complex 14 Takipçi | 6 Takip

Çocuğum okul korkusu yaşıyor mu? Psikoloji

2015-01-14 00:12:00

Çocuğum okul korkusu yaşıyor mu? Psikoloji   Çocuğunuz okul fobisi yaşıyorsa, okula gitmek istemediği için onu suçlamayın. Aksine bu korkusunu anlayabildiğinizi ona hissettirin. Okullar açıldı… Yeni bir eğitim yılı heyecanı tüm öğrencileri sardı. Ancak bu heyecan çocuğunuzu korkutabilir. ANNESİNE AŞIRI BAĞLI OLAN ÇOCUK OKUL FOBİSİ YAŞIYOR. UZMANLARA GÖRE ÇOCUĞUN YAŞADIĞI ASIL ENDİŞE, OKUL KORKUSU DEĞİL, ANNEDEN KOPMA KORKUSU. İyi bir eğitim hayatına başlangıç, okuldaki ilk günle yakından ilişkili. Çocuğu psikolojik olarak bu yeni döneme hazırlama konusunda en önemli sorumluluk ise aileye düşüyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü Uzman Psikolog Şeyma Özdalga ile çocuğunuzu bu sürecte nasıl destekleyebileceğinizi konuştuk. ANNEYE BAĞIMLI ÇOCUK ZORLANIYOR Çocuğun okul hayatına başlamak için zihinsel ve sosyal açıdan olgunlaşması gerekiyor. Ana sınıfı eğitimi almak bu nedenle bir avantaj. Çocuğun okul sürecinden önce ailesi tarafından bireyselleşmesinin desteklenmesi, küçük yaşlardan itibaren ise özgüvenini geliştirmesi, sosyal iletişim becerilerinin artırılması gerekiyor. Uzmanlara göre okul korkusunun altında yatan temel sebep, aslında okuldan korkmak değil, çocuğun o güne kadar alışkın olduğu ortamdan, ev ve aile ortamından uzaklaşmaktan korkmasına dayanıyor.   ÖFKE PATLAMALARI VE FİZİKSEL TİKLER BELİRTİ Okul fobisi kendini gösterdiğinde ve ailenin çabaları sonuçsuz kaldığında çocukta, öfkede artış, uyku, tik sorunları, alt ıslatma gibi problemler görülebiliyor. Okul fobisinin ciddiye alınması gereken bir s... Devamı

Birçok sorunun kaynağı Cinsel eğitimsizlik Mansur Beyazyürek

2015-01-14 00:10:00

Birçok sorunun kaynağı Cinsel eğitimsizlik Mansur Beyazyürek   Cinsellik kimi zaman övünç kimi zaman ise utanç kaynağı olarak algılanıyor. Oysa her insan özel ve değerlidir. Türkiye’nin en büyük sorunu cinsel eğitimsizlik. Bu konuda bulunduğumuz nokta ise içler acısı. Siyasetçisinden doktoruna, eğitimlisinden eğitimsizine büyük çoğunluk cinsellik hakkında hayret verici açıklamalar da bulunuyor. Ekim ayında katıldığım bir televizyon programında sunucu bana şöyle bir soru yöneltti: “Hocam sizce Türkiye’nin en büyük, en önemli sorunu nedir?” Bu soruya hiç tereddüt etmeden verdiğim cevap: “Cinsel eğitim, cinselliği bilememek... Elimde olsa eğitimin her aşamasında cinsel eğitimle ilgili dersler koydururdum, bizi yönetenlerin de bu eğitimi almalarını isterdim.” Ve daha ay bitmeden (31 Ekim 2012) gazetelere ve TV’lere şöyle bir haber düştü: “Yeşilay Mardin Şube Başkanı Lütfü Günlüoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, büyük illerden Artuklu Üniversitesi’ne okumaya gelen gençlerin beraberlerinde ‘ahlaksızlığı’ da getirdiklerini savundu, “kız-erkek gençlerimiz özgürlük ve medeniyet adına el ele uluorta gezmeye, herkesin önünde hayasızca sevişmeye başladılar” deyip acil önlem istedi.” Üniversite ve ahlaksızlığı aynı kefeye koyabilen bu kafaya yeterince tepki olmadığı şöyledursun, destekleyenler bile olduğu söylendi.     VAY AHLAKTAN BAŞIMIZA GELENLERE! Kişinin ahlak anlayışı kadın cinselliğine indirgenmişse, vay ahlaktan başımıza gelenlere! Katıldığım TV programında &u... Devamı

Yeni yılda yeni bir BEN! Psikoloji

2015-01-12 20:06:00

Yeni yılda yeni bir BEN! Psikoloji   Önünüzde yepyeni bir yıl var. Hayal ettiğiniz her şeyi belki de bu yıl elde edecek, ne zamandır ertelediğiniz planlarınızı nihayet hayata geçirebileceksiniz. Ne de olsa yeni bir yıl yepyeni başlangıçlar için harika bir zamanlama! Peki nereden başlamalı? Yeni bir yıla girerken, öncelikle bu yıl kendinizden ne beklediğinizi belirleyin. Kararlarınızı yeni yıla en az 1 hafta kala belirlemiş olun. Böylece kararlarınızı uygulamaya başlamadan önce özümseyebilirsiniz. Hatta kararlarınızı kağıda dökün ve bu kağıdı yatağınızın başucuna asın. Böylece her sabah uyandığınızda kararlarınızla yüzleşir, kendinize verdiğiniz sözü hatırlarsınız. Kararlarınızı geride bıraktığınız yılda sizi nelerin mutlu etmediğine bakarak belirleyebilirsiniz. Hayatınızı yeni yılda nasıl yenileyebilirsiniz emin değilseniz, işte size yol gösterebilecek birkaç fikir...     FENG SHUI İLE EVİNİZE ENERJİ, HAYATINIZA AŞKI ÇAĞIRIN Kendinizi yenilerken, evrenin, doğanın güçlerini ve titreşimlerini dengeleyerek, hayatınıza başarı, sağlık ve zenginlik getirme yöntemi olan Feng Shui’den yararlanabilirsiniz. İşe evinizden başlayın. Oturma odasında yalınlık anahtar kelime, huzur verici renkler ise işin püf noktası. Yatak odasında sıcak renkler öne çıkmalı. Mutlu aşk hayatı için yatak odasının güneybatı yönünü her zaman temiz, derli toplu tutmalısınız. Bu yöne konulacak, kadın ve erkeği simgeleyen kırmızı ve beyaz renkli iki mum şans getiriyor. Yeni bir aşk arıyor ve bunu Feng Shui’ye bırakmak istemiyorsanız, www.ecift.com.tr’ye üye olabilirsiniz? YA İŞİNİZİ DEĞİŞTİRİN YA DA İŞİNİZE BAKIŞ AÇINIZI B&uum... Devamı

