığım bir işte çok kararlı olduğumu görüyorum. İşimle ilgili asla yorulmadığımı, tembellik yapmadığımı biliyorum. Zaman zaman elbette işimle ilgili özlemlerim, özenmelerim oluyor. Bunlar beni hep daha iyi bir noktaya taşıyor. Bunun dışında çocukları ve hayvanları çok seviyor ve onlarla bir arada mutlu oluyorum. Mutluysam mutlu da ediyorum. Hayatımda edilgenliğe hiç yer vermem. Çevremdeki insanlara da bunu aşılarım. Mutluluk paylaştıkça çoğalan bir şey. Buna gönülden inanıyor ve katılıyorum. İçinde olduğum çevrelerde bunu bir dalga halinde yaymayı seviyorum.

Peki, siz gerçekten büyüdüğünüzü düşünüyor musunuz?
Hayır. Hiç düşünmüyorum ve asla da büyümek istemiyorum. Kim, ne için büyümek ister ki! Zaten yaşlandığımızda yeniden küçülmeyecek miyiz? Ben hayat içinde duruşumuzla elbette büyüdüğümüzü biliyorum ama hesaplı kitaplı olmayı sevmiyorum.

Oğlunuzla ilişkileriniz nasıl?
Şahane. Anne-oğul ilişkisi dünyadaki en güzel ilişki bence. Oğluma tapıyorum, onu deliler gibi seviyorum. Onun da beni sevmesi için elinden geleni yapıyorum. Şaka şaka... Elbette beni sevmesini çok istiyorum ama zorlamayla değil. Bana güvendiğini biliyorum. Onun kalesi olmak, onunla aynı evi, aynı masayı, bazen de aynı yatağı paylaşmak çok güzel bir duygu. Tanrıma bana bu güzel duyguyu yaşattığı için her an teşekkür ediyorum. Dünyadaki tüm kadınların bunu yaşamasını isterim. Elbette bu bir arzu ama anne-oğul ilişkisi beni hayatta en çok besleyen şey. Bunu asla yadsıyamam.

 

8
0
0
Yorum Yaz
. .