complex 14 Takipçi | 6 Takip

BENİM BABAM 100 yaşında! Mansur Beyazyürek

2015-01-10 16:35:00
BENİM BABAM 100 yaşında!
Mansur Beyazyürek

 

haziran-2013-sc-resim-1
Eğer yaşasaydı şimdi 100 yaşında olacaktı babam. Onun bana öğrettiklerini anlatırken kelimeler aciz kalıyor. Babam hep derdi ki, “Baba olmak kolay ama babalık zor...”

Cem Karaca ‘Baba’ isimli düzenlemesinin başında, “Bir dolu şey söylendi analar için, ana gibi yar dediler, ama hep analar için, bu da benim ağıtım olsun babalar için” der. Gerçekte, yaşamımızın her evresine etkisi olan babalarımız için çok daha fazla şeyler yazmalı, söylemeliyiz diye düşünüyorum. Haziran ayında Babalar Günü kutlanır. Oldum olası böyle günleri benimseyemedim. Hayatımızdaki eşsiz değerleri maddeleştirdiğimizi, alışverişi körükleyen kapitalist düzenin oyununa alet olduğumuzu düşünürüm böyle günlerde. Yıllardır ancak ismi-doğumu-ölümü yazılı soğuk mermerini ziyaret edebildiğim babam, benimle o kadar canlı, o kadar vardır ki, böyle günlere sığmaz. Hangi baba sığabilir ki...

Babamı anlatmak çok zor. Sözlerini yazarken bile kelimelerin güçsüzlüğünü derinden hissediyorum

 


BABA OLMAK KOLAY AMA BABALIK ZOR
“Artık babasız olduğuna göre bir babanın anısıyla baş etmek zorundasın. Çoğu zaman bu anı hayattaki bir babadan daha güçlüdür” der Donald Barthelme. Ben de bu güçlü anılardan bir demet sunmaya çalışacağım sizlere. İşte babamın ağzından babam; 
● Baba olmak kolay, babalık zor, ama dünyanın en güzel duygularından biri, teşekkürler çocuklar bana bunu yaşattığınız için.
● İlkokulu 3 yıl okudum, alfabeyi sonradan öğrendim. Atatürk sayesinde okur-yazarlarımız arttı. Cehaletten kurtulduk. Eğitimin gücü hiçbir şeyde yok. Tavuklarım da okusa, okuturum.
● Öğretmenleriniz daima haklıdır, sakın bana okulu ve öğretmenleri şikayet etmeyin.
● Açıkta satılan hiçbir yiyeceği yemeyin.
● Arkadaş edinin ve onları mezara kadar sevin.
● Göz görür görmedim der, kulak işitir duymadım der, gerçeği aradığınız zaman kalbinizin sesine kulak verin, kalp yalan söylemez.
*Beni kırabilirsiniz, üzebilirsiniz ama annenizi asla!
● Müspet ilimlerle inançlarınızı karıştırmayın.
● İstanbul değil İste-bul. Bu şehirde olmayan şey yok. Ve her şeyin en iyisi en güzeli burada. Babamı anlatmak zor. Sözlerini yazarken bile kelimelerin güçsüzlüğünü derinden hissediyorum. Emirgan’da semaverde çay içmeyi, Sarıyer’den börek alıp Hünkar’da yemeyi 60’lı yıllarda yaşatmıştı bize. Henüz 12 yaşındayken ülkenin neredeyse yarısını gezdirmiş, ülkeyi ve insanlarını yaşayarak sevdirmişti bizlere.

BİR HOŞGÖRÜ ABİDESİYDİ BENİM BABAM
Kur’an-ı Kerim’i defalarca hatmetmiş biri olarak sık sık ayetlere gönderme yaparak konuşur, buna karşın taassuba ve dogmatik düşünceye karşı dururdu. Kendi siyasi düşüncesinde olmayanlara saygı duyar, onlarla köklü arkadaşlıklar yaşardı. Aynı saygıyı da kendi görürdü. Bunlar arasında Cenan ağabey (Bıçakçı), Kemal Satır, Suphi Baykam, Emin Bilen Tümer, Vahit Kantel’i sayabilirim. Kelile ve Dimne’den, Hayyam’dan, Mevlana’dan sözlerle süslerdi bazen konuşmalarını, sohbetine doyum olmazdı. Özellikle din-dil-ırk ayrımının yanlışlığını vurgular, insanda birleşmeyi öğütlerdi. Bir hoşgörü abidesiydi. Söylediği, konuştuğu gibi yaşardı.

HEP GÜZELİ, DOĞRUYU GÖSTERDİ BİZLERE
Güzeli, doğruyu, kaliteyi en önemlisi de sevgiyi, sevebilmeyi öğretmeye, göstermeye çalıştı yaşamı boyunca. Tarabya’da Kıyı Restaurant, halen babamla ilgili anıları paylaşabileceğim yaşayan yerlerden. Ve ben de Kıyı’da Hüseyin’le paylaşırım sık sık babamı ve rahmetli kardeşlerimin anılarını. Anıları korumak insana kendini iyi hissettiriyor, yaşama gücü veriyor. Tıpkı kökleri olan bitkilerin daha güçlü olmaları gibi… Yaşasaydı bu yıl 100 yaşında olacaktı. Aslında benimle hep yaşıyor babam. Sarıyer’deki evimden çıkıp Nişantaşı’ndaki işyerime gidip gelirken, ne kadar değişirse değişsin İstanbul’un her yerinde beraber yaşıyoruz.

 

5
0
0
Yorum Yaz
. .