Kış diye depresyona girmeyin! Psikoloji

2015-01-12 20:05:00

Kış diye depresyona girmeyin! Psikoloji    Bu aylarda kış depresyonu vakaları artıyor. Kışın açık alanda yapılacak aktivitelerin azalması, güneş ışığını daha az görmek kış depresyonunun başlıca sebepleri. Peki kış depresyonundan nasıl korunabiliriz? Depresyon herkesin başına gelebilecek bir durum. Önemli olan, bu süreçte kendini motive edebilmek. Çağımızda, yalnızlaşan insan için depresyon, olağanlaşmaya başladı. Gündelik yaşam ve iş koşuştur-macası içinde, çoğumuz duygularımıza, arzularımıza yabancılaşmış bir şekilde yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu da bizim ruhsal yapımızda hayata karşı derin bir boşluk ve anlamsızlık duygusu uyanmasına sebep olabiliyor. Kış aylarında güneş ışığını daha az görüyor olmamız da karamsarlaşmamıza neden olabiliyor. Uzmanlar depresyon belirtilerini hissettiğimiz anda psikolojik destek almamızı öneriyor. Böylece sorun büyümeden, ilk evrelerde müdahale edildiğinde depresyon daha çabuk atlatılabiliyor. Maviengin Psikolojik Danışmanlık’tan uzman psikolog Ufuk Maviengin, depresyon tedavisinde uzmana güvenmenin önemini vurguluyor. DEPRESYONDA MISINIZ? Araştırmalara göre, insanlar kış aylarında yüzde 25 oranında daha mutsuz. Bu orana dahil olan her beş kişiden biri ise potansiyel depresyon kurbanı. Depresyonun da birçok hastalık gibi belirtileri var. Depresyonda olan kişi öncelikle değersizlik ve suçluluk hissi yaşıyor. Yaşama karşı isteksizlik, olaylara sürekli kötü yönünden bakma, enerji düşüklüğü, işte motivasyon kaybı, aşırı yeme ya da iştah kaybı ve bazen de ölüm arzusu hissetme en önemli belirtiler.   DEPRESYONDAN YÜRÜYEREK KURTULUN Psikolo... Devamı

Mutluluğun sırrı bencillik! Psikoloji

2015-01-12 20:05:00

Mutluluğun sırrı bencillik! Psikoloji   Türkiye’de her on kişiden 4’ü çok mutsuz, 5’i durumlarına şükretme modunda, 1’i ise aşırı mutsuz. Bu sonuca göre genel anlamda pek de mutlu olduğumuz söylenemez. Peki bunun sebebi ne? Mutlu olmak öğrenilebilir mi? Araştırdık... MUTLU OLMAK İÇİN BİRAZ ‘BEN’ ODAKLI OLMAk GEREKİYOR . EGOIST OLUN DEMİYORUZ AMA BAŞKALARI İÇİN DE YAŞAMAYI BIRAKIN Türkiye İstatistik Kurumu’nun araştırmasına göre Türkiye’de insanların sadece yüzde 8.5’i hayatından çok memnun. Yüzde 53 ise mutlu olduğunu söylüyor, ki muhtemelen onların çoğunluğu da mütevazı karakterler. Geri kalan yüzde 39’luk dilim ise tam anlamıyla iç karartıcı bir tablo çiziyor. Peki biz neden bu kadar mutsuz insanlarız? Ekonomik sıkıntılar ve dışımızda gelişen etkenler için bir şey yapamadığımız durumları bir kenara bırakırsak, acaba bu karamsar tabloda payımız olabilir mi? Ya da soruyu tersinden soralım; biz mutlu olmak için ne yapıyoruz ya da yapmalıyız? Eğitim, danışmanlık ve koçluk hizmeti veren Şapka’nın kurucusu Müge Çevik, “Hayatta bizi nelerin mutlu ettiğini bilmeden, bu mutluluğa sahip olmak için ne yapmamız gerektiğini çözmemiz imkansız” diyor ve ekliyor, “Mutlu olmak için bazen biraz da bencil olabilmek gerekiyor”. ASLINDA BENCİL OLMADAN MUTLU OLUNMUYOR Ne yazık ki, hayatı ‘ben merkezli’ görmeyenlerin çoğunlukta olduğu bir toplum yapısına sahibiz. Türkiye’de kendi varoluşunu yetersiz görüp, hayatındaki 2. veya 3. kişilere bağlı olarak mutlu olan insanlar çoğunlukta. Mutluluk kavramını değerlendiren kişiler, mutluluk kaynağ... Devamı

Beynin yarattığı bir olumsuzluk pazartesi sendromu Psikoloji

2015-01-12 20:04:00

Beynin yarattığı bir olumsuzluk pazartesi sendromu Psikoloji    Pek çoğumuzun kabusu haline gelen pazartesi, gözünüzü korkutmasın! Yapmanız gereken tek şey uzman görüşlerini içeren tavsiyelerimize kulak vermek. DEPRESİF RUH HALİNDEN KURTULUP İHTİYACINIZ OLAN ENERJİYE KAVUŞMAK VE HAFTAYA MUTLU BİR BAŞLANGIÇ YAPMAK SANDIĞINIZ KADAR ZOR DEĞİL! Yine bir pazartesi ve hafta sonuna günler var... Üstelik yapılacak işler gözünüzün önüne geldiğinde ‘keşke cuma olsaydı’, dememek işten bile değil... Ancak hemen mutsuzluğa kapılmayın. Uzmanlara göre, pazartesi sendorumun kolayca atlatabilirsiniz. İşte yöntemleri.... Gününüze enerjİ katın Bir adet kivi, elma ve birkaç havucu sıkarak içine biraz limon damlatın. Elde ettiğiniz bu içecek, gerçek bir depresyon içeceğidir. Kivi, portakaldan daha fazla C vitamini içerir ve C vitamini, kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Elmada, kemikleri kuvvetlendiren floridzin isimli flavanoid vardır. Havuç ise cilt sağlığını korumaya yardımcı güçlü bir antioksidan olan beta karoten bakımından oldukça zengindir. Biraz daha canlanmaya mı ihtiyacınız var? İçeceğinize zencefil ilave ederek biraz daha lezzet ve enerji katabilirsiniz. Katı meyve sıkacağınız yoksa zencefil esansını katkısız hazır meyve suyunuza ekleyebilirsiniz. Pazartesİ sendromu akıp gİtsİn Cildinizi canlandıracak bir peeling uygulaması ile güne mutlu başlayın. Bir ölçek şekere (200 gr) bir damla zeytinyağı ve birkaç damla bergamot esansı ekleyin. Banyoda vücudunuza bu karışımı sürün ve sonra durulayın. Kokusuna bayılacaksınız. Bergamot depresyonla savaşmaya ve kan dolaşımını hızlandırmaya ya... Devamı

Çocuğunuz sizin aynanız Psikoloji

2015-01-12 20:03:00

Çocuğunuz sizin aynanız Psikoloji    Çocuğunuzun nasıl bir birey olarak yetişmesini istiyorsanız, siz de öyle davranın. Çünkü o büyürken sizi örnek alıyor. UZMANLAR UYARIYOR ; “ÇOCUĞUNUZA KOŞULSUZ SEVGİYLE YAKLAŞIN . CEZALANDIRMAYIN, ARKADAŞI DEĞİL ANNE-BABASI OLUN.” Sorgulayan, düşünen bireyler ancak düşünen ve sorgulayan anne-babalar tarafından yetiştiriliyor. ‘Her anne-baba çocuğu için en iyisini ister; en iyi okullarda okumasını, en iyi mesleklere sahip olmasını ve en önemlisi de ahlaklı, doğru, sorumluluk sahibi ve mutlu biri olmasını. Ancak her ne kadar niyeti doğru olsa da annebaba yaptıkları hatalarla çocuklarını istedikleri gibi yetiştiremeyebiliyor. Oysa işin sırrı çocuğun tamamen bizim birer aynamız olduğunu fark etmekten geçiyor. Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Çocuğunuzun nasıl bir birey olmasını istiyorsanız, önce siz öyle biri olun. Çünkü o sizi örnek alıyor” diyor. O, SİZİN ESERİNİZ Bir çocuk doğduğunda genetik yapısı ailesinden aldığı mirasa göre belirleniyor. Genetik özellikleri çocuğun zeka yapısının 100-110 arasında olmasına imkan sağlıyorsa, iyi beslenme ve yeterli uyaranlarla çocuğun zekası en üst limitine 110’a ulaşabilir. En kötü koşullardaysa bu oran 100’de sınırlı kalır. Anne-baba sunduğu imkanlar ve çocuğa verdiği uyaranlarla çocuğun zekası kadar karakteri üzerinde de büyük paya sahip. Çünkü çocuk anne-babayı her anlamda örnek alıyor.   ANAOKULU ÖNCESİ DÖNEM ÇOK ÖNEMLİ Çocukların en hızlı öğrendikleri çağ 0-... Devamı

Yalnızlık kalbin düşmanı! Psikoloji

2015-01-12 20:02:00

Yalnızlık kalbin düşmanı! Psikoloji   Araştırmalara göre, evlilik kalbe iyi geliyor. Yalnız kalan kişi hayatın tüm sorunlarıyla tek başına boğuşurken, evli çiftler daha düzenli ve standardı daha yüksek bir hayat yaşıyor. Bu da kalp hastalıkları riskini azaltıyor. BEKAR ERKEKLERDE KALP KRİZİ RİSKİ EVLİLERE GÖRE YÜZDE 65, KADINLARDAYSA 66 DAHA YÜKSEK. KALP SAĞLIĞI İÇİN HUZUR ANAHTAR KELİME Araştırmalara göre kalp sağlığı ile insan psikolojisi arasında güçlü bir bağ bulunuyor. Sağlıklı bir kalbe sahip olmanın yolu öncelikle hayata pozitif bakmaktan ve kişiyi mutlu edecek bir eşe sahip olmaktan geçiyor. Yani, duygularla özdeşen kalp, aşksız bir yaşamı kabul etmiyor. Liv Hospital Kalp Sağlığı Kliniği Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatak da bu görüşü savunuyor. Doç. Dr. Çatak, evliliğin kişiyi yalnızlık hissinden kurtardığı için kalp sağlığına iyi geldiğini söylüyor. Finlandiya’da yapılan ve ‘Europan Journal of Preventive Cardiology’de yayınlanan araştırma da bu görüşü destekliyor. Araştırma sonuçlarına göre evlilik hem kadın hem de erkeğin kalp krizine bağlı ölüm olasılığını belirli oranda azaltıyor. Özellikle orta yaşlı evli ve birlikte yaşayan çiftlerde akut olaydan sonraki süreç çok daha olumlu seyrediyor. Araştırma sonuçlarına göre bekar erkeklerde kalp krizi geçirme ihtimali evli olanlara göre yüzde 58-66 daha yüksek. Kadınlarda ise bu oran yüzde 60-65. Kalp krizine bağlı ölüm oranlarıysa bekarlarda çok daha yüksek seyrediyor. Bekar erkeklerde kalbe bağlı ölüm oranı evli erkeklere göre yüzde 60-68 daha yüksek saptanırken, beka... Devamı

Mutlu olmanın 20 püf noktası Psikoloji

2015-01-12 20:01:00

Mutlu olmanın 20 püf noktası Psikoloji   Mutlu olmak o kadar da zor değİl. Size mutluluk getirecek 20 önerimiz var. Minicik değişikliklerle hayatınıza renk katabilirsiniz. Deneyin, mutlu olun! Mutlu olmak ister misiniz? Kim istemez ki. Mutluluk çağlar boyu insanoğlunun peşinde olduğu yegane amaç. Yüzünüzde oluşan en küçük gülümsemenin bile hayatın ve insanların size karşı tutumunda yaratacağı büyük değişimi düşünürsek, mutlu olmak için ne kadar çok sebebimiz olduğunu daha net görürüz. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre mutluluğumuzun ve huzurumuzun yüzde 40’ı tercihlerimizin ve hayata bakışımızın sonucu. Bu nedenle hayata pozitif yaklaşmaya ve kendinize karşı daha iyi davranmaya bakın. Kötü şeyler yaşadığınızda kendinize şu telkinlerde bulunun: “Hayatta hiçbir şey benden daha önemli değil. İyiyim, harikayım.” Telkinin yanı sıra mutlu olmanızı kolaylaştıracak 20 önerimiz var. Deneyin, mutlu olun! 1 DANS, DANS VE DANS! Tüm egzersizler içinde en zevklisi şüphesiz dans etmek. Dans, hem neşenizi yerine getirir, hem formunuzu korumanıza yardımcı olur. Dahası sosyalleşmenize de katkı sağlar. Şimdi çekingenliği bir kenara bırakıp hemen yakın arkadaşlarınızla randevulaşın. Ve hafta sonu dans pistindeki yerinizi alın. 2 SEVDİKLERİNİZE KOCAMAN SARILIN Amerika, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre ten temasının hormonlar üstünde olumlu etkisi var. En çok da kucaklaşmak işe yarıyor. Araştırmaya göre sadece 20 saniye bile biriyle kucaklaşmak anti stres hormonu oksitosin’in kana karşıması için yeterli. İşte şimdi sevdik... Devamı

Birçok sorunun kaynağı Cinsel eğitimsizlik Mansur Beyazyürek

2015-01-11 02:38:00

Birçok sorunun kaynağı Cinsel eğitimsizlik Mansur Beyazyürek   Cinsellik kimi zaman övünç kimi zaman ise utanç kaynağı olarak algılanıyor. Oysa her insan özel ve değerlidir. Türkiye’nin en büyük sorunu cinsel eğitimsizlik. Bu konuda bulunduğumuz nokta ise içler acısı. Siyasetçisinden doktoruna, eğitimlisinden eğitimsizine büyük çoğunluk cinsellik hakkında hayret verici açıklamalar da bulunuyor. Ekim ayında katıldığım bir televizyon programında sunucu bana şöyle bir soru yöneltti: “Hocam sizce Türkiye’nin en büyük, en önemli sorunu nedir?” Bu soruya hiç tereddüt etmeden verdiğim cevap: “Cinsel eğitim, cinselliği bilememek... Elimde olsa eğitimin her aşamasında cinsel eğitimle ilgili dersler koydururdum, bizi yönetenlerin de bu eğitimi almalarını isterdim.” Ve daha ay bitmeden (31 Ekim 2012) gazetelere ve TV’lere şöyle bir haber düştü: “Yeşilay Mardin Şube Başkanı Lütfü Günlüoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, büyük illerden Artuklu Üniversitesi’ne okumaya gelen gençlerin beraberlerinde ‘ahlaksızlığı’ da getirdiklerini savundu, “kız-erkek gençlerimiz özgürlük ve medeniyet adına el ele uluorta gezmeye, herkesin önünde hayasızca sevişmeye başladılar” deyip acil önlem istedi.” Üniversite ve ahlaksızlığı aynı kefeye koyabilen bu kafaya yeterince tepki olmadığı şöyledursun, destekleyenler bile olduğu söylendi.     VAY AHLAKTAN BAŞIMIZA GELENLERE! Kişinin ahlak anlayışı kadın cinselliğine indirgenmişse, vay ahlaktan başımıza gelenlere! Katıldığım TV programında &u... Devamı

Bir ölümsüzlük öyküsü: Özgen Berkol Doğan… Mansur Beyazyürek

2015-01-11 02:37:00

Bir ölümsüzlük öyküsü: Özgen Berkol Doğan… Mansur Beyazyürek   Geride bıraktığımız yılın ülkemizin geleceği adına yaşadığımız en güzel gelişmelerinden biri 1 Aralık’ta Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi’nin açılışı oldu. Uçak kazasında kaybettiğimiz 27 yaşında bir dâhiydi Doğan... Geçtiğimiz yıl ülkemiz adına, geleceğimiz adına, çocuklarımız adına yaşanan onca olay (terör, savaş ihtimali, şiddet, hukuk uygulamaları gibi… ) beni umutsuzluğa sürüklerken çok az da olsa sanat ve bilim adına yapılanlar kendimi daha iyi hissettirdi. Benim için bunlardan en önemlisi 1 Aralık’ta açılan Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi idi. Ülkemin okuyanlara, kütüphanelere, Özgen Berkol’lara ihtiyacı var. Bu olay az da olsa basında yer aldı. Ben de yılın ilk ayındaki yazımı 2013’ün daha güzel, daha umutla dolu geçmesini dileyerek bu güzel olaya ayırdım. Sizlere Özgen Berkol’u tanıtmak istedim.     - Özgen Berkol Doğan, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ne (CERN) kabul edilen birkaç Türk fizikçiden biriydi. Kendisi Axion deneyi çalışmalarında bulundu. - Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi mezunuydu. - Bilimkurgu, bilgisayar oyunları özel ilgi alanlarıydı. - ‘Ben Efsane’, ‘Gece Kanatları’ gibi bilimkurgu romanlarını Türkçe’ye çevirmişti. İthaki Yayınları’ndan çıkan toplam 3 kitabı bulunuyor. - Dans, özellikle Latin dansları tutkunuydu. - Diğer tutkuları edebiyat, sinema, spor (dağcılık), fotoğraf idi…Ve bu benze... Devamı

Gerçek lüks, sevgi Mansur Beyazyürek

2015-01-11 02:36:00

Gerçek lüks, sevgi Mansur Beyazyürek   Herkesin kendine göre bir lüks tanımı vardır. Ve lüksün tarifi yapılırken her tanımın eksik kalacağını düşünüyorum. Ekonomik krizlere tezat, lüks tüketim markalarının satışları arttı. Oysa bence gerçek lüks, insan ilişkilerindeki lükstür. Size kendinizi iyi hissettiren eş, aile, dost, arkadaş, sevgili her kimse gerçek lüksü yaşatan kişidir. Amerikalı ünlü psikolog Abraham Maslow’un ortaya attığı ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanın olmazsa olmaz birincil ihtiyaçları fizyolojik (nefes alma, yeme içme, cinsellik, uyku vb...) Daha üst basamaklarda sırayla güvenlik, ( vücut, iş, etik, aile, sağlık, mülkiyet) ait olma, sevgi (arkadaşlık, aile) saygınlık (kendine saygı, güven, başarı, başkalarına saygı) ve en üstte de kendini gerçekleştirme (erdem, yaratıcılık, problem çözme vb…) yer alıyor. Bu hiyerarşinin hangi düzeyindeysek kişiliğimiz, dışa vuran davranışlarımızı belirliyor. Ve hangi düzeyi yaşıyorsak, o düzeyde belli bir oranda lüksü yaşıyoruz. ‘Tıkınmak’, ‘karnını doyurmak’, ‘yemek yemek’, ‘ziyafete gitmek’ birbirinden farklı şeyleri çağrıştırıyor. Aralarındaki nüansı belirleyen şey ise lüks. Son günlerde basında sıkça yer alan bir haber, beni insanın yaşamdaki ihtiyaçlarına dolayısıyla Maslow’un teorisine götürdü: Aralarında Chanel, Hermes, Louis Vuitton, Christian Dior gibi 75 markanın yer aldığı Comite Colbert ülkemizde etkinlikler yapıyor. 16-22 Ocak tarihlerinde İstanbul’da Colbert Festivali düzenlendi. Comite Colbert’in CEO’su Elisabet... Devamı

8 Mart Kadınlar Günü’ne girerken Kadına yönelik ŞİDDET giderek a

2015-01-11 02:36:00

8 Mart Kadınlar Günü’ne girerken Kadına yönelik ŞİDDET giderek artıyor! Mansur Beyazyürek    Erkeklerin utancı olan Dünya Kadınlar Günü’nüzü kutluyorum. Bir 8 Mart’a daha girerken, şiddetin giderek arttığını üzülerek takip ediyorum. 9 Şubat Cumartesi günü Cine 5’te katıldığım açık oturumun konusu ‘Şiddet’ idi. Aile içi şiddet, kadına şiddet, sporda şiddet, doktora şiddet, medyada şiddet… Şiddetin her türlüsüne değindik. 2 saat süren programda ben, konuklar, sunucu Ece Hanım birçok şey söyledik. Eminim biz söyledik, biz dinledik. Seninle’de 5 yıldır yazıyorum. Özellikle kadına şiddet konusuna defalarca değindim. Bir ruh sağlığı çalışanı olarak önerilerimi yazdım. Katıldığım TV programlarında düşüncelerimi söyledim. Yazılı basına demeçler verdim, panellerde konuştum. Konusunda uzman birçok kişi şiddet, çeşitleri ve çözümleri konusunda önerilerde bulunuyorlar. Sonuç: Şiddet azalmıyor, artıyor. Ve de artacak! (Kahin değilim ama biliyorum). Şiddet artacak çünkü: ● Ortada bir çelişki var, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, aile değerleri ve ailenin korunmasına yönelik çalışıyor. Kadına şiddet en çok aile bireyleri tarafından uygulanıyor. Maddi sorunlar düşünülmeden çok çocuk önerileri, bakanın bağlı olduğu siyasi görüş açısından destekleniyor. ● KOZA gibi, kadını şiddetten koruyacak kurumların, yapıların artması şiddeti önleyemiyor. Hemen her gün gazetelerde okuyoruz; ‘Koruma altındaki kadın eşi tarafından öldürüldü’... ● 15 bin mahkumun salınmasını öngören yas... Devamı

Tatildeyim.Lütfen rahatsız etmeyin! Mansur Beyazyürek

2015-01-11 02:35:00

Tatildeyim.Lütfen rahatsız etmeyin! Mansur Beyazyürek   caption Tatil, dinlenme kavramlarım ve bunları yaşayış şeklim bazılarına hep tuhaf gelmiştir. Gerçek tatil, gerçek dinlenme özgürlük olmalı bence… Tıp Fakültesi 2. sınıfta Fizyoloji dersi hocamızın her canlının, ‘’Hayatını devam ettirebilmesi için dinlenmeye ihtiyacı vardır, uyku çok önemlidir’’ sözlerine, ‘’Peki kalbimiz hocam, o dinlenmeden nasıl sürekli çalışıyor?’’ şeklinde bir soru ile itiraz etmiştim. Rahmetli Muammer (Bilge) hoca hiç unutmadığım şu cevabı vermişti. “Kalp de dinleniyor, dinlenmeden çalışabilir mi? O, iki vuruş arasında dinleniyor.’’ Birçok vesileyle tekrarladığım bu sözler benim tatil, dinlenme kavramlarına bakışımı değiştirdi. İnsan çalışırken de dinlenebilmeliydi. Ya da tatile, dinlenmeye çok uzun süre ayırmanın anlamı yoktu. Dinlenme için oturup ayrı zamanlar, uzun programlar oluşturmak belki de dinlenmemizi engelliyordu. Bu nedenle 63 yılı geride bıraktığım ömrümde uzun tatil planlarım hiç olmadı. Ve bu yaşadığım hayatta hiç ama hiç kendimi yorgun, bitik hissetmedim (Bazı kısa süreli rahatsızlıklar hariç). Tatil, dinlenme kavramlarım ve bunları yaşayış şeklim bazılarına hep tuhaf, ilginç gelmiştir. Hayatımızı devam ettirebilmek için en gerekli başlıca organ olan beynimiz biz uykudayken dinlenir, bunu da özgürce, baskısız çalışarak yerine getirir, rüyalarla... Gerçek tatil, gerçek dinlenmede de özgürlük olmalı bence. Düşünün 2 hayati organımızdan biri (kalbimiz) çalışırken, diğeri (beynimiz) özgürce dilediğini yaparak dinlen... Devamı

BENİM BABAM 100 yaşında! Mansur Beyazyürek

2015-01-11 02:35:00

BENİM BABAM 100 yaşında! Mansur Beyazyürek   Eğer yaşasaydı şimdi 100 yaşında olacaktı babam. Onun bana öğrettiklerini anlatırken kelimeler aciz kalıyor. Babam hep derdi ki, “Baba olmak kolay ama babalık zor...” Cem Karaca ‘Baba’ isimli düzenlemesinin başında, “Bir dolu şey söylendi analar için, ana gibi yar dediler, ama hep analar için, bu da benim ağıtım olsun babalar için” der. Gerçekte, yaşamımızın her evresine etkisi olan babalarımız için çok daha fazla şeyler yazmalı, söylemeliyiz diye düşünüyorum. Haziran ayında Babalar Günü kutlanır. Oldum olası böyle günleri benimseyemedim. Hayatımızdaki eşsiz değerleri maddeleştirdiğimizi, alışverişi körükleyen kapitalist düzenin oyununa alet olduğumuzu düşünürüm böyle günlerde. Yıllardır ancak ismi-doğumu-ölümü yazılı soğuk mermerini ziyaret edebildiğim babam, benimle o kadar canlı, o kadar vardır ki, böyle günlere sığmaz. Hangi baba sığabilir ki... Babamı anlatmak çok zor. Sözlerini yazarken bile kelimelerin güçsüzlüğünü derinden hissediyorum   BABA OLMAK KOLAY AMA BABALIK ZOR “Artık babasız olduğuna göre bir babanın anısıyla baş etmek zorundasın. Çoğu zaman bu anı hayattaki bir babadan daha güçlüdür” der Donald Barthelme. Ben de bu güçlü anılardan bir demet sunmaya çalışacağım sizlere. İşte babamın ağzından babam;  ● Baba olmak kolay, babalık zor, ama dünyanın en güzel duygularından biri, teşekkürler çocuklar bana bunu yaşattığınız için. ● İlkokulu 3 yıl okudum, alfabeyi sonradan öğrendim. Atatü... Devamı

İNCİ TÜRKAY Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:34:00

İNCİ TÜRKAY “Hayatımın en kötü sürprizi boşanma sebebimdir” Röportaj İnci Türkay “Güven, sevgi, şefkat, saygı duyacağım bir erkekle birlikte olmayı arzu ediyorum. Hayatımdaki erkek bana kendimi özel hissettirmeli, bu çok önemli” diyor İnci Türkay... Rol aldığı tiyatro oyunları ayakta alkışlanıyor, dizileri reyting rekorları kırıyor, çocuklara ve hayvanlara tapıyor. Oğlu Ali onun her şeyi... Anne-oğul ilişkisini dünyanın en özel ilişkisi olarak tanımlıyor. Severek evlendiği eşinden bir süre önce ayrılan, “önceliğinin hep aile” olduğunu söyleyen, ekranlara son günlerin popüler dizisi ‘Cuma’ya Kalsa’ ile gelen İnci Türkay, sorularımıza içtenlikle cevap veriyor. Öncelikle aramıza yeniden hoşgeldiniz. Ekranlar da, sevenleriniz de sizi çok özlemişti. Uzakta kaldığınız süre içinde hayat nasıldı? Ekrana ara vermenin tek sebebi oğlum Ali idi. ‘Sihirli Annem’ dizisinin son dönemlerinde Ali’yi dünyaya getirdim. Sonrasında onun herşeyiyle birebir ilgilenmek için dizi ve ekran çalışmalarıma ara verdim. Bu dönemde en çok Ali’ye vakit ayırdım. Onun bütün ilklerini yaşadım. Bol bol seyahat ettim. Yurtdışında oyunlar izledim, ayrıca yepyeni bir iş öğrendim; ticaret... Taygatoys adlı sadece doğal malzemelerle üretilen ve çocukların gelişimine büyük fayda sağlayan oyuncak şirketini kurdum. İthalat, ihracat, gümrük gibi ticari hayatın vazgeçilmezlerini ders alarak öğrendim. Muhasebe, perakende ve iş hayatı konusunda da birçok şey kattım kendime. Tüm bunlarla ne kadar çok meşgul olursam olayım aslında en çok oyunculuğu sevdiğim... Devamı

BURCU GÜNEŞ Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:33:00

BURCU GÜNEŞ "Hayatım boyunca biri bana sahip çıksın istedim" Röportaj Burcu Güneş Beş albümden sonra ilk single’ını çıkarmaya hazırlanan Burcu Güneş, hayatta sahip olduklarının değerini çok iyi biliyor. Onun için sevgi her şey demek. Güneş ile hayat üzerine konuştuk. Annesi babası 7 yaşındayken ayrıldığı için hep bir yanı eksik büyümüş Burcu Güneş. Sesindeki güç belki içindeki çığlıktan bu kadar yüksek, bu kadar buruk, bu kadar hüzünlü... Babası ölene kadar hep annesi ile babasını bir araya getirmeye çabalamış çocuk yüreğiyle. Biri ona sahip çıksın, sevsin, saçını okşasın istemiş. İlk evliliğini bu düşüncelerle yapmış. Pişman mı? Hayır... Şimdiki ilişkisinde çok güçlü, ayakları yere basıyor, seviyor, seviliyor. Ama o hala içindeki masum çocuğun sesine kulak veriyor. Onu susturacak, besleyecek şeylerle doyurmaya çalışıyor. Bu yüzden diyor; “Boşanmış ailelerin çocuklarının bir yanı hep eksik kalır” diye... Özellikle de kızların... Çünkü onlar babalarının en büyük aşkıdır. Single’ınız hayırlı olsun. Teşekkürler. Bu benim ilk single’ım. 5 albüm sonra geldi. Temmuz ayı ortalarında sevenlerimle buluşacak. Burcu Güneş içinde nasıl biri? İçerideki hayatımda bambaşka bir insanım. Çok daha sakin, sessiz, dinleyen... Dışarıda kendimi ifade etmem gerekiyor. Dışarıdaki hayatımda sonuçta yine aynı kadınım ama kenarda köşede durmayı kendimi dinlemeyi çok seviyorum. İlham böyle mi geliyor? Sessizlik anında gelen yaratıcı sesleri dışarıda olduğumda, yoğun olduğumd... Devamı

İpek Tuzcuoğlu Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:32:00

İpek Tuzcuoğlu "Güzelliğimi sadece kendime fısıldıyorum" Röportaj İpek Tuzcuoğlu İpek Tuzcuoğlu, elini attığı her işten başarıyla çıkan bir kadın. Oyunculuk, televizyon programcılığı, yazarlık… Zaman zaman sivri sözleriyle de dikkat çekiyor. O, tüm bunlara röportajımız ile açıklık getiriyor. Etkileyici bakışları var, zarif bir tarzı. Takıp takıştırmak yerine özündeki sadelik ne ise o kadar sade giyiniyor. Çünkü takıp takıştırmanın ruhtaki açıklıkları gizlemek için araç olduğunu düşünüyor. Şimdilerde yeni dizisi “Dürüye’nin Güğümleri” için Muğla’da çekimde. Arada Bodrum’da tatil de yapıyor, sevdiği arkadaşlarıyla hayatın tadını çıkarıyor. Bir taraftan Star gazetesinde köşe yazıyor, gezip gördüğü yerleri okurlarıyla paylaşıyor. İpek Tuzcuoğlu ile yeni dizisinden hayata bakışına, güzellik sırlarından evliliğe dair pek çok konuda söyleştik. Bir röportajınızda kadınların erkekleri damızlık olarak kullandıklarını söylemiştiniz. Her gün sevgili değiştiren erkekler kadınlara nasıl bakıyor dersiniz? Bunu tek bir cümle gibi değerlendirmek çok yanlış. Burada benim anlatmak istediğim; çocuk yapmak için bazı kadınların sevgiyi ve aşkı, yaşamlarına sokmadan hareket etmesi üzerineydi. Hatta buna günümüzde gittikçe yaygınlaşan sperm bankalarını da dahil edebilirim. Bu söz sadece bir tek amaç uğruna, “aman yaşım geçiyor çocuk yapmalıyım” konsepti üzerine yaşam kuran kişilerle ilgili. Tanrı dünya var olduğunda Adem ve Havva’yı yaratmış ve düzeni bu iki cins üzerine kurmuş. Aile denilen kavra... Devamı

Ekin Türkmen Ekin Türkmen

2015-01-08 03:31:00

Ekin Türkmen "Aşıkken mevsim hep bahar" Röportaj   Ekin Türkmen ‘Küçük Kadınlar’ dizisinin yüzü hiç gülmeyen ablası Elif’i canlandıran Ekin Türkmen, yeni sezonda ‘Adanalı’ dizisiyle ekranlara gelecek. Bu kez yüzünün gülmesini umduğumuz Türkmen ile ABD seyahatinden aşkta son duruma kadar her şeyi konuştuk. Ekmek Teknesi’nin ondaki yeri apayrı. İlk gözağrısı, ilk okulu, ilk heyecanı. Aradan onca zaman geçmiş, farklı roller denemiş olmasına rağmen dizinin setini de, oradaki rolünü de unutamıyor. “Onun gibisi hiç olmadı” diyecek kadar cesur. Sektörün değişime uğramasının da bunda payı olduğu görüşünde… Güzel, alımlı, kendisi kabul etmiyor ama hayranlarınca çok seksi. Aşk, ayaklarının yerden kesilmesi, gözlerinin kör olması, çocuklar gibi heyecanlanması demek onun için. Bu duyguları hissetmeyi keyifli buluyor. Aşkı hayatın anlamı olarak görüyor. Aşık mı? Onu da röportajımızda söylüyor. Oyunculuğa ‘Ekmek Teknesi’ dizisiyle başladınız. Bugünden geçmişe baktığınızda neler hissediyorsunuz? Öncelikle oyunculuğumun geliştiğini hissediyorum. Ama daha önemlisi ben de değiştim. Tabi ki çok gençtim. Bazı şeylerin bilincine yaş aldıkça varıyorsunuz. Hayat tecrübesi edinmek çok önemli. Şimdi daha olgun ve bu işi yapabilmek için daha donanımlı hissediyorum kendimi... Bir yanda da ‘Ekmek Teknesi’ setinin hep aklımda olacağını, hayatımda çok özel bir yeri olduğunu hiç unutmuyorum. Gerçekten onun gibisi hiç olmadı. O sette çalışmış herkes eminim benim gibi d&uu... Devamı

Lolita Asil Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:28:00

Kadınlar yeşil erkekler kırmızıdır Röportaj Lolita Asil Kadavra ressamı Lolita Asil, her insanın çevresine bir renk yaydığını söylüyor. Renginiz oranında da sağlığınız, ilişkileriniz, başarınız, istekleriniz ve geleceğiniz şekilleniyor. Çok sakin, huzurlu... Ama ölüm ile yaşam hakkında bilmek istedikleri var. Annesini 4 yaşında kalp romatizmasından kaybetmiş. Babasını ise 6 ay önce annesinin yanına uğurlamış. Ama o oldum olası hep hayatı ve renklerini sorgulamış. İnsanların da iç renklerinin olduğunu, her renkten bir tutam bulunduranların çok daha huzurlu yaşadığını düşünüyor. Örneğin mavi huzur rengi, mor dahilik... Ama ikisinin de fazlasında kaçacak delik arayacak kadar fena. Bunu anlamak o kadar kolay değil, anlatmak da... İşin ucunu bir kere tuttunuz mu bırakmayacak kadar da sarıyor. Renkler dünyasında fırçalarla huzur bulan ressam Lolita Asil ile bu kez kadavraların içine değil, gerçek yaşamdaki insanların renklerine yolculuğa çıktık. Kadınların rengi var mı? Sadece kadınların değil, herkesin rengi vardır. Ruh soyut bir şeydir ama beden renk taşır. Biraz daha detaya inersek... Vücut bu sisteme ayak uydurmak zorundaysa bu sistemin içindeki yapıları taşımak zorunda. Ses dalgalarını algılayabilecek bir vücut yapısına sahip olmak zorunda. Belli bir renk skalasını kendi vücudunda da mikro ve makro denge olarak barındırmak zorunda. Biz aslında bu evrenin bir parçasıyız. Öyle düşünürsek her gezegenin, her büyük ve küçük parçanın rengi olmak zorunda zaten. Dışarıdaki dünya madde dünyası değil, manevi bir dünya. Bu dünyada ses, ısı ve renk dediğimiz, ışık dediğimiz şeyler var. Bunları elementlerle, ses dalgalarıyla,... Devamı

Atiye Deniz Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:26:00

Atiye Deniz "Bu yıl benim yılım oldu" Röportaj   Atiye Deniz Kıpır kıpır şarkıları, kıvrak danslarıyla müziğe yeni bir soluk getiren Atiye, şu sıralar ‘Camp Rock 2: Büyük Final’ filmi için seslendirdiği Türkçe sountrack’iyle konuşuluyor. Genç yıldız müzik dünyasına girdiği yıldan itibaren başarısını arttırmaya devam ediyor. Üç yıl önce çıkardığı ‘Gözyaşlarım’ albümündeki ‘Don’t Think’ parçasıyla hayatımıza girdi Atiye. R&B tarzındaki albümünde hem İngilizce hem de Türkçe parçalar söylüyordu. Çok kısa sürede yakaladığı başarı, Kral TV Müzik Ödülleri’nde ‘En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı’ ödülünü kazanmasını sağladı. Sonra ikinci albüm geldi. Yine şarkılarıyla müzik kanallarının listelerinde ilk 3’te yerini aldı. Almanya’dan gelen bu kızı çok seviyoruz. Neden sevmeyelim ki? Sahnede rengarenk giyiniyor, konserlerinde, kliplerinde kıpır kıpır danslara imza atıyor. Kısacası Atiye, yerinde duramıyor. Bu yüzdendir ki, müziğin farklı türlerini seslendirmekten hiç çekinmiyor. Bazen R&B söyleyerek gırtlak yapısının ne kadar iyi olduğunu gösteriyor bazen de rock müziğinin isyankar tonlarında kaybolmayı tercih ediyor. Onun bu cesur başarılı adımları, ismini sık sık duymamıza da neden oluyor. İşte kendisinin de dediği gibi bu yıl Atiye’nin yılı oldu. Önce ‘Salla’ şarkısıyla yerimizde duramadık, sonra yazın o kavurucu sıcaklarında ‘Dondurma’ parçasıyla eğlendik. Teoman’la düet yaptığı ‘Kal’ isimli şarkısı ise sezonun en popüler dizisi &... Devamı

Sibel Tüzün Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:24:00

Sibel Tüzün ''Aşk korku ile yaşanmaz'' Röportaj Sibel Tüzün Beş buçuk yaşındaki kızı Elaya ile birebir ilgilenmek dışında müzik çalışmaları, tiyatrolar ve modern sanat etkinlikleri arasında mekik dokuyor. Bu kadar koşturma arasına bir de yeni bir albüm çıkartan Sibel Tüzün, sorularımıza içtenlikle yanıt verdi. Yaklaşık on aylık bir aradan sonra aşkı anlatan beş şarkılık EP formatındaki yeni albümü ‘Saten’ ile dinleyicilerinin karşısına çıkan Sibel Tüzün, yeni heyecanlar yaşıyor. Albüme adını veren ‘Saten’ de dahil olmak üzere üç şarkının müziği ve iki şarkının sözleri de yine sanatçının imzasını taşıyor. Cesur ve iddialı sözler, etkileyici bir yorumla Ege ve Akdeniz’in tutkusunu albümü aracılığıyla dinleyicilerine aktaran, onların kalplerine dokunan Tüzün’ün aslında söylemek istediği: “Korkmayın, aşkı doyasıya yaşayın”. Biz de kendisine sorduk aşkı nasıl yaşadığını. Cevabı, “cesurca” oldu. Daha fazlası röportajımızda... Bu albüme kadar aslında boş durmadınız ama bir görünüp bir kayboluyorsunuz. En son 2003 ‘Kırmızı’, 2004 ‘Kıpkırmızı’, 2005 kızımın doğumu ve yıl sonunda bir single çalışması, 2006 Eurovision Şarkı Yarışması, 2007 ‘Çılgın Dersane Kampta’ sinema filmi, 2008 iki şarkılık single çalışma ‘Aç Telefonu’ ve ‘Yaz Aşkı’, yine 2008 bir Broadway uyarlaması, müzikal ‘Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş’, 2009 caz projeleri, sahne projeleri ve bir çağdaş tiyatro oyunu, 2010 ‘Saten’ albümü... Bu süreçte aslında sinema, tiyatroyu, e... Devamı

Zeynep Beşerler Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:17:00

Zeynep Beşerler "Uzun süreli ilişki, evliliğin düşmanıdır" Röportaj   Zeynep Beşerler ‘Arka Sokaklar’ dizisinin esmer güzeli Zeynep Beşerler, hayal kurmuyor, erkeğe karşı ilk adımı kendisi atıyor. Özellikle de ilişkilerin ilk altı ay içinde adının konması gerektiğini savunuyor. “Aksi evliliğin düşmanı olur” diyor. Sebebini de röportajımızda açıklıyor. Pozitif. Yüzünden gülümseme hiç eksik olmuyor. Uzun soluklu bir ilişkinin ardından “Tıkandığı noktada bitti. Böyle olması gerekiyordu” diyor. Acı çekmiş mi? Bir parça ama kendini paralamamış. “Hayat devam ediyor” diyor. Egolarının, hırslarının olmadığını, bu kötü özelliklerin ilişkileri de hayatı da zorlaştırdığını düşünüyor. Hayata, ilişkilere, kendine dair pek çok şey söylüyor.   ‘Arka Sokaklar’ dizisinin setleri nasıl geçiyor? Koşuşturmayla... Haftanın beş günü setteyiz. Role adapte olmak zor oldu mu? Çok zor olmadı çünkü ekipteki insanların çoğunu önceden tanıyordum. Rol olarak da istediğim bir şeydi polisiye bir dizide oynamak. O yüzden çok keyifli oldu. Gerçek yaşamda polis olmayı ister miydiniz? Onların çok zor bir hayatı var. Sürekli yaptıkları iş nedeniyle can güvenlikleri yok. Stresle yaşıyor olmak gerçekten çok zor. İstemezdim gerçek hayatta polis olmayı. O kadar erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz ki, belki kadın polis olduğunuz zaman size duyulan saygı bir nebze daha fazla olabilir ama korkudan. Kadınlara nasıl davranıldığını hepimiz biliyoruz. Kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak gören bi... Devamı

Şahnaz Çakıralp Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:15:00

Şahnaz Çakıralp "Kadın üzerinden siyaset yapılmasın" Röportaj Şahnaz Çakıralp Yeni dizisi ‘Kirli Beyaz’da şarkıcılığa gönül vermiş bir kadını canlandıran Şahnaz Çakıralp, elinde sihirli bir değnek olsa kadın istismarını önlemeyi ve kadın üzerinden siyaset yapılmasını engellemek istiyor. Roller aynı gibi görülebilir ama karakterler farklı. Bunun kendisine çok fazla şey kattığını düşünüyor. Konservatuardaki hocalarından da övgü alıyor. Oynadığı son dört dizide şarkıcı rollerinde ekranlarda izlediğimiz Şahnaz Çakıralp, gerçek yaşamında da şarkı söylemeyi çok seviyor. Mesleği gereği şan dersi de aldığını söylüyor. Gelecekle ilgili tek amacı iyinin daha iyisini yapmak, mükemmelin daha mükemmeli olmak. İşiyle ilgili çok olumlu cümleler kurarken özel yaşamıyla ilgili “Uzun ilişkiler yaşıyorsunuz ama nikah söz konusu olunca direkten dönüyorsunuz” sözüne şu karşılığı veriyor: “Hayatın akışını değiştirmek mümkün değil.” İnsanı etkileyen gözleri var. Yemyeşil ve derin... Güzel olduğunun farkında ama “hem güzel hem akıllı olmak daha avantajlı” diyor. Dışarıdan bakıldığında kilolu bir kadın olarak görünüyorsa da o buna katılmıyor. “Balık etli bir kadınım” diyor. Yani kendiyle barışık. Kimin ne dediğinin, ne düşündüğünün önemi yok. Hayattan zevk almayı, anı yaşamayı seviyor, gelecekle ilgili çok büyük planlar yapmaktan kaçınıyor. Yeni dizisi, hayatı, kadınlarla ilgili düşünceleri, evliliğe bakışı, çocuk planlarıyla ilgili sorduğumuz sorulara Şahnaz Çakıralp bakın nasıl cevaplar veriyor.  ... Devamı

Aslı Enver Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:07:00

Aslı Enver 'Karşılıklı aşk tadından yenmez' Röportaj “Kavak Yelleri” dizisinin Mine’si Aslı Enver, hayata umutla bakan genç bir oyuncu. Enver; ailesini, düşlerini, hedeflerini röportajımızda paylaştı. Yalnız gençlerin değil yetişkinlerin de severek takip ettiği ‘Kavak Yelleri’ dizisi ilgiyle takip ediliyor. Oradaki karakterlerin yaşadıkları, nasıl karar verecekleri merakla bekleniyor. Örneğin son bölümlerde Mine’nin hamilelik durumu, ne karar vereceği merakla uyandırıyor. Bu kadar yerli dizinin olduğu, reyting kaygılarının yaşandığı, bazı dizilerin yayından kaldırıldığı bir dönemde nasıl oluyor da bir gençlik dizisi bu kadar ilgiyle takip ediliyor? Başrol oyuncularından Aslı Enver, bunu ‘samimi’ olmaya bağlıyor. Diğer sorularımızı da bakın nasıl yanıtlıyor: Bolca yerli dizinin olduğu, reyting kaygılarının yaşandığı televizyon dünyasında ‘Kavak Yelleri’ uzun zamandır sıkı sıkıya takip ediliyor. Dizinin bu kadar çok sevileceğini tahmin etmiş miydiniz? Bir işe elbette o işin uzun süreceğine ve başarılı olacağınıza inanarak başlıyorsunuz. Bu yüzden Kavak Yelleri'nin başarısı benim için çok büyük bir sürpriz olmadı. Başta yapım şirketinin, ‘Tims Productions’un olması bana çok güven verdi. Özverilerle çalışan bir ekip ile çalıştığımız için uzun zamandır takip ediliyoruz ve bu bizi çok mutlu ediyor. Sizce bu ilginin asıl sebebi ne olabilir? Her işin bir enerjisi vardır. İnsanlar o enerjiyi sever ya da sevmez. Bizim işimizin de enerjisi insanlar tarafından sevildi, samimiyeti sevildi ve alışkanlık haline geldi. Kısacası işimizin samimiyetini sevdi izleyici.  Dizide Mine, Deniz ile nikah masasında... Devamı

Şenay Gürler Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:06:00

Şenay Gürler 'Aşkta strateji değil samimiyet önemli' Röportaj   Şenay Gürler Şenay Gürler, şu sıralar oynadığı iki tiyatro oyunu, bir dizi ve seslendirme nedeniyle yoğun bir koşuşturma içinde. İstanbul’a bayılıyor. Hayatın ona sunduklarından ve aldıklarından çıkardığı çok ders var, her şeye hazırlıklı. Bir şey hariç; anneanne olmak...  Kanal D’de yayınlanan ‘Sırlar’ diziinde rol alan Şenay Gürler, 24 yaşında bir kızı olan genç ve güzel bir kadın. Yıllarca bekar anne olarak yaşamış. Karşısına evliliği düşündürecek kimse çıkmamış. Ama bu olmayacak anlamına da gelmiyor. Çünkü şu anda fena halde aşık.  “Güçlü bir kadınım ama gücüm güçsüzlüğümden geliyor. Ayrıca iç sesime çok inanır, onu çok dinlerim. Bana nerede, ne yapacağımı söyler. Şimdiye dek yanıltmadı da.” Yaşından çok genç duruyor. Enerjik ama bir o kadar sakin görünüyor. İzmirli. İstanbul’a gelmeyi öğrencilik yıllarında aklına koymuş. Kızıyla birlikte büyümüş. O yüzden en yakın arkadaşı, 24 yaşındaki kızı Duygu. En büyük zaafı da o. Bugüne dek çok sıkıntı çekmiş ama “Şimdi her şey yolunda” diyor.  Aynı anda iki tiyatro oyunu ve bir dizide oynuyorsunuz. Müthiş bir enerjiniz olmalı? ‘Çelik Manolyalar’ ve ‘Ay Işığı Tarifesi’ adlı tiyatro oyunlarında ve ‘Küçük Sırlar’ dizisinde oynuyorum. Geçen sezonun ikinci yarısında başlamıştık ‘Çelik Manolyalar’a, bu yıl da aynı hızda devam ediyoruz. 80’li yıllarda çekilmiş, güzel... Devamı

Zahide Yetiş Hayatı Röportaj

2015-01-08 03:05:00

Doktorum’un sunucuları diyor ki; Başarılıyız çünkü samimi ve eğlenceliyiz Röportaj   Doktorum programı istikrarla yola devam ediyor. Sunuculardan biri gerçek doktor ve her gün ameliyat kıyafetleri içinde, operasyondan çıkıp program sunmaya gelmiş gibiler. ‘Reyting’ açgözlüsüne yenilmeyen programın başarı sırrını sunucularıyla konuştuk. Kanal D stüdyosunda ‘Doktorum’ programı henüz bitmiş. Programı, sunucu Zahide Yetiş ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr Aytuğ Kolankaya birlikte sunuyor ama yanlarında, yayındayken de yayın sonrası da koşturan ve başarıda önemli katkısı olan, kalabalık bir ekip yer alıyor. Marka olmuş bir programda pay sahibi olmak kadar, bir canlı yayını daha aksamadan bitirmenin adrenalini var herkesin yüzünde. İki yıl önce ekrandan evlere konuk olmaya başlayan ve son bir yıldır da canlı olarak yayınlanan programın başarılı yüzleriyle, kendilerini tarif edişleri gibi samimi ve eğlenceli bir röportaj yaptık. Doktorum’un yapılış amacı ne? Aytuğ Kolankaya: Yıllardır televizyonda birçok programa konuk oluyordum. Daha çok kadın programları içinde sağlık haberlerine yer veriliyordu ve bazen o kadar tuhaf şeyler ortaya çıkıyordu ki... Bir programa konuk olduğunuzda, sizden önce bir türkücü, sizden sonra bir stand-up konuğu oluyor, arada reklam kuşağı çıkıyordu. Üstelik programda kaç dakika konuşacağınızı bilmiyordunuz. Belli bir konuyu anlatacağım diye gittiğinizde, araya başka bir şey girip, konu yarıda kalabiliyordu. Siz sözünüzü bitiremediğiniz için de bazen yanlış mesaj vermiş bile olabiliyordunuz. Bu durumdan gerçekten doktorlar da rahatsız oluyordu. Bunlar üzerinde düş&u... Devamı

. .